(İHA) - İhlas Haber Ajansı | Haber Girişi: 06.05.2007 - 08:45, Güncelleme: 06.05.2007 - 08:45

Akyurt Yakupoğlu ilköğretim okulu

 

Akyurt Yakupoğlu ilköğretim okulu

2 Haziran 2007 Cumartesi günü, Akyurt ilçesi Yakupoğlı ilköğretim okulu öğretmen ve öğrencileri ile beraber idik. Bir hafta önceden yine Yusuf Çetintaş vasıtası ile kurduğumuz kontakt gereğince onları ilçemizde misafir etmek ve ilginç bulacaklarına inandığım güzel köşelerimizde unutulmaz anılarla dolu bir gezi yaptık
Akyurt Yakupoğlu İlköğretim okulunu misafir ettik... 02.06.2007 2 Haziran 2007 Cumartesi günü, Akyurt ilçesi Yakupoğlı ilköğretim okulu öğretmen ve öğrencileri ile beraber idik. Bir hafta önceden yine Yusuf Çetintaş vasıtası ile kurduğumuz kontakt gereğince onları ilçemizde misafir etmek ve ilginç bulacaklarına inandığım güzel köşelerimizde unutulmaz anılarla dolu bir gezi yaptık. Gurupta okul müdürü, 6 öğretmen ve 20 ilköğretim 2.kademe öğrencisi vardı.   Okul müdürü Sedat Dağdelen Kızılcahamam Salın köyünden. Kendisi iki sene önce de ilçede okulu ile bir gezi düşünmüştü. O sefer hem ben hem de Yusuf Çetintaş beraber Beypazarı festivalini izlemek üzere ilçeden ayrıldığımız için, onlara rehberlik yapma görevini öğretmen arkadaşımız sayın Ragıp Fidan’a devretmiştik. O da sağolsun kendi köyü Mahkeme Ağacin ve çevresini bir güzel gezdirmişti.   Bu sefer müsait olduğum için rehberlik görevini severek kabul ettim. Bu sefer güzergahımızda Taşlıca köyü, Mahkeme Ağacin köyü, Soğuksu Milli Parkı, Karagöl ve Salın yaylası vardı. Ben doğrusu bu kadar yoğun bir gezi programını bir güne sığdırma konusunda tereddüt yaşamama rağmen, vakit bol bol yetti.     Sabah saat 10:00 da onlarla Akdoğan köyünde buluştuk ve güzel bir havada Taşlıca köyüne hareket ettik. Her zaman olduğu gibi önce Kırmızı Ebe türbesini ziyaret ettik. Burada guruba Kırmızı Ebe ve Anadolu Efsanesi hakkında bilgi verdim. Söylenenler epey ilgilerini çekmişti. Yaşlı palamut ağaçlarının altında yapılan kahvaltı ve türbe önünde hatıra fotoğrafı çekimini müteakip doğruca Ayran Taşı’na buradan da yaya olarak Gelin Kaya’ya geldik. Buraları da ilginç buldular. Anlatılanlar kendilerinde muhakkak ki izler bırakmıştı.  En çok da Gelin Kaya rivayeti. Vakitten kazanmak için, geri dönmeyip Oruç Gazi türbesi’ne yaya olarak geldik. Burada Oruç Gazi’ nin kimliği ve kendisi ile ilgili  birkaç efsaneyi anlattım. Oruç Gazi’nin kabrinin normalden uzun olması öğrencilerin dikkatini çekmişt ki, sordular. Tahta olan eski sandukasının da uzun olduğunu, bunun yanında eskiden yaşamış insanların bu günkülere göre çok daha uzun boylu olduğunu söyleyebildim. Ruhlarına Fatiha okuyup ayrılırken yabancı bir aile ziyaret için bu türbenin bahçesine giriyordu.   Bu öğrenci grup gezileri çok enteresandır. Çalıştığımız yıllarda özellikle köylerde yaza doğru biz de komşu köy gezileri yanında bu tür piknik gezileri de düzenlerdik. Çıkınlar içindeki çörek, gözleme, haşlanmış yumurta ve patates, taze soğan vs. gibi sade yiyecekler ne eğlenceli oyunlar, türküler vs. vaktin nasıl geçtiğini anlayamazdık.   