Anasayfa Hacettepeliler:Gezi notları Bu haber 4548 kez okundu.
(İHA) - İhlas Haber Ajansı | Haber Girişi: 06.05.2007 - 08:45, Güncelleme: 06.05.2007 - 08:45

Hacettepeliler:Gezi notları

 

Hacettepeliler:Gezi notları

Başlıktaki isimde galiba bir pop müzik gurubu var. Konumuz tabii ki onlar değil. Adını Ankara’nın, o eski mahallesinden alan bir okul. Hani o hastanesi, eski ahşap evleri, toptancıları, Mehmet Akif rahmetlinin Tacettin dergahının olduğu Samanpazarı ile Cebeci arasındaki Hacettepe Üniversitesi. Ondan bahsedeceğiz
Başlıktaki isimde galiba bir pop müzik gurubu var. Konumuz tabii ki onlar değil. Adını Ankara’nın, o eski mahallesinden alan bir okul. Hani o hastanesi, eski ahşap evleri, toptancıları, Mehmet Akif rahmetlinin Tacettin dergahının olduğu Samanpazarı ile Cebeci arasındaki Hacettepe Üniversitesi. Ondan bahsedeceğiz. Ana kampusü Beytepe’de olan bu üniversite biliyoruz ki ülkemizin gözde eğitim kurumlarından biri. 18. Mayıs Cuma günü bu üniversitenin Fen fakültesi Biyoloji bölümü öğretim üyeleri ve son sınıf öğrencilerini ilçemizde misafir ettik. Aradan bunca zaman geçti, haber ve konu biraz eskidi denilebilir ama, teknik bir takım sebeplerle maalesef bu güne kaldı. Yine de ilginç olacağına inanıyorum. Bu gecikme dolayısıyla da özür diliyorum. Daha önce belediyemiz halkla ilişkiler bürosu ile temasa geçmelerine rağmen Yusuf Çetintaş’ın yoğun programı sebebiyle benim rehberliğimde bir gezi yapılması planlandı. İyi ki de onlarla beraber olmuştum. Niye mi?  Onlar sayesinde ilk defa ilçemizin henüz görmediğim bir kesimini görüp inceleme fırsatı buldum. Grup başkanı Prof. Dr. Kadriye Sorgun hanımefendi ile anlaştığımız üzere 18. Mayıs günü sabah 10:00 da İlçe girişinde buluştuk. 30 kadar öğrenci, Prof. Dr. Sadık bey, sekreter hanım ile selam ve tanışma faslından sonra Güvem’e yollandık. Havanın yağış meyilli olmasından dolayı tedirginlik de yok değildi ama aldırmadık. Güvem de jandarma karakolu ile daha önceden izin konusunda gerekli prosedür tamamlanmıştı. Biliyoruz ki, Beşkonak köyündeki Diyamotid (Bitki ve hayvan fosilleri) yatakları vaktiyle usülsüz araştırma ve kazı yüzünden tahrip edildiği için, izin alınmadan bölgeye giriş ve araştırma yapılamıyor. Komutanın ikramı olan çaydan sonra ilk durak olarak Güvem Beşkonak arasındaki köprünün iki yanında bulunan bir jeoloji harikası sayabileceğimiz “sabun kayalar” ı ziyaret ettik. Sabun dilimi şeklinde düzenli bloklardan oluştuğu için bu ismi alan görünüm herkesin ilgisini çekti. Buradan Beşkonak köyüne geldiğimizde, muhtarı bulamadığımız için bir köylünün yardım ve tarifi ile diyamotid yataklarının olduğu yere yürüdük. Fazla açılmadan, su deposu hafriyatı yanında bir miktar yaprak fosili bulup inceleme imkanı bulduk. Yağmur da bastırdığı için acele otobüse dönüp köyden ayrıldık. Bölgemiz çok eski çağlarda volkanik püskürmelere sahne olduğu için, jeolojik zenginliklerle dolu. Sabun kayalar ve diyamotidler bunun birer örneği. Öğleye doğru hareket edip ilçeye geldik. Onları Hal civarında alışveriş için bırakıp Cuma namazı için gidip döndüğümde benim için sürpriz bir sahneye şahid oldum. Kendi kendilerine, hal içinde yeni açılan Kısmet bazlama imalat evine gelmişler, burada yetkililerin müsaadesi ile masalarda aperatif bir şeyler yiyorlardı. Burada, bu misafirperverlik anlayışını gösteren sevgili Durali ve Mustafa Keleş kardeşlere teşekkürü borç biliyorum. Bu yemek ve alışverişten sonra otobüse binip Soğuksu Milli Parkı’na yöneldik. Hafif bir yağmur altında Kuyubaşı mevkiine vardık. Burada serbest kalan öğrenciler küçük çocuklar gibi oyun araçlarında eğlendiler. Sayın Prof. Sadık bey nezaretinde çevredeki (flora) bitki örtüsü üzerinde kısa bir değerlendirme yapıldı. Bu kadar Latince bitki ve hayvan ismini nasıl hatırda tuttukları hep merakımı celbetmiştir.  