<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>Kızılcahamam'ın En iyi Haber Sitesi</title>
                      <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.kizilcahamamhaber.com/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>Objektif ve en etkili organik haberleriyle Kızılcahamam'ın en iyi haber sitesidir.</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Tue, 09 Jun 2026 14:33:00 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>Kızılcahamam'ın En iyi Haber Sitesi - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - Kızılcahamam'ın En iyi Haber Sitesi</copyright><item><title><![CDATA[Yazın Göz Sağlığını Korumanın Püf Noktaları]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-yazin-goz-sagligini-korumanin-puf-noktalari-96908.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-yazin-goz-sagligini-korumanin-puf-noktalari-96908.html</link>
                    <description><![CDATA[Yazın sıcak havalarda vücut sağlığına dikkat edilmesi kadar, göz sağlığına da dikkat edilmelidir. Yaz aylarında havanın kuruması, klima kullanımı, havuzlardaki klor gibi etkenler göz sağlığını olumsuz yönde etkileyebiliyor. 




]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Konjonktivit (halk dilinde kırmızı göz, göz nezlesi) yaz aylarında daha sık görülen göz sorunudur. Bunun dışında ayrıca yazın güneş ışınları daha etkili olduğu için katarakt ve sarı nokta hastalığının da meydana gelmesi kolaylaşır.Ayrıca güneş ışınları dış ortama açık her dokuda olduğu gibi göz çevresinde ve gözde deri kanserlerine sebep olabilir.&nbsp;
&nbsp;
Konjonktivit ,gözdeki kan damarlarının belirgin hale gelmesiyle beraber gözlerde kanlanma ve kızarıklıklar şeklinde kendini gösterebilir. Hastalık tek gözde veya her iki gözde birden oluşabilmektedir. Konjonktivitlerin, mikrobik, alerjik olmak üzere çok çeşiti vardır. Belirtileri arasında; kızarıklık, sulanma, kaşıntı, batma ve gece boyunca çapaklanma meydana getiren ve sabah gözlerin açılmasına mani olacak akıntı. Bulaşıcılığı oldukça yüksek olan bu hastalık mutlaka zamanında tedavi edilmelidir. Yoksa kronikleşebilir ve gözbebeğinde kalıcı lekelere neden olabilir.&nbsp;

&nbsp;Prof. Dr. Elif Betül Türkoğlu Şen, ''Yazın göz sağlığını korumak için havuzların hijyenine,havuzda yüzücü gözlüğü kullanmaya,doktorun önerdiği güneş gözlüğü kullanımına,kontakt lenslerin hijyenine,kontakt lenslerle deniz ya da havuza girmemeye,açık havada yapılan sporlarda göze gelebilecek darbelere ve uzun süre güneşe maruz kalmaktan kaçınmaya dikkat edilmelidir.Ayrıca alerjik göz hastalıklarına sahip olanlar güneş,tozlu ortamlar ve polenlerden uzak durmalılar.Göz enfeksiyonlarına karşı da, kirli ellerle gözlere dokunulmamalı ve bol bol eller yıkanmalıdır.''dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Yazın Göz Sağlığını Korumanın Püf Noktaları - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 17 Jul 2023 22:01:04 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/yazin-goz-sagligini-korumanin-puf-noktalari-012528-20230718.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/yazin-goz-sagligini-korumanin-puf-noktalari-012528-20230718.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/yazin-goz-sagligini-korumanin-puf-noktalari-012528-20230718.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gece Uykuda Horlama Neden Olur? Horlamanın Sebebi ve Çözümü Nasıldır? ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-gece-uykuda-horlama-neden-olur-horlamanin-sebebi-ve-cozumu-nasildir-96769.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-gece-uykuda-horlama-neden-olur-horlamanin-sebebi-ve-cozumu-nasildir-96769.html</link>
                    <description><![CDATA[
Uyku kalitesi pek çok farklı etkenden kaynaklı olarak değişir ve pozitif ya da negatif yönde değişimi yaşam kalitesini çokça etkiler. 

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Uyku kalitesini etkileyen tüm problemler özellikle önemsenmesi ve tedavi edilmesi gereken durumlardır. Ayrıca uyku esnasında gerçekleşen horlama, diş gıcırdatma gibi problemlerde çıkan rahatsız edici seslerden dolayı hayat arkadaşlarımızı etkileyen ve ikili ilişkileri zora sokan yönü de çok önemlidir. Bu duruma uykunun ‘’sosyal ilişki’’ problemi diyebiliriz. Maalesef ki aile içi önemli sorunlara yol açabilecek kadar ileri de gidebilen önemli problemler haline gelebilmektedir. Nefes alıp verme sırasında havanın üst solunum yollarından geçerken yumuşak dokuların titremesi ile oluşan rahatsız edici sese horlama denir. Ortaya çıkan sesin şiddeti solunum yollarının ne kadar dar olduğuna, yaşa, kiloya ve uyuma pozisyonuna bağlı değişmektedir. Horlama ile beraber solunan oksijen miktarı (oksijen doygunluğu-satürasyonu) yeterli miktarda olmadığında yani düşük oksijen satürasyonu olduğunda pek çok hastalığa davetiye çıkarılmış olmaktadır.&nbsp;

HORLAMANIN SEBEPLERİ:&nbsp;

*Doğuştan anatomik yapılardaki darlık nedeniyle havayolunun kısıtlı olması&nbsp;

*Fazla kilo sonucu havayolunda anatomik yapıda problem olmamasına rağmen zamanla daralma olması&nbsp;

*Alkol, sigara veya bazı ilaçların tüketimi ile yumuşak dokuda sarkma olması&nbsp;

*Burun bölgesinde daralma nedeni ile: kronik burun tıkanıklığı veya deviasyon (burundaki eğrilik) sonucu. (Bu faktörler KBB konsültasyonu ve tedavisi gerektirir.)&nbsp;

*Yaş ile dokularda zamana bağlı sarkma olması&nbsp;

*Uyku hijyeninin (ortamının ideal) olmaması&nbsp;

*Farklı faktörlere bağlı uyku sürekliliğinin olmaması sonucu eksik uyuma&nbsp;

*Uyku pozisyonu sebebi ile&nbsp;

Lazer Tedavisi&nbsp;

Hava yolunu tıkayan faktörler arasında önemli oranlarda anatomik yapılarda zamanla oluşan sarkmalar vardır. İşte bu sarkmaları Nightlase Lazer uygulamaları ile başarılı bir şekilde tedavi edebilme şansımız her geçen yıl artmaktadır. Özellikle Amerika’da çok yaygın olarak uygulanan bir tedavi yöntemidir ve bilimsel olarak %72 ve üzeri başarı gösteren literatür çalışmaları mevcuttur. Doğru endikasyonlar ile yapılan başarılı tedavileri kliniğimizde de gözlemlemekteyiz. Lazer enerjisi, yumuşak dokulardaki kollajen lifleri termal etki ile gererek dokuların sıkılaşmasını sağlar. Lazer ile horlama tedavisinde lazer enerjisi kullanılarak yumuşak damak ve dil bölgesinde horlamaya sebep olan dokuların sıkılaşmasını sağlayarak hava yollarının açılması sağlanır.&nbsp;

Lazer ile horlama tedavisi ile 3 seans 20’ şer dakika olmak üzere herhangi bir girişimsel cerrahi işlem yapmadan özel lazer başlıkları ile dokuya sadece küçük ısınma hissi veren uygulamalar yapılarak başarılı ve etkili sonuçlar elde edilebilir.&nbsp;

Lazer ile horlama tedavisinin faydaları:&nbsp;

– Anestezi (iğne) gerektirmez.&nbsp; &nbsp;
– Ameliyat gerektirmez.
– Güvenli ve hasta için konforludur.
– Horlama ve uyku apnesinin etkilerini azaltır.
– Uyku kalitesini artırır.&nbsp;


Horlama Apareyleri&nbsp;

Horlama apareyleri ile hastanın alt çenesini bir miktar öne konumlandırarak dilin hava yolunu tıkaması engellenir. Kullanımı oldukça rahat ve sonuçları başarılıdır.Bu tedavi seçeneğindeki amaç çeneyi havayolunun açık olacağı şekilde konumlandırarak kasları doku sarkmasına engel olacak şekilde terbiye etmek ve güçlendirmektir. Ortalama 6 aylık düzenli kullanılan süre sonucunda aparey kullanımı sonlandırılabilmektedir. Tercihen aparey tedavisi ile kademeli lazer uygulamaları yapılarak hızlı ve etkili tedaviler gerçekleştirilebilinir. Kişiye özel olmayan prefabrik veya bilimsel veriler dışında özensiz hazırlanmış apareyler ile gerçekleştirilen bilinçsiz tedaviler başarısız olmasının ötesinde hastaya zarar verecek sonuçlara da sebep olabilir. Gerekli durumlarda (hastanın kan oksijen seviyesi çok fazla düşüyorsa) hastalara diğer branş hekimleri ile konsültasyon yaparak CPAP maskesi önerilebilir.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Gece Uykuda Horlama Neden Olur? Horlamanın Sebebi ve Çözümü Nasıldır?  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 17 Feb 2023 20:41:38 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/gece-uykuda-horlama-neden-olur-horlamanin-sebebi-ve-cozumu-nasildir-234320-20230217.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/gece-uykuda-horlama-neden-olur-horlamanin-sebebi-ve-cozumu-nasildir-234320-20230217.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/gece-uykuda-horlama-neden-olur-horlamanin-sebebi-ve-cozumu-nasildir-234320-20230217.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Omuz Ağrısını Tetikleyen 6 Neden]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-omuz-agrisini-tetikleyen-6-neden-96695.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-omuz-agrisini-tetikleyen-6-neden-96695.html</link>
                    <description><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç.Dr.Ahmet İnanır konu hakkında önemli bilgiler verdi.      

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Tüm eklemlerin arasında, omuz eklemi vücudumuzun en hareketli eklemidir. Omuz eklemi; çalışma hayatı, spor faaliyetleri ve gündelik işlerde büyük avantaj sağlayan aynı zamanda travmaya da açık bir eklemdir. Bazı faktörler var ki omuz ekleminde ağrılara neden olur.&nbsp;

Omuz ağrısına neden olan en sık görülenler sebepler ve tedavileri;&nbsp; &nbsp;

Kas Ağrıları:
Fibromiyalji Sendromu, Miyofasiyal ağrı sendromu başta olmak üzere çeşitli çevresel kas problemleri omuz ağrısına neden olabilmektedir.
&nbsp;

Kas ve Sinir Sıkışması:
Boyun fıtıkları (C4-7), Brakial pleksus nöropatileri, Torasik Outlet Sendromu, Refleks Sempatik Distrofi omuz ağrısı yapabilmektedir. İmpingement sendromu&nbsp; humerus başı ile korokoakromial ark arasında, supraspinatus kas tendonu, bisipital tendon ve subakromial bursanın sıkışması ve inflamasyonu sonucu gelişebilmektedir. Akromioklavikuler eklem patolojileri, osteofitler, bursit,&nbsp; proksimal humerus kırığı, kifoz, skolyoz ve akromionun ön 1/3 yapısal değişikliği de sıkışmaya katkı sağlayabilmektedir.
&nbsp;

Labrum (Kapsül) Yırtıkları:&nbsp;
Genellikle&nbsp; labrumda görülen yırtıklar nedeniyle labrum&nbsp; görevini yapamaz ve omuz instabilitesi gelişir. Bu durum akut travmalara bağlı gelişen omuz çıkıkları esnasında ortaya çıkar ve ilerki zamanlarda çıkıkların tekrarlaması nedeniyle labrum ve eklem yüzeylerinde daha fazla lezyon meydana gelebilir. Travmaya bağlı olmayan omuz instabilitesi de gelişebilmektedir. Bu durum omuz etrafındaki tendon, bağ ve kasların gevşekliğine bağlı olarak gelişen çıkıklar nedeniyle oluşabilmektedir. Bu şekil omuz instabilitesinde bir labrum yırtığı eşlik etmeyebilir.
&nbsp;

Kas Yırtıkları:
Özellikle rotator cuff adı verilen kas grubunun bir üyesi olan supraspinatus kası başta olmak üzere kas yırtıkları da omuz ağrı ve kısıtlılığı yapan nedenler arasındadır. Biseps kas tendinitleri, kalsifik tendinitler de ağrıya neden olabilmektedir.
&nbsp;

Donuk Omuz:
Donuk omuz sendromu (adesiv kapsülit) omuz eklem kapsülü ile eklem eklem sinovyasının beraber inflamasyonu sonucu başlangıçta omuz ağrısı ile başlayıp, omuz hareket kabiliyetinin kısıtlanmasına kadar ilerleyen bir tablodur. Genellikle bir omuzda gelişmekle beraber iki omuzu da tutabilmektedir. Çarpma, düşme gibi travmalar sonucunda omuzun uzun süre sabit tutulmuş olması bu hastalığı tetikleyebilir. Omuz kireçlenmesi, travma sonrası uzun süre istirahatte tutma, diyabet, kalp hastalığı ve akciğer hastalıkları donuk omuz gelişmesine zemin hazırlayabilmektedir.
&nbsp;

Omuz Eklemi Patolojileri:
&nbsp;Omuz ekleminin glenohumeral osteoartriti(kireçlenme), osteokondral lezyonlar, akromiyoklavikuler eklem osteoartriti, avasküler nekroz, romatoid artrit, Polimiyaljia romatika,&nbsp; Psodogut, Gut hastalıları ve Skapulotorasik eklem patolojileri omuz ağrısı yapabilen hastalık veya bozukluklar arasında sayılabilir.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Omuz Ağrısını Tetikleyen 6 Neden - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 28 Dec 2022 20:46:44 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/omuz-agrisini-tetikleyen-6-neden-235148-20221228.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/omuz-agrisini-tetikleyen-6-neden-235148-20221228.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/omuz-agrisini-tetikleyen-6-neden-235148-20221228.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ahrettin Koca: 'Randevu alayım sonrasına bakayım' dönemi bitti]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-ahrettin-koca-randevu-alayim-sonrasina-bakayim-donemi-bitti-96687.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-ahrettin-koca-randevu-alayim-sonrasina-bakayim-donemi-bitti-96687.html</link>
                    <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Koca, "Randevuyu iptal etmeyenler 15 gün boyunca aynı bölümden randevu alamayacak. Bundan sonra 'Oradan da buradan da randevu alayım sonrasına bakayım' dönemi kapanıyor" dedi.