Şimdiki geziler her yönden çok değişik. Evde hazırlama diye bir şey yok. Varsa yoksa market ve hazır yiyecekler. Oyun araç ve anlayışları, kişisel ilişkiler, şaka ölçüleri ve tabii ki her zaman büyük bir anlayış ve hoşgörü. Eskiden biraz daha mı otokrasi vardı ne? Öğrencilerin saygılı ve aynı zamanda aşırıya kaçmamak şartı ile şakacı olmaları çok ilginç. Olumlu yöne kanalize edilebilirse, kişilik gelişimleri için güzel bir fırsat.   Taşlıca’dan Mahkeme Ağacin köyüne geldik. Orada kendi başımıza mağara kiliselerini ve eski barınakları gezerken, Ragıp hoca aklımıza geldi. Aradım köyde idi. Sağ olsun arıları bırakıp yanımıza geldi. Onunla beraber görmediğimiz birkaç mağara daha gördük. Burada duyduğum bir soygun hikayesi içimi karatmıştı. Kimler kimler, bu mağaralardaki dini motifleri tahrip edip çıkardıkları antik eserleri satmış. Hayret ettim ki sormayın.   Burada fark ettiğim ilginç bir şey, geçen ay Çekül vakfı ile burayı gezerken gördüğüm leylek yuvası oldu. O zaman yumurta üzerinde leyleğin kuluçka yattığı yuvadaki yumurtalar çatlaşmış ve yavrular bayağı büyümüştü. Anaları kendilerini beslerken, Ragıp hoca her güz, bu kuşların göç ederken bir yavrunun zayıf kalarak uçamayıp burada öldüğünü belirtti.    Az ileride ise balıkçıl kuşları yuvalarında idiler. Onlar da yavrularını besliyorlardı.   Mahkeme Ağacin köyü programı bitip Ragığ hoca ile vedalaşarak ayrıldık ve bu seferki hedef Soğuksu Milli Parkı idi. Hafta sonu olmasına rağmen Büyük Soğuksu mevkiinde bulduğumuz bir yerde çocuklar öğle yemeklerini yediler ve oradan ziyaretçi merkezine geldik. Buradaki hayvan tahnitleri, bitki çeşitleri incelendi. Bizim için yetkililer Kara Akbaba konulu bir de sunu yaptılar ki takdire değer. Bu arada bitişikteki Dilruba restoranın ikramı olan demli çay için de Hasan Bütün ve personeline teşekkürler.   Öğleden sonra saat 14:00 gibi ver elini artık Güvem bölgesi. Salın köyü Köseler mahallesinde Sedat beyin amcasına kısa bir ziyaret ve doğru Karagöl. Karagöl bir başka alem. Bu krater gölünün çevresi, tertemiz, sessiz, yemyeşil bir doğa parçası. Eminim ki, ilçemizde henüz pek fazla insanın buradan haberi yok. Tek eksiği içme suyunun olmayışı. Bu kadar nezih bir ortama niçin su getirilmez, anlaşılır gibi değil. Ayrıca, Karagöl’e ayrılan yolda yaklaşık 20 m. Lik bir engebeli kesimin de düzlenmesi gerekiyor. O kadar zor da değil. İlgililere bu vesile ile bir de mesaj vermiş olalım.   Yakupoğlu ilköğretim okulu öğretmenleri daha gencecik. Buna rağmen azami derecede enerjik ve birbirlerine entegre olmuşlar. İdealist bir tutum içinde olduklarını görmekten memnun oldum. Mangal başı ve sofra hazırlamadaki becerileri de cabası.   Bu enerjilerini, akşam gün batarken Salın yaylasının düzlüklerinde futbol oynarken de gösterdiler. Kızlı erkekli gurubun içine öğretmenler de dahil oldular ve müthiş mücadele ettiler. İmrenmedim desem yalan olur. Onlar top oynarken bende batan gurubu fotoğraflamaya çalıştım.     