Sadık hoca, bunun artık bir alışkanlık haline geldiğini belirtti. Ayrıca çam ağaçlarında o bildiğimiz sakala benzeyen dokuya “liken” dendiğini ve bu dokunun hava kirliliğine çok duyarlı olduğu için sadece fazla miktarda oksijen olan yüksek yerlerde olduğunu da öğrenmiş oldum. Ne yalan söyleyeyim orman bölgesinde yaşamış olmama rağmen bu güne kadar bilmiyordum. Bu arada öğrenciler, gördükleri küçük hayvancıkları elleri ile tutup yanlarında getirdikleri alkollü suya koyuyorlardı. İleride bunlar incelenecek ve belki de koleksiyon halinde okulun bir köşesinde sergilenecekti. Bölgede görülebilecek ilginç başka bir yer olup olmadığını sorunca, Kuzcapınar’daki ağaç fosilden bahsettim. Yaya olarak epey süreceği için çevre yolu ayrımına kadar otobüs ile ondan sonra da yaya devam ettik. Fakat Kuzcapınar’ da otobüsün dönebileceği bir yer var olduğunu gördük. Kaptan bizi geride beklerken fosil ağaç ziyaret edildi ve hakkında hocaları bilgi verdi. Yanında fotoğraf çektirip ayrıldık. Otobüsün yanına geldiğimizde kaptanımız heyecanla bir başka sürprizden bahsetti. Çevre yolunda manevra yaparken, bir ayı ve iki yavrusu ile karşılaşmış. Ana ayı otobüsü görünce ayağa kalkıp ellerini tehditkar bir eda ile sallamış sonrada yavrularını önüne katmış ve yolu geçerek güney istikametine yürümüş. İnanılır gibi değildi. Daha önce de duymuş olmama rağmen ayıya ilk defa bu kadar yakın olmamız bayağı heyecanlandırmıştı. Az ileride gördüğümüz taze ayı dışkıları da kaptanı teyid ediyordu. Yürürken ayı ile karşılaşsa idik acaba ne yapardık, neler olurdu ? Bu sorular hakkında öğrencilerin yaptığı yorumlar bile yaşanan paniğin boyutlarını gösteriyordu. Sonraki durağımız Ziyaretçi Merkezi idi. Buraya gelirken Patalya termal tesisi ve Altın su hakkında kendilerine bilgi verdim. Her yönü ile ayrı bir çekiciliği ve güzelliği olan Milli Parkımızdan oldukça olumlu intibalarla ayrılıyorlardı. Ziyaretçi merkezinde, Milli Parkta yaşayan hayvanların tahnitleri ve farklı bitki koleksiyonları da branşları olması hasebiyle oldukça ilgilerini çekti. Sayın hocalarının konu ile ilgili açıklamaları eklenince başarılı bir ders süreci canlı olarak yaşandı diyebilirim. Ziyaretimiz bu minval üzerinde tamamlandığında onlar da ben de gerçekten mutlu bir gün yaşadığımız kanısında idik. İlçemizi ziyaret eden bu Hacettepeliler gurubuna rehberlik etmekten gerçekten büyük bir onur duydum. Hiçbir şey kaybetmedim. Herhangi bir makam ve mevki de kazanmadım. Mustafa ve Durali Keleş de, Beşkonak köylüleri de, Milli Park görevlileri de... Sadece ilçemizin tanıtımına katkıda bulunmanın mutluluğunu yaşadık... Ayrıca, böyle güzide bir grubun dostluğunu, güvenini ve bizimle ilgili olumlu intibalarını kazandık... İlçemiz ile en güzel çalışmanın tanıtım açısından bu tür faaliyetler olduğuna inanıyorum.... Hakkımızda bizimle ilgili güzel intibalara sahip insanlarla beraber olabilmek... Bu vesile ile sayın Kadriye hanımefendi, Sadık beyefendi, sekreter hanım ve sevgili öğrencilere bundan sonraki hayatlarında sağlık, başarı ve mutluluk dileklerimi sunar, en kısa zamanda tekrar ilçemizde görme isteğimizi belirtirim...   muz.eker@hotmail.com
Başlıktaki isimde galiba bir pop müzik gurubu var. Konumuz tabii ki onlar değil. Adını Ankara’nın, o eski mahallesinden alan bir okul. Hani o hastanesi, eski ahşap evleri, toptancıları, Mehmet Akif rahmetlinin Tacettin dergahının olduğu Samanpazarı ile Cebeci arasındaki Hacettepe Üniversitesi. Ondan bahsedeceğiz

Başlıktaki isimde galiba bir pop müzik gurubu var. Konumuz tabii ki onlar değil.