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türkiye sağlık sektörüyle ön plana çıkmaya devam ediyor.

Birçok bölgede inşa edilen yeni şehir hastaneleri ve verilen hizmetler her geçen gün başarıyla ilerlerken, alınan randevulara gidilmemesi sektörü adeta baltalıyor.

Alınıp gidilmeyen her randevu da, ihtiyacı olanların randevu bulmasını zorlaştırıyor.

Bu kapsamda Sağlık Bakanlığı harekete geçerek yeni bir düzenlemeye imza attı.

Bakanlık tarafından hayata geçirilen yeni uygulamayla birlikte, devlet hastanesinden randevu alan ancak randevusuna gitmeyen vatandaşlar, 15 gün süreyle aynı branştan randevu alamayacak.

Randevuya gitmeyenlerin oranı düştü
Geçtiğimiz günlerde Sağlık Bakanı Fahrettin Koca tarafından açıklanan kararın ardından randevuya gitmeyenlerin oranı düşmeye başladı.

Konuya ilişkin olarak Bakan Koca, Sabah'tan Okan Müderrisoğlu'na açıklamalarda bulundu.

"Oradan da buradan da randevu alayım dönemi kapanıyor"
Koca, şunları söyledi:

"Ayda ortalama 2.8 milyon kişi randevu almasına rağmen muayeneye gitmiyor. Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) yoğunluğunun önüne geçmek için yeni bir adım attık. Gitmeyeceği randevuyu iptal etmeyenler 15 gün boyunca aynı bölümden randevu alamayacak. Ancak ani rahatsızlığı nedeni ile acil servise gitmesine veya bir başka rahatsızlığı nedeni ile ilgili branş doktoruna muayene olmasına kısıtlama söz konusu değil.

MHRS üzerinden randevu alıp gelmeyenlerin oranı önceki aylarda yüzde 30 iken, bu oran ekim ayında yüzde 25'e indi, şu anda yüzde 21'de, hedefimiz ise yüzde 10'un altı. Bundan sonra, 'Oradan da buradan da randevu alayım, sonrasına bakayım' dönemi kapanıyor.

"85 yaş üstü çınarlarımız için bir birim oluşturulacak"
85 yaş üstünde 740 bin büyüğümüz var. 250 kişiye bir hekim, bir hemşire, bir tıbbi sekreter tahsis edecek şekilde planlama yapıyoruz. Evden uzaktan sağlık hizmetini de kullanarak, örneğin hastaneye gelmeden reçetesinin yazılmasını sağlayacağız. Her hastanede, 85 yaş üstü çınarlarımız için bir birim oluşturulacak. Hastaneye geldiğinde kendisiyle özel olarak bir doktor ilgilenecek.

"Bir başka uygun hastanede de ameliyat önerilebilecek"
Gerektiğinde mesai sonrasında veya gece ameliyat planlaması da yapılabilecek. Hastaya bir başka uygun hastanede de ameliyat önerilebilecek. Örneğin 15 gün sonraya ameliyat için gün alan hastaya, 'Bölgenizdeki şu hastanede uygun ameliyathane var. Ameliyatınızı daha erken olabilirsiniz' denilecek. Kabul ederse bir an önce ameliyatını olacak, arzu etmezse ameliyat gününü bekleyecek.

"Branş ve il bazında bir esnetme düşünebilir"
Serbest çalışan hekimler düzenlemesi ile ekiplerin hastanelerde yaptığı işlerin kayda alınmasını istiyoruz. Son dönemde yurtdışı hasta memnuniyetinde düşüş gözleniyor. Neden? Çünkü kayıtlarda sorunlar var. Özel sağlık kuruluşları da muayenehane hekimliği üzerinden mevzuatı ve planlamayı deliyor.

Sonra, SGK'ya hastanede çalışan bir başka hekim üzerinden fatura kesiliyor. Ama kendisi kayıtta gözükmüyor. Bu konuda taraflarla görüştük. Branş ve il bazında bir esnetme düşünebilir. Özellikle plastik cerrahi alanında.

"Yerli tanı kiti de geliştirdik"
18 yaş üzerinde olanlara rahim ağzı kanseri aşısı yapılması için çalışmamızı son noktaya getirdik. HPV aşısı yakında ulusal aşı takvimine alınacak ve ücretsiz yapılacak. Ayrıca, yerli tanı kiti de geliştirdik. Yurtdışında maliyeti 16 dolar (yaklaşık 300 TL) olan kit, Türkiye'de 3-3.5 dolara (65 TL) mal edilecek. HPV'nin yaygın ve yoğun taramasına da başlayacağız.

4'lü tanı kiti de birkaç haftaya hizmete girecek. Böylece influenza A ve B, RSV ve Kovid tetkikleri bir testle tamamlanacak. Bir PCR testi fiyatına (1 dolar, 18.6 TL) 4 test aynı anda yapılıp tanı konulacak ve hızla tedavi aşamasına geçilecek

"İlaçlarımızın yüzde 90'ı Türkiye'de üretiliyor"
İlaç konusunda üretimi ve ihracatı dikkatle takip ediyoruz. İlaçlarımızın değer bazında yüzde 53'ü, kutu bazında ise yüzde 90'ı Türkiye'de üretiliyor. Hammadde fiyatlarındaki artış, tedarik sorunları, ilaç fiyatlarında güncelleme ihtiyacını ortaya çıkardı. 5 AB ülkesinden en düşük olanının ilaç fiyatını baz alıyor ve ülkemizdeki bir önceki yıl Euro kuru ortalamasının yüzde 60'ını esas olarak firmalara ödeme yapıyoruz.

Hatta SGK da bu fiyat üzerinden yüzde 40'a kadar iskonto talep edebiliyor. Şu an ilaç ihracatında antibiyotikler başta olmak üzere kısıtlama kararımız var. Firmalara, 'Piyasa doygunluğu sağlansın. Bunu görelim. İhracat iznini verelim' diyoruz. 3-4 haftaya kadar bu sorunun aşılacağını tahmin ediyoruz.

"Hastane çalışanalarına yüzde 30'a kadar ilave teşvik ödeyeceğiz"
Kurum ve kişi bazlı hedef katsayısı belirliyoruz. Gelen hastanın makul sürede muayenesi, tetkiki veya ameliyatı yapılabiliyorsa, hasta memnuniyetiyle birlikte değerlendirmeye alacağız.

Hastane ve sağlık kadrosu hastanın beklentileriyle uyumlu hizmet verebiliyorsa tüm çalışanlarına yüzde 30'a kadar ilave teşvik ödeyeceğiz.

Hasta yükü fazla olan ve hasta talebine yetişemediğini düşünen hastane yönetimleri ise bu durumu tespit edip bizden uzman hekim, asistan, yardımcı sağlık personeli, teknik ekipman talebinde bulunabilecek." ifadelerini kullandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[ahrettin Koca: 'Randevu alayım sonrasına bakayım' dönemi bitti - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 23 Dec 2022 09:48:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/ahrettin-koca-randevu-alayim-sonrasina-bakayim-donemi-bitti-124951-20221223.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/ahrettin-koca-randevu-alayim-sonrasina-bakayim-donemi-bitti-124951-20221223.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/ahrettin-koca-randevu-alayim-sonrasina-bakayim-donemi-bitti-124951-20221223.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kan Değerlerini Arttıran Besinler Nelerdir? Kan Eksikliği Hangi Sorunlara Davetiye Çıkarır? ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-kan-degerlerini-arttiran-besinler-nelerdir-kan-eksikligi-hangi-sorunlara-davetiye-cikarir-96675.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-kan-degerlerini-arttiran-besinler-nelerdir-kan-eksikligi-hangi-sorunlara-davetiye-cikarir-96675.html</link>
                    <description><![CDATA[Kansızlık genelde demir minerali, B12 ve B19 vitamin eksikliğine bağlı olarak gözlemlenen bir sağlık sorunudur. Toplum içerisinde sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Kan değerlerini arttıran besinler ile kansızlık sorununuzu çözebileceğinizi biliyor muydunuz?]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

Kansızlığın başlıca nedeni demir mineralinin eksikliği olarak görülse de, B grubu vitaminlerinden B9 (folik asit) ve B12 (kobalamin) eksikliği de kansızlığa neden olur. Demir minarelinin yanı sıra B9 ve B12 kırmızı kan hücrelerinin yapımında görev alır. Besinler yoluyla dengeli bir şekilde alınmalıdır. Eksikliklerinde doktor kontrolünde desteklenmelidir.&nbsp;

Demir eksikliği, depolar yavaş yavaş boşalacağından bir anda görülmez. Özellikle bebeklik ve ergenlik döneminde eksikliğiyle sık karşılaşılır. Demirden fakir beslenme, uzun süreli ishaller, şiddetli adet kanamaları, yaralanmalar, bazı sindirim ve emilim problemleri demir eksikliğine neden olabilir.&nbsp;

&nbsp;B12 vitamininden genellikle hayvansal kaynaklı besinler zengindir. Sıkı vejetaryen diyet yapan, yaşlılarda, gebelerde, sigara içen, sık alkol tüketen ve düzensiz beslenen bireylerde B12 eksikliği görülür.&nbsp; &nbsp;

Yumurta, ıspanak, brokoli, semizotu, baklagiller, avokado ve yumurta gibi besinler folik asitten zengindir. B9 vitamini eksikliği ise bağırsak emilim bozukluğu hastalığına sahip bireylerde, düzensiz diyet yapanlarda ve bazı ilaçların kullanımı sonucunda gözlemlenir. Özellikle gebelik öncesi ve gebelik sırasında folik asit alımına dikkat edilmelidir.&nbsp;

Kan değerlerini arttıran besinler ise sırasıyla,&nbsp;

Kırmızı et&nbsp;
Hindi, tavuk&nbsp;
Balık&nbsp;
Yeşil mercimek&nbsp;
Soya fasulyesi&nbsp;
Pirinç, buğday ve çavdar gibi tahıllı besinler&nbsp;
Ispanak gibi yeşil yapraklı sebzeler&nbsp;
Badem&nbsp;
Kabak çekirdeği&nbsp;
Kuru üzüm&nbsp;
Kuru kayısı&nbsp;
Kırmızı pancar&nbsp;
Pekmez&nbsp;
Tahin olarak sıralanmaktadır. Kan değerlerini arttıran besinler, günlük beslenme rutinine eklenmelidir.&nbsp;
Kan eksikliği sonucunda görülebilecek sorunlar,&nbsp;

Yorgunluk&nbsp;
Halsizlik&nbsp;
İştahsızlık&nbsp;
Avuç içi ve parmaklarda soluk görüntü&nbsp;
Çarpıntı&nbsp;
Devamlı hasta olma durumu&nbsp;
Saç dökülmesi&nbsp;
Dudaklarda kuruluk&nbsp;
Tırnaklarda kırılganlık olarak sıralanmaktadır.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Kan Değerlerini Arttıran Besinler Nelerdir? Kan Eksikliği Hangi Sorunlara Davetiye Çıkarır?  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 19:36:24 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/kan-degerlerini-arttiran-besinler-nelerdir-kan-eksikligi-hangi-sorunlara-davetiye-cikarir-224004-20221217.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/kan-degerlerini-arttiran-besinler-nelerdir-kan-eksikligi-hangi-sorunlara-davetiye-cikarir-224004-20221217.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/kan-degerlerini-arttiran-besinler-nelerdir-kan-eksikligi-hangi-sorunlara-davetiye-cikarir-224004-20221217.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Çamdent Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği Açıldı.]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-camdent-agiz-ve-dis-sagligi-poliklinigi-acildi-96669.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-camdent-agiz-ve-dis-sagligi-poliklinigi-acildi-96669.html</link>
                    <description><![CDATA[Kızılcahamam Özel Çamdent Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği hizmete açıldı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kızılcahamama yeni bir Poliklinik açıldı.