Salın yaylasından ayrıldığımızda saat 20:00 idi. Daha iki saat sonra evlerine girecek çocuklar çok eğlenceli ve unutamayacakları anılarla dolu bir gün geçirmişlerdi. Okul müdürü, hemşehrimiz Sedat Dağdelen şahsında bütün Akyurt Yakupoğlu ilköğretim okuluna, ilçemize yaptıkları bu anlamlı ziyaret için, şahsım ve ilçem adına teşekkür ediyorum. Ben bu vesile ile, Kızılcahamam ve yaşadıkları gün hakkında izlenimlerini almak istedim.     İşte bunlardan bazıları: ... Kızılcahamamlı ve Akyurt’ta 6 yıldır idarecilik yapan bir öğretmen olarak, güzel başkentimiz Ankara’nın saklı güzelliklerini tanıtmak amacı taşıdım yıllarca. Ancak Kızılcahamam’ı her yönü ile tanıyan ve yıllarını bu çevreyi araştırmayla geçiren Muzaffer beyin rehberliği olmadan bu amacımızı gerçekleştiremezdik. Şükürler olsun, bu güne nasip oldu ve doyuma ulaştık kanaatindeyim. Taşlıca köyü, fiziki yapısıyla çok ilgi çekmese de Oruç Gazi ve Kırmızı Ebe türbeleri ile Gelin Kayası ve Ayran Taşı hakkında anlatılanlar çok ilginç ve burada yaptığımız kısa doğa yürüyüşü de öğrenciler açısından rahatlatıcı idi. Mahkeme Ağacin köyünde araştırılmayı bekleyen Roma kalıntılarının hazin durumu dışında son derece keyifli, mutlu edici ve öğretici bir gezi yaşadık. Muzaffer Bey’e teşekkürlerimi sunar, Allah’tan “sayı” (= gayret, emek, çalışma) larını artırmasını dilerim.     Sedat Dağdelen  /  Yakupoğlu İlköğretim okulu müdürü. ......................................   ....Ankara’lı bir öğretmen olarak daha önceden tanışmadığımız güzel ilçeniz Kızılcahamam’ı bize tanıttığınız için size minnettarız. Tarihi ve kutsal, ayrıca fiziksel yönü ile doğası ile güzel bir gün geçirmemizi sağladığınız için teşekkür eder saygılarımı sunarım... Didem Tırpan / Yakupoğlu İlköğretim okulu ana sınıfı öğretmeni .................   Uzun zamandır yeşile hasret kaldığım şu günlerde, yeşille iç içe olan Kızılcahamam ilçenize yapılan bu gezi benim açımdan çok güzel oldu. Bir Ankara’lı olarak, ilçelerimizi yeni yeni tanıma fırsatı buldum. Gezdiklerim arasında en güzeli Kızılcahamam idi. Bu güzelliğin ileride kaybolmaması dileği ile.   Ceylan Avcı ......................   Sevgili Muzaffer öğretmenim, Böyle güzel bir yere ilk defa geliyorum. Kızılcahamam’ı köylerini her şeyini çok beğendim. Sizin sayenizde çok iyi bilgiler öğrendik. Size çooook teşekkür ediyorum. Gözde Bayraktar ..................................   Kızılcahamam’da taş olmuş gelin alayı ve Kırmızı Ebe çok dikkatimi çekti. Kırmızı Ebe’nin hayatı çok güzel. O kazılmış taşlar ve değişik şekiller çok hoşuma gitti. Kızılcahamam çok güzel bir yer. Size de verdiğiniz bilgilerden dolayı teşekkür ederim...   Fahri Bayraktar 7 / A  83 .................   Kızılcahamam’ın, Ankara’nn sayılı güzelliklerinden birisi olduğunu anladım. Gezi düzenlediğimiz için değil de, bu güzellikleri gördüğüm için söylüyorum. O kadar ağaç var ki, mükemmel bir manzara. İnşallah nasip olur da bir daha gelirim... Hüseyin Kaleli   8 / A   muz.eker@hotmail.com  
2 Haziran 2007 Cumartesi günü, Akyurt ilçesi Yakupoğlı ilköğretim okulu öğretmen ve öğrencileri ile beraber idik. Bir hafta önceden yine Yusuf Çetintaş vasıtası ile kurduğumuz kontakt gereğince onları ilçemizde misafir etmek ve ilginç bulacaklarına inandığım güzel köşelerimizde unutulmaz anılarla dolu bir gezi yaptık