Adını Ankara’nın, o eski mahallesinden alan bir okul. Hani o hastanesi, eski ahşap evleri, toptancıları, Mehmet Akif rahmetlinin Tacettin dergahının olduğu Samanpazarı ile Cebeci arasındaki Hacettepe Üniversitesi. Ondan bahsedeceğiz.

Ana kampusü Beytepe’de olan bu üniversite biliyoruz ki ülkemizin gözde eğitim kurumlarından biri.

18. Mayıs Cuma günü bu üniversitenin Fen fakültesi Biyoloji bölümü öğretim üyeleri ve son sınıf öğrencilerini ilçemizde misafir ettik. Aradan bunca zaman geçti, haber ve konu biraz eskidi denilebilir ama, teknik bir takım sebeplerle maalesef bu güne kaldı. Yine de ilginç olacağına inanıyorum. Bu gecikme dolayısıyla da özür diliyorum.

Daha önce belediyemiz halkla ilişkiler bürosu ile temasa geçmelerine rağmen Yusuf Çetintaş’ın yoğun programı sebebiyle benim rehberliğimde bir gezi yapılması planlandı.

İyi ki de onlarla beraber olmuştum. Niye mi?  Onlar sayesinde ilk defa ilçemizin henüz görmediğim bir kesimini görüp inceleme fırsatı buldum.

Grup başkanı Prof. Dr. Kadriye Sorgun hanımefendi ile anlaştığımız üzere 18. Mayıs günü sabah 10:00 da İlçe girişinde buluştuk. 30 kadar öğrenci, Prof. Dr. Sadık bey, sekreter hanım ile selam ve tanışma faslından sonra Güvem’e yollandık. Havanın yağış meyilli olmasından dolayı tedirginlik de yok değildi ama aldırmadık.

Güvem de jandarma karakolu ile daha önceden izin konusunda gerekli prosedür tamamlanmıştı. Biliyoruz ki, Beşkonak köyündeki Diyamotid (Bitki ve hayvan fosilleri) yatakları vaktiyle usülsüz araştırma ve kazı yüzünden tahrip edildiği için, izin alınmadan bölgeye giriş ve araştırma yapılamıyor.

Komutanın ikramı olan çaydan sonra ilk durak olarak Güvem Beşkonak arasındaki köprünün iki yanında bulunan bir jeoloji harikası sayabileceğimiz “sabun kayalar” ı ziyaret ettik. Sabun dilimi şeklinde düzenli bloklardan oluştuğu için bu ismi alan görünüm herkesin ilgisini çekti.

Buradan Beşkonak köyüne geldiğimizde, muhtarı bulamadığımız için bir köylünün yardım ve tarifi ile diyamotid yataklarının olduğu yere yürüdük. Fazla açılmadan, su deposu hafriyatı yanında bir miktar yaprak fosili bulup inceleme imkanı bulduk. Yağmur da bastırdığı için acele otobüse dönüp köyden ayrıldık. Bölgemiz çok eski çağlarda volkanik püskürmelere sahne olduğu için, jeolojik zenginliklerle dolu. Sabun kayalar ve diyamotidler bunun birer örneği.

Öğleye doğru hareket edip ilçeye geldik. Onları Hal civarında alışveriş için bırakıp Cuma namazı için

gidip döndüğümde benim için sürpriz bir sahneye şahid oldum. Kendi kendilerine, hal içinde yeni açılan Kısmet bazlama imalat evine gelmişler, burada yetkililerin müsaadesi ile masalarda aperatif bir şeyler yiyorlardı.

Burada, bu misafirperverlik anlayışını gösteren sevgili Durali ve Mustafa Keleş kardeşlere teşekkürü borç biliyorum. Bu yemek ve alışverişten sonra otobüse binip Soğuksu Milli Parkı’na yöneldik.