Çamdent Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği Stad karşısında hizmet vermeye başladı. Ağız ve diş sağlığı ile ilgili aradığınız herşeyi bulma imkanınız var.

Tel: 0312 736 63 63 - 0546 736 36 71

&nbsp;


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Çamdent Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği Açıldı. - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 13 Dec 2022 20:01:27 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/camdent-agiz-ve-dis-sagligi-poliklinigi-acildi-230602-20221213.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/camdent-agiz-ve-dis-sagligi-poliklinigi-acildi-230602-20221213.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/camdent-agiz-ve-dis-sagligi-poliklinigi-acildi-230602-20221213.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Çocuklar da Ortodontik Diş Sorunlarına Dikkat! ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-cocuklar-da-ortodontik-dis-sorunlarina-dikkat-96658.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-cocuklar-da-ortodontik-dis-sorunlarina-dikkat-96658.html</link>
                    <description><![CDATA[Ortodonti Uzmanı Dr. Adile Salehli Tosun konu hakkında bilgiler verdi. 





]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ortodontik tedavi için çok mu erken?&nbsp;

Çoğu kez ortodontik tedavi ortaokul veya lise çağındaki gençlerle ilişkilendirilir, ancak sanılanın aksine çocukluk çağındaki ortodontik kontroller kritik öneme sahiptir. Erken dönem ortodontik muayene ile amatör gözler tarafından farkedilmeyecek bir dizi ağız içi problem teşhis edilir, önlenebilir ve/veya tedavi edilebilir.&nbsp;

İlk ortodonti muayenesi ne zaman olmalıdır?

Çocuğunuz çift haneli yaşlara ulaşmadan bir ortodontiste götürmek, herhangi bir sorun olup olmadığını kontrol etmek ve zihninizi rahatlatmak için en mantıklı karar olacaktır. Güncel bilimsel yaklaşıma göre 7-10 yaş arası çocuklarda ortodonti kontrolü mutlaka önerilmektedir. Çocuğunuzda çarpık dişler, çene ileriliği, çene geriliği, erken süt dişi kaybı, ısırma ve çiğneme problemleri görünüyorsa hiçbir yaş erken değildir, en yakın zamanda ortodonti kontrolü önerilir. Unutmayın ki erken yaşta yapılacak daha basit ve kolay tedaviler, ileride daha zor ve uzun tedavilerin önüne geçecektir.&nbsp;

Neden erken yaşta bir ortodonti kontrolü öneriliyor?&nbsp;

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi ilk ortodonti kontrolü 7-10 yaş arasında önerilmektedir. Bu yaşta çoğu çocuk süt ve daimi dişlerinin ağızda bulunduğu karışık bir dönem içerisinde olacak, bu da gelişen veya gelişmekte olan bir problemin ortodonti uzmanları tarafından kolaylıkla tespit edilmesini sağlayacaktır. Çocuğunuzun dişlerinin şuan düzgün görünmesi ileride çapraşıklık veya ısırma problemlerinin oluşmayacağını garantilemez. Erken teşhis ise ortodontik tedavinin hemen başlayacağı anlamına gelmez. Çocukluk çağındaki muayene sayesinde potansiyel sorunlar ortodonti uzmanları tarafından teşhis edilir ve tedaviye başlamak için en iyi zaman planlaması yapılır. Çoğu durumda, düzenli takip ve periyodik muayene uygulanmaktadır. Bazı durumlarda ise gelişen ortodontik sorunları durdurmak için önleyici tedaviler tercih edilmektedir.&nbsp;

Erken teşhis ve tedavinin faydaları nelerdir?&nbsp;

Erken dönem ortodontik muayene, çocuklarda hızla gelişen ağız içi bozulmaları tespit etmek ve yaşam boyu sürecek sorunlara dönüşmeden tedavi etmenin harika bir yoludur. Bazen bu sorunları erken yaşta yakalamak gelecekte olası cerrahi müdahale ve karmaşık tedavi riskinden çocuğunuzu kurtaracaktır. Yetişkinlerde yüz ve çenelerin büyümesi durduktan sonra mümkün olmayacak sonuçlara erken yaşta uygulanan ortodontik tedaviler ile ulaşmak mümkündür. Çocukların metabolizmaları çok hızlıdır ve dış uyaranlara kısa sürede olumlu yanıtlar alınabilir.

Erken ortodontik tedavinin faydaları;&nbsp;

*Daha kolay tedavi&nbsp;

Erken ortodontik tedavinin ana faydalarından birisi genellikle daha kolay olmasıdır. Çocuk ve gençlerin kemik yapıları daha esnektir ve yetişkinlere oranlar metabolizmaları daha hızlı ve etkili çalışır. Bu nedenle ortodontik tedavi amacıyla dişlere iletilen kuvvetlere çok daha kısa sürede yanıt alınır.&nbsp;

*Daimi Dişlerin Sağlıklı Sürmesine Rehberlik Etmek&nbsp;

Bazı çocuklar süt dişlerini olması gerekenden daha erken yaşta kaybedebilir. Erken süt dişi kaybı, daimi dişlerin düzgün ve doğru konumda çıkmasını zorlaştırır. Erken ortodontik tedavi ile daimi dişlerin düzgün konumda gelmesini zorlaştıracak faktörler ortadan kaldırılır ve dişlerin düzgün sırada çıkma şansı arttırılabilir.&nbsp;

*Isırma Problemlerini Düzeltmek&nbsp;

Genellikle derin kapanış, açık kapanış veya çapraz kapanış gibi ısırma bozuklukları genç yaşta tespit edilirse şiddetli hale gelmeden tedavi etmek mümkün olmaktadır.&nbsp;

Potansiyel Problemlerin Tanımlanması&nbsp;

Çocukluk çağında yapılan ortodontik muayene ile parmak emme veya diş gıcırdatma gibi alışkanlıklar başlangıç aşamasında tespit edilebilir. Bu sayede geri dönülemez sonuçlara neden olmadan bu alışkanlıkların bırakılması sağlanabilir. Erken teşhis ile çocukların diş ve çene gelişiminin normal sınırlarda devam etmesi sağlanabilir.&nbsp;

Ortodontik tedavinin aşamaları nelerdir?&nbsp;

Ortodontik tedavi her yaşta uygulanabilmekle beraber, üç farklı aşamaya ayrılabilir; erken dönem(çocukluk çağı) ortodontik tedavi, genç/ergen tedavileri ve yetişkin tedavileri.&nbsp;

-Erken ortodontik tedavi genellikle “birinci aşama” olarak isimlendirilir, çünkü çocuklar büyüdükçe daha ileri tedavi ihtiyaçları olacaktır.&nbsp;

-Genç/ergen tedavileri, daimi dişlenme tamamlandıktan sonra (genellikle 12 yaş sonrası) uygulanan ortodontik tedavileri tanımlar. Büyüme ve gelişim halen aktif olarak devam ettiği için bu yaşlar tedaviye en duyarlı zamanlardır.&nbsp;

-Ortodontik tedaviler sadece çocuklar ve gençlerle sınırlı değildir, yetişkinler de ortodontik tedavi görebilir. Yetişkin ortodontik tedaviler sadece estetik iyileştirmeler sağlamaz aynı zamanda dişeti sağlığını olumlu etkileyecek değişiklikler oluşturur. Yetişkinler genelde diş aşınmalarının önlenmesi, implant için yer elde edilmesi veya dişler arasındaki boşlukların giderilmesi amacıyla ortodontik tedaviye başvururlar.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Çocuklar da Ortodontik Diş Sorunlarına Dikkat!  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 06 Dec 2022 22:15:12 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/cocuklar-da-ortodontik-dis-sorunlarina-dikkat-011722-20221207.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/cocuklar-da-ortodontik-dis-sorunlarina-dikkat-011722-20221207.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/cocuklar-da-ortodontik-dis-sorunlarina-dikkat-011722-20221207.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Çocuklarda Ağız Kokusuna Dikkat]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-cocuklarda-agiz-kokusuna-dikkat-96651.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-cocuklarda-agiz-kokusuna-dikkat-96651.html</link>
                    <description><![CDATA[Erişkinlerde çok iyi bilinen ‘‘Sinüzit’’ hastalığı çocuklarda da sık rastlanan önemli bir hastalıktır.Fakat çoğu kez gözden kaçırılarak ihmal edilebiliyor. Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op.Dr.Bahadır Baykal çocuklarda sinüzit hakkında önemli bilgiler verdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ÇOCUKLARDA AĞIZ KOKUSUNA DİKKAT !

Yüz kemikleri arasına yerleşmiş olan havalı boşlukların ( sinüslerin )&nbsp; iltihaplanmasıyla ortaya çıkan enfeksiyona 'sinüzit' denir. Sinüzitin akut ve kronik (müzmin) olmak üzere iki tipi vardır. Akut sinüzitte; burun tıkanıklığı, sarı, yeşil veya kanlı burun akıntısı, gözlerin etrafında ağrı, öne eğilmekle artan yüz veya baş ağrısı, ateş belirtileri bulunabilir. Kronik sinüzitte ise bu belirtilerden ziyade koyu burun akıntısı, geniz akıntısı, burun tıkanıklığı ve yerleşmiş bir başağrısı daha sık görülür.Üç&nbsp; &nbsp;aydan daha uzun süren bir sinüzit kronikleşmiş demektir.

Burunda tıkanıklığı olan kişiler risk altındadır. Burun kemiğinin eğri&nbsp; ya da kırık olması, burun etlerinin aşırı büyümesi,polip varlığı sinüzite karşı kişiyi daha hassas hale getirir. Alerjisi olanlarda da sinüzit sık görülür. Eğer nezle, grip bir kişide bir haftadan daha fazla sürüyorsa bu durum arık büyük ihtimalle sinüzittir. Özellikle hafif nezle grip hali varken uçak seyahatlerini kesinlikle önermiyoruz,bu şekilde basınç değişikliği yaratan durumlar sinüzit gelişimini kolaylaştırır.Sigara içiminde kolaylaştıran bir faktördür.

Çocuklarda sinüzit geçirebilir.Belirtileri çocuğun yaşına göre farklılık göstermekle birlikte, 5 yaşın altındaki çocuklarda baş ağrısını nadir görürüz. Büyük çocuklarda ise sinüzitte baş ağrısı daha sık olur. Özellikle gece öksürmeleri , geniz akıntısı ve ağız kokusu olan çocuklarda,10 günden uzun süren burun akıntısı da mevcutsa sinüzit ihtimali akla gelmelidir.''diyerek sözlerine şöyle devam etti:''İnatçı ve geçmeyen öksürük sinüzitte geniz akıntısına bağlıdır. Öksürükle birlikte sarı, yeşil burun akıntısı da vardır.Sinüzitte geniz akıntısına bağlı ağız kokusu olabilir. Kişi genellikle dilinde pas tadı olduğunu zanneder, başkası söylemediği takdirde ağız kokusunun farkına varmaz.

Sinüzit tedavisinde ilk seçenek ilaçla tedavidir. Bu amaçla antibiyotikler, burun akıntısı ve burun içindeki dokuların şişliğini azaltan ilaçlar (dekonjestanlar) ve üst solunum yollarını temizleyen buradaki koyu salgıları azaltan ilaçlar birlikte kullanılır.Son zamanlarda özellikle çocuklarda sinüzite bağlı gelişen komplikasyonlara oldukça sık rastlamaya başladık.Göz çevresinde ve göz kapaklarında kızarıklık ve şişlik geliştiğinde iltihabın göze yayıldığını ve göz de ciddi hasar yapabileceğini unutmamak lazım.Bu durumda çocuğunuzu mutlaka acil olarak KBB doktoruna götürmelisiniz. Erişkinler içinde bu durum geçerlidir.7 günü geçen koyu renkli burun akıntısı, yüksek ateş ve şiddetli baş ağrısı olan hastalarda antibiyotik tedavisi 10-14 gün süreyle&nbsp; mutlaka uygulanmalıdır.