Akyurt Yakupoğlu İlköğretim okulunu misafir ettik... 02.06.2007

2 Haziran 2007 Cumartesi günü, Akyurt ilçesi Yakupoğlı ilköğretim okulu öğretmen ve öğrencileri ile beraber idik. Bir hafta önceden yine Yusuf Çetintaş vasıtası ile kurduğumuz kontakt gereğince onları ilçemizde misafir etmek ve ilginç bulacaklarına inandığım güzel köşelerimizde unutulmaz anılarla dolu bir gezi yaptık. Gurupta okul müdürü, 6 öğretmen ve 20 ilköğretim 2.kademe öğrencisi vardı.

 

Okul müdürü Sedat Dağdelen Kızılcahamam Salın köyünden. Kendisi iki sene önce de ilçede okulu ile bir gezi düşünmüştü. O sefer hem ben hem de Yusuf Çetintaş beraber Beypazarı festivalini izlemek üzere ilçeden ayrıldığımız için, onlara rehberlik yapma görevini öğretmen arkadaşımız sayın Ragıp Fidan’a devretmiştik. O da sağolsun kendi köyü Mahkeme Ağacin ve çevresini bir güzel gezdirmişti.

 

Bu sefer müsait olduğum için rehberlik görevini severek kabul ettim.

Bu sefer güzergahımızda Taşlıca köyü, Mahkeme Ağacin köyü, Soğuksu Milli Parkı, Karagöl ve Salın yaylası vardı. Ben doğrusu bu kadar yoğun bir gezi programını bir güne sığdırma konusunda tereddüt yaşamama rağmen, vakit bol bol yetti.

 

 

Sabah saat 10:00 da onlarla Akdoğan köyünde buluştuk ve güzel bir havada Taşlıca köyüne hareket ettik. Her zaman olduğu gibi önce Kırmızı Ebe türbesini ziyaret ettik. Burada guruba Kırmızı Ebe ve Anadolu Efsanesi hakkında bilgi verdim. Söylenenler epey ilgilerini çekmişti. Yaşlı palamut ağaçlarının altında yapılan kahvaltı ve türbe önünde hatıra fotoğrafı çekimini müteakip doğruca Ayran Taşı’na buradan da yaya olarak Gelin Kaya’ya geldik. Buraları da ilginç buldular. Anlatılanlar kendilerinde muhakkak ki izler bırakmıştı.  En çok da Gelin Kaya rivayeti.

Vakitten kazanmak için, geri dönmeyip Oruç Gazi türbesi’ne yaya olarak geldik. Burada Oruç Gazi’ nin kimliği ve kendisi ile ilgili  birkaç efsaneyi anlattım. Oruç Gazi’nin kabrinin normalden uzun olması öğrencilerin dikkatini çekmişt ki, sordular. Tahta olan eski sandukasının da uzun olduğunu, bunun yanında eskiden yaşamış insanların bu günkülere göre çok daha uzun boylu olduğunu söyleyebildim.

Ruhlarına Fatiha okuyup ayrılırken yabancı bir aile ziyaret için bu türbenin bahçesine giriyordu.

 

Bu öğrenci grup gezileri çok enteresandır. Çalıştığımız yıllarda özellikle köylerde yaza doğru biz de komşu köy gezileri yanında bu tür piknik gezileri de düzenlerdik. Çıkınlar içindeki çörek, gözleme, haşlanmış yumurta ve patates, taze soğan vs. gibi sade yiyecekler ne eğlenceli oyunlar, türküler vs. vaktin nasıl geçtiğini anlayamazdık.