Hafif bir yağmur altında Kuyubaşı mevkiine vardık. Burada serbest kalan öğrenciler küçük çocuklar gibi oyun araçlarında eğlendiler. Sayın Prof. Sadık bey nezaretinde çevredeki (flora) bitki örtüsü üzerinde kısa bir değerlendirme yapıldı. Bu kadar Latince bitki ve hayvan ismini nasıl hatırda tuttukları hep merakımı celbetmiştir.  Sadık hoca, bunun artık bir alışkanlık haline geldiğini belirtti. Ayrıca çam ağaçlarında o bildiğimiz sakala benzeyen dokuya “liken” dendiğini ve bu dokunun hava kirliliğine çok duyarlı olduğu için sadece fazla miktarda oksijen olan yüksek yerlerde olduğunu da öğrenmiş oldum. Ne yalan söyleyeyim orman bölgesinde yaşamış olmama rağmen bu güne kadar bilmiyordum.

Bu arada öğrenciler, gördükleri küçük hayvancıkları elleri ile tutup yanlarında getirdikleri alkollü suya koyuyorlardı. İleride bunlar incelenecek ve belki de koleksiyon halinde okulun bir köşesinde sergilenecekti.

Bölgede görülebilecek ilginç başka bir yer olup olmadığını sorunca, Kuzcapınar’daki ağaç fosilden bahsettim. Yaya olarak epey süreceği için çevre yolu ayrımına kadar otobüs ile ondan sonra da yaya devam ettik. Fakat Kuzcapınar’ da otobüsün dönebileceği bir yer var olduğunu gördük. Kaptan bizi geride beklerken fosil ağaç ziyaret edildi ve hakkında hocaları bilgi verdi. Yanında fotoğraf çektirip ayrıldık. Otobüsün yanına geldiğimizde kaptanımız heyecanla bir başka sürprizden bahsetti. Çevre yolunda manevra yaparken, bir ayı ve iki yavrusu ile karşılaşmış. Ana ayı otobüsü görünce ayağa kalkıp ellerini tehditkar bir eda ile sallamış sonrada yavrularını önüne katmış ve yolu geçerek güney istikametine yürümüş.

İnanılır gibi değildi. Daha önce de duymuş olmama rağmen ayıya ilk defa bu kadar yakın olmamız bayağı heyecanlandırmıştı. Az ileride gördüğümüz taze ayı dışkıları da kaptanı teyid ediyordu.

Yürürken ayı ile karşılaşsa idik acaba ne yapardık, neler olurdu ? Bu sorular hakkında öğrencilerin yaptığı yorumlar bile yaşanan paniğin boyutlarını gösteriyordu.

Sonraki durağımız Ziyaretçi Merkezi idi. Buraya gelirken Patalya termal tesisi ve Altın su hakkında kendilerine bilgi verdim. Her yönü ile ayrı bir çekiciliği ve güzelliği olan Milli Parkımızdan oldukça olumlu intibalarla ayrılıyorlardı.

Ziyaretçi merkezinde, Milli Parkta yaşayan hayvanların tahnitleri ve farklı bitki koleksiyonları da branşları olması hasebiyle oldukça ilgilerini çekti. Sayın hocalarının konu ile ilgili açıklamaları eklenince başarılı bir ders süreci canlı olarak yaşandı diyebilirim.

Ziyaretimiz bu minval üzerinde tamamlandığında onlar da ben de gerçekten mutlu bir gün yaşadığımız kanısında idik.

İlçemizi ziyaret eden bu Hacettepeliler gurubuna rehberlik etmekten gerçekten büyük bir onur duydum. Hiçbir şey kaybetmedim. Herhangi bir makam ve mevki de kazanmadım. Mustafa ve Durali Keleş de, Beşkonak köylüleri de, Milli Park görevlileri de...

Sadece ilçemizin tanıtımına katkıda bulunmanın mutluluğunu yaşadık...

Ayrıca, böyle güzide bir grubun dostluğunu, güvenini ve bizimle ilgili olumlu intibalarını kazandık...

İlçemiz ile en güzel çalışmanın tanıtım açısından bu tür faaliyetler olduğuna inanıyorum....

Hakkımızda bizimle ilgili güzel intibalara sahip insanlarla beraber olabilmek...

Bu vesile ile sayın Kadriye hanımefendi, Sadık beyefendi, sekreter hanım ve sevgili öğrencilere bundan sonraki hayatlarında sağlık, başarı ve mutluluk dileklerimi sunar, en kısa zamanda tekrar ilçemizde görme isteğimizi belirtirim...

 

muz.eker@hotmail.com

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kizilcahamamhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.