Op.Dr.Bahadır Baykal,''Akut sinüzitler de komplikasyon gelişmediği sürece ameliyata çok nadir gereksinim duyulur. Eğer kişi uzun süren ilaç tedavisinden fayda görmemiş ve sinüziti kronikleşmişse ameliyat alternatif bir yöntem olarak düşünülmelidir. Tomografi ile kronik sinüzitinin değerlendirilmesi yapılan hastanın,burun kemiği eğriliği, burun eti büyümesi yada polipi varsa sinüzitle beraber bunlarda tedavi edilmelidir.''dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Çocuklarda Ağız Kokusuna Dikkat - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 03 Dec 2022 19:27:20 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/cocuklarda-agiz-kokusuna-dikkat-222900-20221203.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/cocuklarda-agiz-kokusuna-dikkat-222900-20221203.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/cocuklarda-agiz-kokusuna-dikkat-222900-20221203.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Hamilelikte Hazımsızlık Nedenleri – Nasıl Beslenmeli?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-hamilelikte-hazimsizlik-nedenleri-nasil-beslenmeli-96626.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-hamilelikte-hazimsizlik-nedenleri-nasil-beslenmeli-96626.html</link>
                    <description><![CDATA[
Uzman Diyetisyen Didem Yıldız Küçük konu hakkında bilgiler verdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Heyecanlı süreç devam ediyor. Kimimiz ilk heyecanı kalp atışını duydu, kimimiz kalp atışını duymak için gün sayıyor. Giderek etkilerinin daha çok hissedildiği bulantılara bir de hazımsızlık eklendiyse gün içerisinde yaşam kalitenizi daha çok etkileyebilir. Bu gibi durumlar sizde de var ise endişelenmemeli, çözümünü öğrenerek güzel dönemin keyfini çıkarmaya devam etmelisiniz.&nbsp;&nbsp;

Hazımsızlık progesteron hormonunun kasların çalışmasını yavaşlatmasından kaynaklanır. Asıl amacı rahim kaslarının gereksiz kasılmasını engelleyerek embriyonun rahim duvarına tutunmasını sağlamaktır. Bu işlevi gerçekleştirirken mide kaslarını da gevşetir böylece sindirim yavaşlar, yiyecekler kolay sindirilemez, bu esnada hazımsızlık ortaya çıkar. Daha da ilerlerse reflü dediğimiz yediklerimizin yemek borusuna kaçması ortaya çıkar.&nbsp;&nbsp;

Bu durumu azaltmak veya ortadan kaldırmak için öncelikle hekiminize ve beslenme uzmanına danışmalısınız. Size uygun bir beslenme programı ile çözüme ulaşamıyorsanız hekiminizin önerdiği ilaçlarla çözüm sağlayabilirsiniz.&nbsp;&nbsp;

Altın Kural Aç Kalmayın!&nbsp;&nbsp;

Annelik duyguları baskın gelmeye başladığında bebeğinizi asla aç bırakmak istemiyorsanız kendiniz de asla aç kalmamalısınız. Birçok soruna çözüm doğru ve yeterli beslenmektir.&nbsp;&nbsp;

Az ve sık beslenmek günlük besin ihtiyacınızı karşılamanızı sağlayacaktır. Hamilelikle artan besin, vitamin – mineral ihtiyacı, bulantılar ve hazımsızlıkların arasında ancak doğru zamanda doğru besini almakla karşılanır. Bu şekilde beslenmek bebeğinizin daha sağlıklı gelişmesini sağlayacaktır. Ayrıca hazımsızlığı ortadan kaldırarak tüketilen yiyeceklerden emilimi en yüksek düzeye taşıyacaktır.&nbsp;&nbsp;

Kendin İçin De Bebeğin İçin De Tatlıdan Uzak Dur!&nbsp;&nbsp;

Artan enerji ihtiyacı ile düzensiz beslenme de eklenirse tatlıya yönelim artar. Vücut enerji açığını düzenli beslenme ile kapatamaz ise tatlı isteyecektir. Bu da aşırı kilo alımına, yetersiz beslenme, bebeğinizde ve sizde vitamin – mineral eksikliklerine, ilerleyen dönemlerde ise gestasyonel diyabet dediğimiz gebelik şekerine yol açacaktır.&nbsp;&nbsp;

Size özel beslenme programı ile tatlı ihtiyacınız zamanla ortadan kalkacaktır. Bunu sağladığınız halde hala tatlı isteğiniz var ise başka sebepler araştırılmalıdır. Gereken zamanda demir desteği almamış olabilirsiniz. Demir eksikliği de sizi tatlıya yöneltmiş olabilir. Bütün bunlar dışında tatlı tamamen alışkanlık da olabilir. Yanlış alışkanlıklardan kendiniz için olmasa bile bebeğiniz için uzak durunuz. Siz ne yerseniz miniğiniz de onu yiyecek.&nbsp;&nbsp;

Az Kalori Çok İçerik İle Beslenin.&nbsp;&nbsp;

Üç dilim baklavadan aldığınız besin ile 1 adet yulaflı çörek + 1 dilim beyaz peynir + 1 adet yumurta + 3 tam ceviz içinden gelen besin içeriği çok farklıdır. Kaloriler ise aynıdır. Gün içerisinde aldığınız 1800 – 2000 kalorinin tamamen karbonhidrat ve boş içerikli olmasıyla, aynı kalorinin daha zengin besin içeriği ve doyuruculuk özelliği ile donatılması ile hamilelik dönemi kabusunuz olmaktan çıkacaktır.&nbsp;&nbsp;

Mevsiminde Beslen!&nbsp;&nbsp;

Meyveyi ve sebzeyi donmamış, rafta beklememiş veya ilaçlarla mevsimi dışında yetiştirilmemiş şekilde tüketirseniz zararlı maddeler içeren ve işlenmiş gıdalardan uzak durmuş olursunuz.&nbsp;&nbsp;

Böylece mide sorunları da yaşamayacak, vücuda daha zengin vitamin – mineral sağlayacaksınız.&nbsp;&nbsp;

Taze meyve – sebze tüketimi aynı zamanda vitamin – mineral kaybını önleyerek yine besin içeriğini arttıracaktır.&nbsp;&nbsp;

Tüketmekten çok fazla hoşlandığınız yaz sebzelerini tazeyken konserve yapabilirsiniz. Yazdan domates konserveleri hazırlanabilir. Fakat her zaman büyük dolaplar bağırsaklarımızın dolayısıyla bütün vücudumuzun düşmanıdır. Yani ne kadar çok dondurulmuş, uzun süre saklanmış gıda tüketirseniz o kadar vücutta yapı bozulmaları ve besin kayıpları yaşayacaksınız.&nbsp;&nbsp;

Her zaman mevsiminde, doğru tüketim ve pişirme yöntemleri ile gıdaları tüketmeye özen gösteriniz.&nbsp;&nbsp;

Böylece hem mide bulantısı, kabızlık, hazımsızlık gibi sağlık sorunları ortadan kalkacak hem de bebeğiniz en iyi şekilde gelişecektir.&nbsp;&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Hamilelikte Hazımsızlık Nedenleri – Nasıl Beslenmeli? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 18 Nov 2022 23:05:47 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/hamilelikte-hazimsizlik-nedenleri-nasil-beslenmeli-021357-20221119.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/hamilelikte-hazimsizlik-nedenleri-nasil-beslenmeli-021357-20221119.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/hamilelikte-hazimsizlik-nedenleri-nasil-beslenmeli-021357-20221119.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ömrünüze Ömür Katacak Yedi Besin]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-omrunuze-omur-katacak-yedi-besin-96360.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-omrunuze-omur-katacak-yedi-besin-96360.html</link>
                    <description><![CDATA[Dr. Fevzi Özgönül ,'' İstemeden de olsa biriken  yağlarınızdan kurtulmak ve sağlıklı bir vücut elde etmek için sofralarınızdan eksik etmemeniz gereken 7 muhteşem yeşil besini mutlaka tüketmelisiniz.' dedi]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İşte ömrünüze ömür katacak 7 yeşil besin ;&nbsp;

Enginar: Karaciğer dostu olarak bilinen enginar, yapılan araştırmalar sonucunda içerdiği vitamin ve mineral yoğunluğu ve anti toksin özelliği ile birçok hastalıkta destek tedavi olarak da özellikle yapraklarından gıda desteği olarak faydalanılmaktadır. Enginar aynı zamanda mide ve sindirim sistemi dezenfektanı olarak da bilinmektedir. Bunun dışında kalp hastalıklarında, romatizma ve gut da, safra kesesi ve karaciğer rahatsızlıklarında faydalıdır. Enginar yemeği yaparken sadece taban bölümü değil, yapraklarının da pişirilip dip kısmının sıyrılarak yenmesi tavsiye edilir.


Bezelye: Protein, lif ve nişasta açısından zengin bir sebzedir. A, C ve B vitaminlerinin yanı sıra demir, potasyum ve fosfor gibi mineralleri de içinde barındıran besleyici bir sebzedir. Bezelye bir çok yemek çeşidinde kullanılabilir, ayrıca soğuk yemeklerde ve çorbalarda da kullanılabilir.

Bakla: Protein ve vitaminler açısından son derece zengin bir sebze olan baklanın taneleri tazeyken yeşil, kuruyunca açık kahverengidir. Kuru bakla, taze baklaya göre daha besleyicidir. Kuru baklanın 100 gramında yaklaşık olarak 25 gr. Protein, 60 gr. Karbonhidrat vardır. Ayrıca bakla B1, B2, B6 ve K vitaminlerinin yanı sıra potasyum ve magnezyum mineralleri açısından da oldukça zengindir.&nbsp;

Ispanak: Demir deposu olarak bilinen ıspanak ayrıca A, B, C ve E vitaminlerinden, magnezyum, fosfor ve iyot mineralleri ve protein açısından da çok zengin bir sebzedir. Bu nedenle vücudun direncini arttırır, özellikle bahar aylarında nükseden hastalıklara karşı vücudu korur. Kemik ve dişleri de güçlendirir. Diş çürümelerine karşı koruyucudur.Ispanağı salata olarak, kıymalı veya zeytinyağlı yemek olarak hata atıştırmalıklar içerisinde bile kullanabiliriz.(Tüm bu faydalarının yanında ıspanak gut hastalarına, eklem iltihabı olanlara, böbrek taşı şikayeti olanlara tavsiye edilmez.)

Taze fasulye: Vitamin, mineral ve antioksidan bakımından oldukça zengin bir sebze olduğu için özellikle mevsiminde haftada 2 defa, özellikle öğlen öğünlerinde etli veya zeytin yağlı olarak tüketilmesi önerilmektedir.Kalorisi düşük, yağ bakımından fakir bir sebze olsa da bol lifli yapısı sebebi ile diğer gıdaların sindirimine yardımcı olduğu ve sindirim sisteminin daha rahat çalışmasını sağladığı için ayrıca kötü kolesterolün bağırsaktan emilimini engellediği için yararlı bir yiyecektir.Özellikle A vitamini yönünden zengindir, cilt ve göz sağlığı için yararlıdır. İçerdiği&nbsp; Lutein, zea-xantin ve Beta karoten gibi anti oksidanlar sayesinde vücutta bulunan serbest radikallerin zararlı etkilerini yok eder, yaşlanmayı geciktirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Brokoli: A, C, E vitaminlerini ve diğer vitaminler bakımından, ayrıca demir, bakır, potasyum ve kalsiyum mineralleri açısından oldukça zengindir. Salata olarak, haşlanmış olarak, zeytinyağlı yemek olarak ve çorba olarak sıkça tüketilir. Mükemmel bir antioksidandır.