 

Şimdiki geziler her yönden çok değişik. Evde hazırlama diye bir şey yok. Varsa yoksa market ve hazır yiyecekler. Oyun araç ve anlayışları, kişisel ilişkiler, şaka ölçüleri ve tabii ki her zaman büyük bir anlayış ve hoşgörü. Eskiden biraz daha mı otokrasi vardı ne? Öğrencilerin saygılı ve aynı zamanda aşırıya kaçmamak şartı ile şakacı olmaları çok ilginç. Olumlu yöne kanalize edilebilirse, kişilik gelişimleri için güzel bir fırsat.

 

Taşlıca’dan Mahkeme Ağacin köyüne geldik. Orada kendi başımıza mağara kiliselerini ve eski barınakları gezerken, Ragıp hoca aklımıza geldi. Aradım köyde idi. Sağ olsun arıları bırakıp yanımıza geldi. Onunla beraber görmediğimiz birkaç mağara daha gördük. Burada duyduğum bir soygun hikayesi içimi karatmıştı. Kimler kimler, bu mağaralardaki dini motifleri tahrip edip çıkardıkları antik eserleri satmış. Hayret ettim ki sormayın.

 

Burada fark ettiğim ilginç bir şey, geçen ay Çekül vakfı ile burayı gezerken gördüğüm leylek yuvası oldu. O zaman yumurta üzerinde leyleğin kuluçka yattığı yuvadaki yumurtalar çatlaşmış ve yavrular bayağı büyümüştü. Anaları kendilerini beslerken, Ragıp hoca her güz, bu kuşların göç ederken bir yavrunun zayıf kalarak uçamayıp burada öldüğünü belirtti. 

 

Az ileride ise balıkçıl kuşları yuvalarında idiler. Onlar da yavrularını besliyorlardı.

 

Mahkeme Ağacin köyü programı bitip Ragığ hoca ile vedalaşarak ayrıldık ve bu seferki hedef Soğuksu Milli Parkı idi. Hafta sonu olmasına rağmen Büyük Soğuksu mevkiinde bulduğumuz bir yerde çocuklar öğle yemeklerini yediler ve oradan ziyaretçi merkezine geldik. Buradaki hayvan tahnitleri, bitki çeşitleri incelendi. Bizim için yetkililer Kara Akbaba konulu bir de sunu yaptılar ki takdire değer. Bu arada bitişikteki Dilruba restoranın ikramı olan demli çay için de Hasan Bütün ve personeline teşekkürler.

 

Öğleden sonra saat 14:00 gibi ver elini artık Güvem bölgesi.

Salın köyü Köseler mahallesinde Sedat beyin amcasına kısa bir ziyaret ve doğru Karagöl.

Karagöl bir başka alem. Bu krater gölünün çevresi, tertemiz, sessiz, yemyeşil bir doğa parçası. Eminim ki, ilçemizde henüz pek fazla insanın buradan haberi yok. Tek eksiği içme suyunun olmayışı. Bu kadar nezih bir ortama niçin su getirilmez, anlaşılır gibi değil. Ayrıca, Karagöl’e ayrılan yolda yaklaşık 20 m. Lik bir engebeli kesimin de düzlenmesi gerekiyor. O kadar zor da değil. İlgililere bu vesile ile bir de mesaj vermiş olalım.

 

Yakupoğlu ilköğretim okulu öğretmenleri daha gencecik. Buna rağmen azami derecede enerjik ve birbirlerine entegre olmuşlar. İdealist bir tutum içinde olduklarını görmekten memnun oldum. Mangal başı ve sofra hazırlamadaki becerileri de cabası.

 

Bu enerjilerini, akşam gün batarken Salın yaylasının düzlüklerinde futbol oynarken de gösterdiler. Kızlı erkekli gurubun içine öğretmenler de dahil oldular ve müthiş mücadele ettiler. İmrenmedim desem yalan olur. Onlar top oynarken bende batan gurubu fotoğraflamaya çalıştım.

 

 

Salın yaylasından ayrıldığımızda saat 20:00 idi. Daha iki saat sonra evlerine girecek çocuklar çok eğlenceli ve unutamayacakları anılarla dolu bir gün geçirmişlerdi.

Okul müdürü, hemşehrimiz Sedat Dağdelen şahsında bütün Akyurt Yakupoğlu ilköğretim okuluna, ilçemize yaptıkları bu anlamlı ziyaret için, şahsım ve ilçem adına teşekkür ediyorum.

Ben bu vesile ile, Kızılcahamam ve yaşadıkları gün hakkında izlenimlerini almak istedim.

 

 

İşte bunlardan bazıları:

... Kızılcahamamlı ve Akyurt’ta 6 yıldır idarecilik yapan bir öğretmen olarak, güzel başkentimiz Ankara’nın saklı güzelliklerini tanıtmak amacı taşıdım yıllarca.

Ancak Kızılcahamam’ı her yönü ile tanıyan ve yıllarını bu çevreyi araştırmayla geçiren Muzaffer beyin rehberliği olmadan bu amacımızı gerçekleştiremezdik. Şükürler olsun, bu güne nasip oldu ve doyuma ulaştık kanaatindeyim.

Taşlıca köyü, fiziki yapısıyla çok ilgi çekmese de Oruç Gazi ve Kırmızı Ebe türbeleri ile Gelin Kayası ve Ayran Taşı hakkında anlatılanlar çok ilginç ve burada yaptığımız kısa doğa yürüyüşü de öğrenciler açısından rahatlatıcı idi.

Mahkeme Ağacin köyünde araştırılmayı bekleyen Roma kalıntılarının hazin durumu dışında son derece keyifli, mutlu edici ve öğretici bir gezi yaşadık.

Muzaffer Bey’e teşekkürlerimi sunar, Allah’tan “sayı” (= gayret, emek, çalışma) larını artırmasını dilerim.

 

 

Sedat Dağdelen  /  Yakupoğlu İlköğretim okulu müdürü.

......................................

 

....Ankara’lı bir öğretmen olarak daha önceden tanışmadığımız güzel ilçeniz Kızılcahamam’ı bize tanıttığınız için size minnettarız.

Tarihi ve kutsal, ayrıca fiziksel yönü ile doğası ile güzel bir gün geçirmemizi sağladığınız için teşekkür eder saygılarımı sunarım...

Didem Tırpan / Yakupoğlu İlköğretim okulu ana sınıfı öğretmeni

.................

 

Uzun zamandır yeşile hasret kaldığım şu günlerde, yeşille iç içe olan Kızılcahamam ilçenize yapılan bu gezi benim açımdan çok güzel oldu.

Bir Ankara’lı olarak, ilçelerimizi yeni yeni tanıma fırsatı buldum. Gezdiklerim arasında en güzeli Kızılcahamam idi.

Bu güzelliğin ileride kaybolmaması dileği ile.

 

Ceylan Avcı

......................

 

Sevgili Muzaffer öğretmenim,

Böyle güzel bir yere ilk defa geliyorum. Kızılcahamam’ı köylerini her şeyini çok beğendim. Sizin sayenizde çok iyi bilgiler öğrendik.

Size çooook teşekkür ediyorum.

Gözde Bayraktar

..................................

 

Kızılcahamam’da taş olmuş gelin alayı ve Kırmızı Ebe çok dikkatimi çekti. Kırmızı Ebe’nin hayatı çok güzel. O kazılmış taşlar ve değişik şekiller çok hoşuma gitti.

Kızılcahamam çok güzel bir yer.

Size de verdiğiniz bilgilerden dolayı teşekkür ederim...

 

Fahri Bayraktar 7 / A  83

.................

 

Kızılcahamam’ın, Ankara’nn sayılı güzelliklerinden birisi olduğunu anladım. Gezi düzenlediğimiz için değil de, bu güzellikleri gördüğüm için söylüyorum.

O kadar ağaç var ki, mükemmel bir manzara. İnşallah nasip olur da bir daha gelirim...

Hüseyin Kaleli   8 / A

 

muz.eker@hotmail.com

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kizilcahamamhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.