Taze sarımsak: Mevsimsel salgın hastalıklarda koruyucu olarak, tansiyon ve kolesterol düşürücü olarak, kan sulandırıcı ve bağışıklık sistemini güçlendirici olarak faydaları saymakla bitmez.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Ömrünüze Ömür Katacak Yedi Besin - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 16 Apr 2022 23:38:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/omrunuze-omur-katacak-yedi-besin-025928-20220417.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/omrunuze-omur-katacak-yedi-besin-025928-20220417.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/omrunuze-omur-katacak-yedi-besin-025928-20220417.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Hangi İdrar Rengi Hangi Hastalığın Habercisidir ?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-hangi-idrar-rengi-hangi-hastaligin-habercisidir-96292.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-hangi-idrar-rengi-hangi-hastaligin-habercisidir-96292.html</link>
                    <description><![CDATA[Hiç şüphesiz hayat sağlıkla güzel. Bu güzelliğin devamlılığını sağlamak ve olası sorunları fark etmek vücuttaki değişikliklere dikkat etmek gerekiyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Hiç şüphesiz hayat sağlıkla güzel. Bu güzelliğin devamlılığını sağlamak ve olası sorunları fark etmek vücuttaki değişikliklere dikkat etmek gerekiyor.Bazen gözlerin içindeki sarılık doktorları teşhise yaklaştırırken bazen yüzde ve dudaklarda morarma tanı koymada önemli olabiliyor. Bunların yanı sıra kan, nefes, idrar, ter, beyin omurilik sıvısı ve direk dokudan alınan örnekler de kesin teşhis koymada kullanılıyor.Vücutta bulunan atıkların dışarı atılmasında önemli rol oynayan idrarın rengi de önemli sağlık sorunları hakkında ipucu verir.&nbsp;

Doktora gitmeden kendi vücudumuzdaki değişiklikleri fark edebilir miyiz?
Elbette.Bunun için çok iyi bir gözlemci olup bedenimizdeki değişiklikleri çok önceden ayırt edebiliriz. En çok dikkat çekecek konulardan birisi de idrar rengindeki değişiklikler. Normalde idrarın büyük bir bölümü sudan oluşur. Bu nedenle normal idrar rengi şeffaf ve durudur. Yeme içme durumu, kullanılan ilaçlar ve ortam ısısı gibi faktörlere bağlı olarak idrar renginde geçici değişiklikler görülebilir.

Prof. Dr. Ömer Faruk Karataş sözlerine şöyle devam ediyor;

Hangi idrar rengi normal, hangisi hastalık belirtisi?&nbsp;
Şeffaf idrar: Normal idrar rengidir. Ancak çok aşırı sıvı tüketenlerde ya da bazı böbrek hastalıklarında idrar renginde hiç bir değişiklik olmaksızın idrar sürekli şeffaf gelebilir. Şeker hastalığı ya da Diyabetes İnsipidus gibi hastalıkların belirtisi olabilir.
Amber ya da bal rengi idrar: Genellikle az su tüketimi ile ilişkilidir. Çoğu zaman bir hastalığa işaret etmez. Aşırı terleme ve su kayıplarında da geçici olarak görülebilir.
Turuncu renkli idrar: Karaciğer ve safra kesesi hastalıkları başta olmak üzere çeşitli ilaç kullanımları ve vitamin alımlarına bağlı olabilir. Bazen de havuç, pancar gibi doğal gıdaların tüketilmesi sonrasında normalde de görülebilir.
Kahverengi idrar: Aşırı susuz kalma sonrası olabileceği gibi sarılık ve Gilbert Sendromu gibi karaciğer hastalıklarının bir belirtisi olabilir.
Pembe renkli idrar: Gıda tüketimi ile ilişkilidir. Özellikle yaban mersini ve pancar tüketiminden sonra görülür. Geçici bir durumdur.
Kırmızı renkli idrar: Enfeksiyonlar, böbrek taşları ya da böbrekten başlayarak idrarın atılımının olduğu tüm yolları ilgilendiren&nbsp; (böbrek, üreter, mesane, prostat, üretra gibi) kanserlerin erken dönem belirtisi olabilir. En önemli idrar rengi belirtisidir. Mutlaka bir üroloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekir.
Yeşil renkli idrar: Çeşitli ilaç kullanımları ya da enfeksiyonlara bağlı olabilir. Bazen de kuşkonmaz tüketimi sonrasında görülür.&nbsp;
Mavi idrar: İlaçlar, ailevi görülen genetik geçişli hastalıklara bağlı olarak görülebilir. Bazen de farklı gıda tüketimlerine bağlı olabilir.
Siyah idrar: Bakır zehirlenmesi, fenol zehirlenmesi, gastrointestinal kanamalarda melanom sonrası, fava fasulyesi tüketilmesi ve bazı ilaç kullanımı ile ilişkilidir.&nbsp;
Beyaz renkli idrar: Aşırı proteinle beslenenlerde, üriner enfeksiyonlarda ya da kalsiyum, fosfat gibi minerallerin aşırı alımına bağlı olabilir. Aralıklı süt renginde idrar ise lenfatik sistem hastalıklarına işaret edebilir.

Görüldüğü gibi idrarda bir çok renk çok farklı hastalıkların erken ya da geç dönem belirtisi olabiliyor.En güzeli ve doğru olanı idrar renginizdeki değişikliği önceden fark edebilmek ve devam etmesi durumunda ise mutlaka bir üroloji uzmanı ile görüşmektir.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Hangi İdrar Rengi Hangi Hastalığın Habercisidir ? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 17 Feb 2022 21:45:46 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/hangi-idrar-rengi-hangi-hastaligin-habercisidir-005027-20220218.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/hangi-idrar-rengi-hangi-hastaligin-habercisidir-005027-20220218.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/hangi-idrar-rengi-hangi-hastaligin-habercisidir-005027-20220218.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Alzheimer hastalığının en yaygın 10 belirtisi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-alzheimer-hastaliginin-en-yaygin-10-belirtisi-96258.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-alzheimer-hastaliginin-en-yaygin-10-belirtisi-96258.html</link>
                    <description><![CDATA[Bilimsel tahminlere göre dünyayı bir demans salgını bekliyor ve henüz Alzheimer hastalığının tedavisi yok. Bu nedenle belirtileri önceden fark edebilmek ve önlem almak oldukça büyük öneme sahip.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Küresel nüfusun yaşlanması ve demanstan (bunama) etkilenen insan sayısının artması, dünya çapında yeni bir salgın haline geliyor. Ve insan ömrünün uzaması nedeniyle bilimsel tahminlere göre yakın gelecekte bir bunama salgını bizleri bekliyor.

Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, dünyada 47,5 milyon insan bir tür demans hastası ve 2050 yılına kadar bu sayının 115 milyonu aşabileceği tahmin ediliyor.

Tüm demansların yüzde 70'ini oluşturan en yaygın demans türü, merkezi sinir sisteminin ilerleyici bir nörodejeneratif hastalığı olan Alzheimer hastalığıdır. Hastaların beyninde, nöronlar arasındaki iletimi engelleyerek ve beyin hücresi bozulması sonucu, etkilenen bölüme bağlı olarak fiziksel, zihinsel ve psikolojik fonksiyonların kaybıyla beyni tahrip eden olağandışı proteinler (amiloid ve tau proteinleri) birikimi olur.

Hastalığın belirtileri yavaş yavaş başlar ve ilk ve en belirgin belirti hafıza kaybıdır, bunu zihinsel ve fiziksel bozulmalar ve kişinin tamamen fonksiyonel yetersizliği takip eder ve kişi başkalarının bakım ve yardımına bağımlı hale gelir.



ALZHEİMER HASTALIĞININ 10 BELİRTİSİ

Alzheimer hastalığı erken bir aşamada tipik yaşlılık unutkanlığı ile karıştırılabilir, bu nedenle semptomların erken tanınması ve Alzheimer hastalığının teşhisi son derece önemli olduğundan dikkatli olunmalıdır.

Hastalığın belirtileri genel olarak yanlış hesaplamalar ve zayıf çıkarımlar, parayı yönetememe, tarih ve mevsimi belirleyememe, iletişimi sürdürmede zorluk ve kafa karıştırıcı şeyler ve önceki olayları hatırlayamamadır.

Bu belirtiler mutlaka bunun bir hastalık olduğunu göstermez. Ara sıra yanlış kararlar vermek, bazı faturaları ödemeyi unutmak, güncel tarihi unutmak ve hatırlamak, ara sıra iletişimi sürdürmekte zorluklar, zaman zaman bir şeyleri kaybetmek normaldir.

İşte Alzheimer hastalığının en yaygın 10 belirtisi:

Günlük Yaşamı Bozan Hafıza Kaybı

Alzheimer hastalığının en yaygın belirtilerinden biri, özellikle erken evrede, yeni öğrenilen bilgilerin unutulmasıdır. Önemli tarihleri ​​veya olayları unutmak ve aynı soruları tekrar tekrar sormak da belirtiler arasındadır.

Planlamada veya Problem Çözmede Zorluklar

Alzheimer'lı bazı kişiler, bir plan geliştirme ve takip etme veya sayılarla çalışma yeteneklerinde değişiklikler yaşayabilir. Bilinen bir tarifle veya aylık faturaları takip etmede sorun yaşayabilirler.

Bilinen İşleri Tamamlamada Zorluk

Alzheimer hastaları genellikle günlük işlerini tamamlamakta zorlanır. Bazen tanıdık bir yere gitmekte, bir alışveriş listesi düzenlemekte veya favori bir oyunun kurallarının hatırlatılmasında sorun yaşayabilirler.

Zaman veya Yer Karışıklığı

Alzheimer ile yaşayan insanlar tarihi, yılın zamanını veya günün saatini takip etmekte zorlanır. Bazen nerede olduklarını veya oraya nasıl gittiklerini unutabilirler.

Görsel ve Uzamsal İlişkileri Anlama Sorunları

Bazı insanlar, sürüş sorunlarına neden olabilecek mesafeleri ve renk veya kontrastı belirlemede sorun yaşayabilir.

Kelime veya Yazma Sorunları

Alzheimer ile yaşayan insanlar bir sohbete katıldıktan sonra sorunlar yaşayabilir. Ayrıca konuşmaya nasıl devam edeceklerini bilmeden bir konuşmanın ortasında durabilirler. Kelime dağarcığıyla mücadele edebilirler ve genellikle tanıdık bir konuyu adlandırmakta zorluk çekerler. Ayrıca el yazılarında da değişiklik olur.

Eşyalarını Kaybetmek

Alzheimer hastalığı olan bir kişi, eşyalarını alışılmadık yerlerde bırakabilir. Bir şeyleri kaybedebilirler ve sözü edilen şeyi tekrar bulmak için geriye dönük şeyleri hatırlayamazlar. Hastalığın ilerlediği durumlarda, genellikle diğer insanları eşyalarını çalmakla suçlarlar.

Zayıf Muhakeme

Bireyler karar vermekte zorluk çekebilir. Örneğin, parayı kötüye kullanmaya başlayabilir veya normal bakım ve temizliği sürdürmeye daha az dikkat edebilirler.

İşten veya Sosyal Faaliyetlerden Vazgeçme

Alzheimer hastalığı olan bir kişi, konuşmaları takip etme becerilerinde değişiklikler yaşayabilir ve bunun sonucunda hobilerden, sosyal faaliyetlerden veya diğer meşguliyetlerden çekilebilirler.

Ruh Hali ve Kişilik Değişiklikleri

Bireyler ruh hali ve kişilik değişiklikleri yaşayabilir, kafası karışabilir, şüpheli, depresif, çekingen veya endişeli olabilirler.



TEDAVİSİ HENÜZ MEVCUT DEĞİL

Alzheimer hastalığı olan hastaların yaklaşık yüzde 85'inde ayrıntılı bir tıbbi öykü ve nörolojik muayene, doğru teşhisin konulmasını sağlar.

Beyin görüntüleme yöntemleriyle Alzheimer hastalığının teşhisinde, tümör süreci veya kalp ve damar durumundaki değişiklikler gibi bilişsel bozulmaya neden olabilecek hastalıkların kontrolü de sağlanır.

Beynin tomografisi karakteristik kortikal atrofi formları (beyin dokusu hacmi kaybı) gösterebilse de, beyin MR'ı yapısal değişiklikleri göstermede daha hassastır.

Alzheimer hastalığına karşı mücadele yöntem üç ana hedefe odaklanır: Hastalığın erken teşhisi, Alzheimer hastalığının başlangıcına işaret edebilecek belirtilerin erken tanınması ve uygun sağlık ve çevre ile hastanın ve ailesinin yaşam kalitesini iyileştirmek. Hastalığın gelişimini yavaşlatabilecek demans karşıtı ilaçlar ile de tedavi desteklenir.

Demans teşhisi konulduktan sonra hastalar tüm bilişsel fonksiyonlarının yavaş yavaş zayıflamasını bekleyebilir. Ancak başta ilaçların kullanımı hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilir. Hastalığın kendisi için bir tedavi henüz mevcut değil ve mevcut tedaviyi kullanmak hastalığın ilerlemesini yavaşlatmayı hedeflemektedir.



ALZHEİMER HASTALIĞINI ÖNLEMEK İÇİN 4 İPUCU

Birkaç yaşam tarzı değişikliği Alzheimer hastalığı geliştirme riskini azaltabilir. Her 3 Alzheimer vakasından 1’inin, doğru yaşam tarzı ipuçlarıyla önlenebileceği tahmin ediliyor. Alzheimer vakalarının neredeyse üçte ikisini oluşturan kadınlar için bu durum özellikle çok önemli.

İşte Alzheimer hastalığını önlemek için 4 ipucu.

Düzenli Egzersiz Yapın

Egzersiz, Alzheimer hastalığına karşı koruma sağlayabilir, çünkü sadece beyne giden kan akışını artırmakla kalmaz, aynı zamanda sinir hücrelerine bağlanan amiloid plaklarını serbest bırakır. Bu maddeler yavaş yavaş sinir iletişimini bozarak Alzheimer'a neden olur.

Herhangi bir egzersiz yardımcı olur, ancak uzmanlar haftada en az üç saat yüksek yoğunluklu egzersiz önermektedir. Ancak her gün yapacağınız yarım saatlik bir tempolu yürüyüş de Alzheimer hastalığına karşı çok büyük şekilde yardımcı olabilir.

Uyku Kalitenizi Yönetin

Yeterli ve kaliteli uyuduğunuzda, beyin zararlı amiloid plaklarını temizleyebilir. uyumadan önce sizi çevreleyen elektronik cihazları kapatın. Zihninizi boşaltmak için odayı sessiz ve karanlık tutun. Her gece 7 ila 9 saat uyuyun. Ancak uykunuzun süresi kadar uyuduğunuz saat dilimi de önemli. Her gece aynı saatlerde yatıp aynı saatlerde kalkmaya çalışın. İyi bir uyku rutini yakalayın.

Sağlıklı Beslenin

Şeker ve işlenmiş gıdalardan kaçının. Mümkünse Akdeniz diyetini izleyin. Beyin yaşla birlikte küçülür, ancak araştırmalar, Akdeniz diyeti (daha fazla meyve, sebze, zeytinyağı ve daha az et ) izleyen kişilerin, tipik yemekler yiyen insanlara göre daha az beyin kütlesi kaybettiğini göstermektedir.

Uzmanlar, beyin için en iyi beslenmenin yeşil yapraklı sebzeler, meyve ve sebzeler gibi besinlerden oluştuğunu söylüyor.

Her Yıl Kan Testi Yaptırın

Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve diyabet, Alzheimer hastalığına giden yolu tetikleyen sağlık sorunlarıdır. Bu nedenle her yıl kan testi yaptırmak ve gerekli önlemleri almak son derece önemlidir.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Alzheimer hastalığının en yaygın 10 belirtisi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 21 Jan 2022 05:24:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/alzheimer-hastaliginin-en-yaygin-10-belirtisi-082810-20220121.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/alzheimer-hastaliginin-en-yaygin-10-belirtisi-082810-20220121.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/alzheimer-hastaliginin-en-yaygin-10-belirtisi-082810-20220121.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bel Fıtığında Şehir Efsaneleri ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-bel-fitiginda-sehir-efsaneleri-96250.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-bel-fitiginda-sehir-efsaneleri-96250.html</link>
                    <description><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç.Dr.Ahmet İnanır konu hakkında önemli bilgiler verdi. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
En yaygın sağlık sorunlarından biri olan bel fıtığı, toplumumuzda her 10 kişiden 8'nde görülmektedir. Ancak bel fıtığı ile ilgili yanlış bilinen doğrular insanların kafasında çok ciddi karışıklığa neden olabiliyor.
Peki nedir bu doğru bilinen yanlışlar ? Ve doğru olan nedir?
Yanlış: Her bel ağrısı fıtıktır
Doğru: Bel ağrılarının %95 nedeni fıtık değildir.
Yanlış: Bel Fıtığı Olan Kişilerde Ağrı Mutlaka Olmalıdır&nbsp;
Doğru: Fıtık için ağrı, uyuşma-karıncalanma, kuvvet kaybı şart gibi görülüyor olmasına rağmen fıtığı olupta hiçbir bulgu ermeyen bireylerin&nbsp; sayısı oldukça çoktur.
Yanlış: Bel Fıtığı Sadece Ağır Kaldıranlarda Görülür&nbsp;
Doğru: Kilo başta olmak üzere sürekli oturmak, sürekli ayakta iş yapmak, eğilerek yapılan ev işleri cinsel aktiviteler, yanlış yapılan sporlar hatta plates bile fıtığa neden olabilmektedir.
Yanlış: Sert Yerde Yatmak Fıtığa İyi Gelir&nbsp;
Doğru: Bireyin kilosuna göre yatak seçimi önemlidir. Genellikle ortopedik yatak ön plana çıkmaktadır.
Yanlış: Hareket etmek yerine oturmak tercih edilmelidir
Doğru: Oturmak bele binen yükü artırır, 10-20 dakikadan fazla sürekli oturulmamalıdır. Ve sürekli ayakta durulmamalıdır.
Yanlış: Sürekli Korse Takmak Gereklidir
Doğru: ‘’Korse beldeki kasların zayıflamasına yol açar’’ düşüncesi de yanlıştır. Alçı durumu gibi düşünülmesi bilgi eksikliğidir. Son yayınlar ‘’Doktorunuzun uygun gördüğü kadar korse takabilirsiniz’’ fikrine sahiptir.
Yanlış: Fıtık hastasına kilo zarar vermez.
Doğru: Omurga hastalıklarında kilo çok önemli bir etkendir. Fıtığın iyileşmesini engeller. Yeni fıtık oluşmasına katkı sağlar.
Yanlış: Her Bel Fıtığı Mutlaka Ameliyat Demektir&nbsp;
Doğru: Bel fıtığında ameliyat zarar veren bir işlemdir. Ancak mecburi ameliyat gerektiren durumlarda ameliyatın bu zara verici etkisine göz yummak zorunda kalırız. Gerçek tedavi fıtıklaşan kısmın yerine geri döndürülmesidir. Aksi halde hastanın ileriki aylar-yıllar içinde yeni problemler yaşamasına sebep olmuş oluruz. Tekrar belirtmek gerekirse Ameliyat kararı detaylıca incelenerek bir komisyon kararı ile verilmelidir.
Yanlış: Bel fıtığını her doktor tedavi edebilir !!!
Doğru: ‘’Bel fıtığından değil yanlış tedaviden korkun’’, hatta gecikmekten ve geciktirilmekten korkun. Mutlaka bu konuda uzman ve tecrübeli doktorları seçiniz. Aksi takdirde tedavi süreci gecikme sebebiyle bile zora sokulmaktadır.
Yanlış: Fıtık hastasıyım hayatıma ilaçla devam ediyorum
Doğru: Oluşmuş olan fıtığın küçülmesi için gerekli önlemler ve egzersiz programı öğretilmeli, yeni bir hayat tarzına başlamalıdır. Kişi uzun süre aynı pozisyonda kalmamalı, oturma ve ayakta kalma süresi kısa tutulmalıdır. Oturulan koltuklarda bel kavsini destekleyen bir yastığın kullanılması alışkanlık haline getirilmelidir. Yere eğilmek yerine çömelerek işlerin yapılmasına özen gösterilmelidir. Yatmak için ortopedik yatak seçimine dikkat edilmelidir. Yataktan kalkarken, yan yatılarak kollardan destek alınarak oturulmalı, sonra ayağa kalkılmalıdır. Ayrıca gerekli ise kilo kontrolü bakımından bir diyet programına başlanmalıdır.
Yanlış: Bel Fıtığı Ameliyatı Çok Zararlıdır
Doğru: Bel fıtığı ameliyatı zatında vücuda zarar verir ancak mutlak gerekli vakalarda yapılmak zorundadır. Kolayca yapılacak bir işlem değildir. Ve kolayca karar verilmesi hiç doğru değildir.
Yanlış: Hastalar ameliyat sonrası hemen işe dönebilir.
Doğru: Hastanın kolayca işe döndürülmesi, bir hatadır. Hastaların ameliyat sonrası disk yüksekliği azalır. Ve son derece dikkat etmelidir. Yoksa ileride fıtık çıkmasına, dejeneratif disk gelişmesine ve kireçlenmeye zemin hazırlanmış olur.
Yanlış: Hasta ameliyat sonrası araba kullanabilir, yürüyebilir.
Doğru: Hastanın araba kullanması bir fıtık davetçisidir. Yürümesi de fıtık davetçisidir.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Bel Fıtığında Şehir Efsaneleri  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 11 Jan 2022 20:32:50 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/bel-fitiginda-sehir-efsaneleri-233735-20220111.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/bel-fitiginda-sehir-efsaneleri-233735-20220111.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/bel-fitiginda-sehir-efsaneleri-233735-20220111.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kulak Çınlaması ne zaman Tehlikelidir ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-kulak-cinlamasi-ne-zaman-tehlikelidir-96234.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-kulak-cinlamasi-ne-zaman-tehlikelidir-96234.html</link>
                    <description><![CDATA[Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Yavuz Selim Yıldırım konu hakkında önemli bilgiler verdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ KULAK ÇINLAMASI NE ZAMAN TEHLİKELİDİR ?

Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Yavuz Selim Yıldırım konu hakkında önemli bilgiler verdi.

Kulak çınlaması son yıllarda giderek artmaktadır.Bunun nedenleri arasında; Elektronik cihazların giderek yaygın kullanılması ve vazgeçilmezimiz olması sürekli yanımızda taşımamız, cep telefonları, bilgisayarlar, Bluetooth kulaklıklar, modemler, Tv'ler, akıllı saatler, kumandalar gibi... bir çok elektronik alet sürekli yanımızda ve çevremizde yer alıyor.

Eskiye oranla;
-Gençler daha fazla kahve ve Alkol tüketiyor
-Tuz oranı yüksek abur-cubur gıdaların fazla tüketilmesi
-Yüksek yağlı beslenmek
- Fazla çikolata tüketmek
- Stresli bir yaşam
- Sürekli gürültüye ve hava kirliliğine maruz kalmak
-&nbsp; Psikolojik nedenler(depresyon, anksiyete, fobik bozukluklar)&nbsp;
- Düzensiz uyku
- Vitamin Eksiklikleri&nbsp;
Geçmiş zamanlara göre yukarıdaki saydığımız nedenler daha fazla çınlamaya neden oluyor.

Bunların dışında başka nedenler de çınlama yapabilir.Örneğin kadınlarda hormonal değişiklikler,guatr hormonunun salgılanmasındaki bozukluklar,yüksek sese maruziyet,çene eklemi problemi,burun tıkanıklığı ve orta kulak enfeksiyonları,kulak kiri,beyin tümörleri,bazı kulak hastalıkları,kullanılan ilaçlara bağlı yan etkiler ve kalp damar hastalıklarıdır.

Çınlama ne zaman tehlike işareti oluşturur ?

Çocuklarda görülen çınlama,aniden ortaya çıkan ve tek kulakta duyulan çınlama,baş dönmesi ile beraber oluşan çınlama,işitme kaybı ile beraber olan çınlama,vücudun herhangi bir yerinde güç ve duyu kaybı ile beraber olan çınlama ve akşam yatağa yattığında uykuya dalmasını engelleyen çınlama..

Çınlaması olan hastaya nasıl yaklaşmalıyız ?

-Orta yaş ve üzerindeki bir kişide aniden ortaya çıkan tek kulaktaki çınlama damar tıkanıklığının işareti olabilir.Erkenden hekime başvurmak önemlidir.&nbsp;
-Tek kulakta ortaya çıkan ve işitme kaybı ile beraber olan çınlama acil düzeyde önemlidir.Hastanın derhal hekime başvurması gerekir.
- Kemoterapi gören bir hastada çınlama başlaması ilacın yan etkisinin ilk işareti olabilir.Derhal Kulak Burun Boğaz hekimine görünmesi gerekir.
- Nadiren beyin tümörlerinin ilk semptomu çınlama olabilir.

Çınlamanın sebebini anlamak için neler yapılmalıdır ?

Detaylı bir öykü ve sorgulamadan sonra,kan tetkikleri,boyun kan damarlarının kan akımı,işitme ve denge testi,kulağın endoskopik muayenesi,kulak tomografisi,beyin MRI incelemesi.

Çınlamanın tedavisinde neler uygulanmaktadır ?

Tedavi çınlamanın nedenine göre yapılmakla beraber
-İlaç tedavisi
-Cihaz tedavisi
-Çınlama ameliyatı
-Manyetik stimülasyon
- Tinnitus Masker&nbsp;
- Eğitim tedavisi&nbsp;

Çınlamadan korunmak için neler yapılmalıdır ?

Yüksek sesle müzik dinlemeyin, yüksek sesli ortamlara gitmeyin, konser, disko, düğün,alkol ve bira tüketmeyin,fazla kahve tüketmeyin, elektronik aletlerden olabildiğince uzak durun,İş ortamında sürekli gürültüye maruz kalıyorsanız kulaklık kullanın,fazla çikolata ve tuzlu yiyecekler tüketmeyin,bol su için,cep telefonu ile fazla konuşmayın.hayatınızdaki stresi azaltın,uykunuzu düzenleyin,kulak kiriniz var ise temizletin ve yürüyüş yapın.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Kulak Çınlaması ne zaman Tehlikelidir  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 03 Jan 2022 05:49:33 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/kulak-cinlamasi-ne-zaman-tehlikelidir-085328-20220103.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/kulak-cinlamasi-ne-zaman-tehlikelidir-085328-20220103.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/kulak-cinlamasi-ne-zaman-tehlikelidir-085328-20220103.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Erken yaşlanmaya neden olan 7 alışkanlık]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-erken-yaslanmaya-neden-olan-7-aliskanlik-96198.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-erken-yaslanmaya-neden-olan-7-aliskanlik-96198.html</link>
                    <description><![CDATA[Araştırmalar, doğru yaşam tarzı ipuçlarıyla yaşlanmanın geciktirebileceğini gösteriyor. İşte hayatınızdan çıkarmanız gereken erken yaşlanmayı tetikleyen alışkanlıklar.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yaşlanma sadece kaçınılmaz değil, aynı zamanda son derece doğal bir durumdur. İdeal olan, bunu en sağlıklı şekilde yapmak ve aktif bir yaşlanmaya sahip olmamızdır.

Bu anlamda, daha genç kalmamıza ve daha sağlıklı yaşlanmamıza yardımcı olabilecek alışkanlıklar olduğu gibi, bizi erken yaşlandıracak başka alışkanlıklar da vardır.

Bu alışkanlıkların ne olduğunu bilmek, onları tanımamızı ve onları nasıl düzelteceğimizi bilmemizi sağlayacaktır. İşte erken yaşlanmaya neden olan 7 alışkanlık:



HAREKETSİZ YAŞAM

Hareketsiz bir yaşam tarzına sahip olmak ve oturmak için çok zaman harcamak yaşlanmayı önemli ölçüde hızlandırır. Fiziksel olarak aktif olmayan insanlar, fiziksel aktivite yapanlara göre daha az yaşlanmayla yüksek oranda ilişkili DNA bölgelerine sahiptir.

8 saat oturmamızı gerektiren bir ofis işi olan veya evden çalışan insan için, sandalyede çok fazla zaman harcamaktan ve hareketsiz durmaktan kaçınmak zordur. Ancak çalışırken zaman zaman kalkmak, spor yapmak, mesafe varsa işe yürüyerek gitmek, mobilyalarla egzersiz yapmak, hatta evden çıkıp hareket etmemize yardımcı olacak yürüyüşler yapmak gibi yapabileceğimiz şeyler var.



YETERİNCE DİNLENMEMEK VEYA AZ UYUMAK

Uyuduğumuz saat miktarı ve uykumuzun kalitesi, bazen düşündüğümüzden çok daha önemlidir. Uykusuzluk, sadece belirli fizyolojik olaylarla artan Alzheimer riski ile ilişkili gibi görünmekle kalmıyor aynı zamanda beynin nöronlarının azalmasına da neden olabiliyor.

Araştırmalar, yaşlanmanın uyku kalitesini etkilediğini ve kötü uykunun da yaşlanmayı hızlandırıcı etkisi olduğunu gösteriyor. Uyumadan önce bir süre elektronik cihazlardan uzak durmak, düzenli olarak spor yapmak, uykuya yardımcı uygun bir ortam sağlamak gibi alışkanlıklar uyku saatlerini iyileştirmeye ve uyku kalitesini artırmaya yardımcı olabilir



SİGARA İÇMEK

Sigara içmek, en zararlı alışkanlıklardan ve daha sağlıklı olmak için değiştirmemiz gereken şeylerden bahsettiğimizde en çok tekrarlananlardan biridir. Araştırmalar, tütün kullanımının iki DNA'yı etkilediğini ve bunun doğrudan yaşlanma ile ilgili olacağını gösteriyor.

DNA hasarı dışında sigara cildin daha yaşlı görünmesine, renk bozulmasına, gözlerde ve ciltte tahrişe neden olur.



CİLDİ YETERİNCE KORUYAMAMAK

Cildin görünümü yaşlanmamızı veya en azından başkalarının yaşımıza algısını büyük ölçüde etkiler. Bu nedenle cildin güneş gibi dış etkenlerden korunması son derece önemlidir.

Bunun için hem yaz hem de kış aylarında güneş kremi kullanılmalı, cilt iyi nemlendirilmeli ve yüz ve dudaklar için özel koruyucular kullanılmalıdır



SAĞLIKSIZ BESLENMEK

Sağlıklı beslenme daha sağlıklı yaşlanmamıza yardımcı olur. Sağlıksız bir şekilde beslenmek ise yaşlanmamızı ciddi şekilde etkileyerek hızlandırabilir. İlave şeker içeren gıdaların, aşırı işlenmiş yiyeceklerin veya işlenmiş etlerin fazla tüketimi hücresel durumumuzu etkileyebilir.

Daha fazla su içmek, ilave veya serbest şeker tüketimini azaltmak, meyve ve sebze tüketimini artırmak, ultra işlenmiş gıdaları tüketmemek ve daha az kırmızı et tüketmek gibi daha sağlıklı yaşamamıza, daha iyi yaşlanmamıza ve daha uzun yaşamamıza yardımcı olacak sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanılmalıdır.



YÜKSEK STRES SEVİYELERİNDEN KAÇINMAK

Stres, son yıllarda birçoğumuz için hayatın bir parçası haline geldi. Stresin sağlığımız üzerinde olumsuz etkileri olduğu bir gerçektir. Bu etkilerden biri erken yaşlanmadır. Araştırmalar stresin farklı hastalıklara karşı daha savunmasız olmamıza ve erken yaşlanmamıza neden olabileceğini gösteriyor.

Düzenli egzersiz yapmak, gevşeme ve nefes alma tekniklerini öğrenmek, müzik dinlemek, evcil hayvan beslemek ve terapiye gitmek gibi stresle savaşmak için yapılabilecek birçok aktivite vardır.



ALKOL İÇMEK

Sigarada olduğu gibi, alkol tüketimi de sağlığımızın tüm yönleri için zararlı alışkanlıklardan biridir ve buna erken yaşlanma da dahildir. Sadece vücudun içinde değil, dışarıda da cildimizde çok önemli bir şekilde erken yaşlanma belirtileri fark edilebilir.

Çözüm, alkolü azaltmak ve tamamen durdurmaktır. Ek olarak, alkolü su ve doğal bitki çayları gibi sağlıklı içeceklerle değiştirirsek, sağlığımız ve yaşlanmamız için çok daha iyi olur.



&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Erken yaşlanmaya neden olan 7 alışkanlık - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 06 Dec 2021 20:28:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/erken-yaslanmaya-neden-olan-7-aliskanlik-004853-20211207.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/erken-yaslanmaya-neden-olan-7-aliskanlik-004853-20211207.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/erken-yaslanmaya-neden-olan-7-aliskanlik-004853-20211207.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Diyet Yaparken Yapılan 10 Yanlışa Dikkat]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-diyet-yaparken-yapilan-10-yanlisa-dikkat-96168.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-diyet-yaparken-yapilan-10-yanlisa-dikkat-96168.html</link>
                    <description><![CDATA[Zayıflamak için  insanlar tarafından yapılan diyetlerde yapılan 10 yanlış, doğru zayıflama yolları]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kilo Verirken Yapılan 10 Yanlışa Dikkat!

Konu ile ilgili yapılan açıklamada&nbsp;

1)İyi karar vermeden diyete başlamamak
Çevre tarafından kilo vermelisin önermeleriyle diyet yapmaya başlanmamalıdır. Gerçekten kilo vermeyi istemiyorsanız sonuç alamazsınız. Fakat siz kendinize inanır ve sağlığınıza kavuşmak için emek verirseniz sonucunu görüp bu başarınızı rahatlıkla sahiplenebilirsiniz.&nbsp;

2)Uzman yardımı olmadan zayıflamaya çalışmak&nbsp;

Kilo vermek için ilk önce yapılması gereken, uygun tahlillerin bir endokrinolog veya dahiliye uzmanı tarafından değerlendirilip bu tahliller doğrultusunda diyetisyen tarafından kişiye özel olarak hazırlanan beslenme programlarının uygulanmaya başlanmasıdır. . Herhangi bir uzman kontrolüne girmeden başarılı olma oranı oldukça düşüktür. Kitle iletişim araçlarından elde edilen diyet listeleri ile yapılan diyetler sonucunda kişi sağlıksız bir şekilde kilo verirken bedeninde oluşan orantısız kilo kaybı sonucu sarkmalar meydana gelebilir.&nbsp;

3)Doğru hedef belirlememek&nbsp;

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre ayda 2 - 4 kg ağırlık kaybı hedeflenmelidir. 1 haftada 4 kg değil. Büyük hedeflere küçük adımlarla ulaşılır. Yıllar içerisinde alınan kilolardan birkaç haftada kurtulmaya çalışmak hiç gerçekçi ve sağlıklı değildir. Bu nedenle ulaşılabilir ve sağlıklı bir hedef belirlenmelidir. Verilecek kilo ve hedefleri beslenme uzmanıyla birlikte belirleyip amaca uygun beslenme programları takip edilmelidir.&nbsp;

4)Uyku süresindeki dengesizlikler&nbsp;

Yapılan bilimsel araştırmalar ışığında günlük uyku süresinin 7 - 8 saat arasında tutulması gerekmektedir. Daha az veya çok uyumak kilo alımına sebep olur. Sürekli olarak 7 saatten az uyuyan kişilerde bazı hormonların yapımında sıkıntılar oluşurken, 8 saatten fazla uyunması durumunda da metabolizma hızı yavaşlar ve kilo almak kaçınılmaz olur.

5)Kahvaltıyı atlamak&nbsp;

Kahvaltı yapmayan birinin kilo alması kaçınılmazdır. Nasıl bir arabanın veya kaloriferin çalışması için yakıta ihtiyacı varsa, insan vücudunda da beynin, böbreklerin, kalbin, kasların… fonksiyon gösterebilmesi için enerjiye yani besinlere ihtiyacı vardır. Bu nedenle uyandıktan sonra ilk 1 saat içerisinde kahvaltı yapılmalıdır.&nbsp;

6) Yeterince su içmemek&nbsp;

Besinlerin sindiriminden metabolik atıkların vücuttan uzaklaştırılmasına kadar pek çok aşamada önemli olan suyun gün içinde mutlaka 10-12 bardak şeklinde (2,5-3lt) tüketilmesi gerekir. Öğün öncesi ve sonrasında içmiş olduğumuz birer bardak su sindirim sistemimizin daha iyi çalışmasını sağlar. Öğün öncesinde içilen sular açlık hissini bastırır kaçamak yapmayı engeller.&nbsp;

7)Öğün atlamak&nbsp;

Öğün atlamak, kişinin metabolizmasını yavaşlatan kötü bir alışkanlıktır .Öğün atlayan kişi bir sonraki öğünde daha çok acıkır ve daha fazla besin tüketir. Yapılan ara öğünler aralarda tokluk sağlayarak bir sonraki öğünde daha fazla acıkmayı engeller.&nbsp;

8)Akşam yemeğini çok geçe bırakmak&nbsp;

Akşam yemeğini yatmadan 3,5 saat önce sonlandırmak gerekir. Dolu mide ile yatağa girmek vücudunun yağlanmasını kolaylaştırır. Kimse park halindeki arabasına yakıt doldurmaz. Öte yandan akşam yemeğinden yatana kadar geçen süreçte ara öğün almanın bir sakıncası yoktur; meyve, yoğurt veya süt gibi hafif bir şeyler tüketilebilir.&nbsp;

9)Sofraya çok aç oturmak&nbsp;

Genel anlamda diyet yapmak, aç kalmak şeklinde düşünülmektedir. Uzun süren açlıklar sonrasında kan şekeri düşer ve bir sonraki öğünde fazla besin alımına davetiye çıkarılır. Bu nedenle her ana öğünün 2 - 3 saat sonrasında küçük bir ara öğün alınmalıdır. Böylelikle kişi sofraya çok aç oturmayacağı için daha yavaş ve az yiyebilir.


10)Hızlı yemek&nbsp;

Beyine tokluk hissi 20 dakikada gider. Yemek yeme süresi 20 dakikadan daha az olursa doygunluk hissi gelene kadar yemek tüketimi devam edecektir. Dolayı yemeklerimizi tüketirken iyi çiğneyip yediklerimizden keyif alarak tüketmeliyiz. Unutmayın acele etmeniz demek daha fazla kalori demek.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Diyet Yaparken Yapılan 10 Yanlışa Dikkat - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 02 Nov 2021 05:56:56 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20211102090231-diyet_yaparken_yapilan_10_yanlisa_dikkat.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20211102090231-diyet_yaparken_yapilan_10_yanlisa_dikkat.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20211102090231-diyet_yaparken_yapilan_10_yanlisa_dikkat.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[HORLAMA DİŞLERE ZARAR VERİYOR !]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-horlama-dislere-zarar-veriyor-96141.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-horlama-dislere-zarar-veriyor-96141.html</link>
                    <description><![CDATA[Stres birçok kişinin hayatının her anında karşı karşıya kaldığı bir durum. Öncelikle stres, yorgunluk, aşırı kilo alımı yaşam ve uyku kalitesini ciddi olarak etkilemekte. Stres, yorgunluk ve aşırı kilo alımı olduğu zaman genel olarak nefes alma zorlukları başlar.
 Bununla beraber burun tıkalı olduğu için nefes alma ağızdan gerçekleşir. Ağızdan solunumun en net kötü etkisi ağız kuruluğu olarak karşımıza çıkar.Bu durumda ağzımızdaki mikroflora ciddi olarak değişim gösterir.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ağız genel olarak tükürüğün koruması altındadır.Tükürük özellikle diş etlerinde enfeksiyona karşı bir bariyer oluşturur. Yani tükürük ağız diş sağlığımızın en önemli etkenlerinden biridir. Yenilen yemeklerdeki gıdalardan beslenen bakterilerin aktivitesi sonucu dişte çürükler oluşur. tükürük ağızda oluşan asit ortamını tamponlar ve çürük riskine karşı bir temizlik gerçekleştir.

Aynı durum ağız mukozası ve dişetleri için de geçerlidir. Horlayan ve ağzı açık uyuyan bireylerde, ciddi ağız kuruluğu meydana
&nbsp;gelir. Bu da çok ciddi sorunlara neden olur. Ağız sağlığı ile ne kadar ilgilenilse de, tükürüğün rutinde yaptığı bakımı sağlamak çok zordur.Dişetleri enfeksiyona açık hale gelir ve özellikle ön bölgelerde şişlik, kızarıklık, kanama gibi diş etini ve çevreleyen kemik dokuya zarar verecek belirtiler gelişir.
Horlayan ve ağzı açık uyuyan bireyler mutlaka gerekli tedavileri olmalıdır. Aksi takdirde genel sağlık durumlarını etkileyebilecek&nbsp; düzeyde sıkıntılar yaşayabilirler. Çürük miktarındaki artış, dişeti problemlerindeki artış belirgin düzeyde olur. Bu nedenden dolayı bu problemler çözülene kadar ağız diş sağlığına normal bireylerden de fazla dikkat etmek gerekir. Normalde sabah kahvaltısından sonra ve gece yatmadan önce üç dakika süreyle diş fırçalama yetecekken, bu tip kişilerde neredeyse her yemek sonrasında uzun diş fırçalama seansları gerekir. Ek ağız diş hijyeni uygulamaları da bu sıkıntıların olmasını engeller. Bunların başından arayüz fırçaları, diş ipleri ile temizlik ve ağız çalkalama suları başta gelir.Gece ağız kuruluğu daha artacağı için yatmadan hemen önce ön bölgede dişetlerine koruyucu ve kapatıcı olarak vazelin (renksiz, kokusuz, saf vazelin) sürmek te önerilen bir yardımcı yöntem.

Düzenli dişhekimi kontrolleri problemlerin oluşmadan engellenmesinde veya problemlerinin küçükken müdahale görmesine yardımcı olur. Dolayısıyla en geç 6 ayda bir&nbsp;diş hekimi kontrolü de atlanmamalıdır.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[HORLAMA DİŞLERE ZARAR VERİYOR ! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 11 Oct 2021 07:57:44 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20211011113021-uyku_apnesi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20211011113021-uyku_apnesi.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20211011113021-uyku_apnesi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzun Süre Geçmeyen Diz Ağrılarına Dikkat!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-uzun-sure-gecmeyen-diz-agrilarina-dikkat-96073.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-uzun-sure-gecmeyen-diz-agrilarina-dikkat-96073.html</link>
                    <description><![CDATA[Diz ve çevresinde ortaya çıkan ağrılar diz kireçlenmesi belirtisi olabilir.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Diz kireçlenmesi tedavisi ertelenmemesi gereken bir sorundur. Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı&nbsp;Prof.Dr.Serbülent&nbsp;Gökhan Beyaz konu hakkında önemli bilgiler verdi.

Diz osteoartriti yani diz kireçlenmesi olarak da bildiğimiz durum, eklem kıkırdağı, eklem sınırındaki membran ve kıkırdağın altındaki kemik değişiklikleri gibi tüm eklemi ilgilendiren, çeşitli derecelerde kemiksi çıkıntı oluşumlarıyla da ilişkili, eklemde bölgesel kıkırdak kaybı ile karakterize ve birçok faktörün gelişiminde rol oynadığı, yaygın ve yaşla ilişkili bir hastalıktır.

&nbsp;

Direkt grafiler yani röntgen filmleri, diz kireçlenme tanısını koymada ve tedavi&nbsp;planlanmasında&nbsp;en sık kullanılan yöntemlerdir. Ancak eklemi oluşturan yapıların röntgeni gerçek görüntüyü değil hastalığın iki boyutlu gölgesini yansıtmaktadır. Bu radyolojik yöntemle hastalık sürecinde eklemde oluşan ayrıntılı değişiklikleri yorumlamak hem zor hem de erken evre değişikliklerini göstermede yetersizdir. Gereğinde MR çekilmesi ve diz içerisindeki yapıların daha ayrıntılı olarak değerlendirilmesi tedavi seçiminde önemlidir.

&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;

Diz kireçlenmesinde klinik bulgular, ağrı ile röntgen bulgularının şiddeti arasında her zaman ilişkili olmayabilir. Ayrıca diz kireçlenmesinde ağrı sadece eklemden değil eklem çevresindeki diğer yapılardan da kaynaklanabilmektedir. Türkiye istatistik kurumu 2012 verilerine göre toplumun %6’sında artrit dediğimiz eklem rahatsızlığı bulunmaktadır. Eklem kireçlenmeleri de bu gruba dahildir. Dünya sağlık örgütü ise 60 yaş üzeri kadınlarda %18’e varan oranlarda eklem kireçlenmesi rahatsızlığı yaşadığını tahmin etmektedir.

&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;

Aslında bu duruma sadece kireçlenme demek yanlıştır çünkü sadece kemik dokuya has bir durum değildir, ancak bu şekilde alışılagelmiştir. Eklemin etrafındaki destekleyici bağ dokuları, kasların fonksiyon kaybı ya da eklem içi bağların bozulması da diz ağrısı ve diz kireçlenmesinin sebeplerindendir.Diz kireçlenmesi tedavisinde amaçlar; ağrıyı azaltmak eklemin fonksiyonunu korumak ve hastalığın ilerlemesini azaltmak neticesinde günlük işleri daha rahat&nbsp;yapılabilmesidir. Hastaların kilo verilmesi gereğinde balneoterapi gibi farklı ısılardaki termal sulardan fayda sağlanabilir.

&nbsp;

En güncel tedaviler arasında diz eklem ağrıya neden olan sinirlerin radyofrekans tedavisi ile köreltilmesi yöntemi oldukça etkilidir. Bu yöntemin en önemli avantajlarından bir tanesi enjeksiyon tedavilerine fayda vermemiş hastalarda kullanılabildiği gibi protez ameliyatı olmuş hastalarda da ağrıyı tedavi etmek amacıyla&nbsp;kullanılabilmesidir. Bu sene yayınlanan bilimsel araştırmamızda da gösterdiğimiz gibi çok küçük kesi ile yapılan Artroskopi ameliyatlarında sonra bile ameliyat sonrası ağrılar %30 oranında&nbsp;görülebilirken&nbsp;diz protez ameliyatlarından sonra bu oran çok daha yüksektir. Dolayısıyla protez ameliyatı sonrası geçmeyen ağrılarda diz eklem sinirlerin radyofrekans ile köreltilmesi yöntemi etkilidir.

&nbsp;

Diğer bir güncel yöntem de rejeneratif tıp ile alakalıdır. Bu da aslında toplumda kök hücre tedavisi olarak bilinir. Bu yöntem bir PRP tedavisi değildir. Göbek bölgesinden alınan yağ hücrelerinin çeşitli alet ve cihazlarla arındırılarak sağlanan kök hücrelerin diz eklem içerisine verilmesi yöntemidir. Aynı gün taburcu edilebilen bu yöntem yaklaşık 30 dakika gibi bir sürede tamamlanmaktadır. İşlem sonrası hastalarımızın ağrı kesici kullanmamasına özen göstermelidir. 5 sene önce Mezenkimal kök hücre uyguladığımız birçok hastamızın ağrısız bir şekilde hayatlarına devam ettiklerini söyleyebilirim.

&nbsp;

İleri yaş hastalarda günlük hayat kalitesinin ciddi şekilde kısıtlanmasına&nbsp;yol açan bu durum, yavaşlatılabilir, fonksiyon kaybı düzeltilebilir ve ağrı azaltılabilir. Gereğinde cerrahi diz protezlerine kadar uzanan bu süreçte kişilerin şikayetleri başladıktan sonra bu sağlık sorununu&nbsp;ötelememesi&nbsp;ve bu konuda uzman bir hekime başvurması oldukça önemlidir.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Uzun Süre Geçmeyen Diz Ağrılarına Dikkat! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 20 Aug 2021 20:47:29 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210820234950-6nrk6_1604918219_9066.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210820234950-6nrk6_1604918219_9066.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210820234950-6nrk6_1604918219_9066.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yaz Ayında Vücuttaki Leke Problemine Dikkat ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-yaz-ayinda-vucuttaki-leke-problemine-dikkat-96045.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-yaz-ayinda-vucuttaki-leke-problemine-dikkat-96045.html</link>
                    <description><![CDATA[Yaz aylarında cildimizde leke oluşmasını istemiyorsak ne yapmalıyız ? Detaylar haberimizde.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Hiperpigmentasyon, cilt lekeleri özellikle akneye meyilli ciltler için inatçı bir cilt sorunu. Yaz mevsimi ise bu sorunu yaşayanlar için resmen bir kabus. Güneş ve hiperpigmentasyon ayrılmaz bir dost gibiler. Leke sorunu, sıcak havanın tadını çıkarmak isteyenler için ciddi bir problem dahası kapatmak için makyajdan yardım almak da yine yaz sıcağında çok da konforlu değil.&nbsp;&nbsp;Peki yaz aylarında cilt lekeleri için ne yapmalıyız? Leke tedavisi için yaz aylarında hangi uygulamalar daha uygundur? Tüm sorularımızı Medikal Estetik Hekimi Dr. Sevgi Ekiyor yanıtlıyor:&nbsp;

“Hemen size müjdeli bir haberi vereyim, sanılanın aksine yaz aylarında da elbette leke tedavisi yapılabilir. Yazın ve cildinizin tadını çıkarabilirsiniz. Şimdi önce şu hiperpigmentasyon yani cilt lekesi nedir ona bakalım. Hiperpigmentasyon, ciltte normalden daha koyu olan lekeleri karakterize etmek için kullanılan genel bir terimdir. Kahverengi, siyah veya gri dahil olmak üzere farklı renkler olabilir ve tipik olarak ciltte artan melanin üretiminden kaynaklanır. Hiperpigmentasyonla mücadele etmek için insanlar yıllar boyunca uğraşıyorlar. Evet çok doğru hiperpigmentasyonun iyileşmesi zaman alır. Aslında, solması 1 yıl bile sürebilir ve daha koyu ten rengine sahip kişilerde bu daha da uzun sürebilir.&nbsp;

Hiperpigmentasyona, cilt lekesine ne sebep olur?&nbsp;

Yüzümüzdeki cilt, hassas bir organdır. Hormonlar, yaşlanma, beslenme, dış etkenler cildimizi etkileyen faktörlerdir. Kısaca cilt lekesi sadece güneşe maruz kalmakla ilgili değildir. Örneğin;&nbsp;

Cilt durumu&nbsp;

Bazı durumlarda, hiperpigmentasyon yüz, boyun, göğüs ve bazen başka yerlerde gri veya kahverengi lekelere neden olan melazma gibi bir cilt durumunun belirtisi olabilir. Hiperpigmentasyon akne, egzama ve sedef hastalığının bir sonucu olabilir . Bu cilt koşulları genellikle yara izine neden olur ve bu da ciltte geride kalan koyu lekelere neden olur.&nbsp;

Hormonlar&nbsp;

Ani melanin sentezini artıran hormon da hiperpigmentasyona neden olabilir. Östrojen ve progesteron, melanin üretimini artırabilir ve elbette genetiğimiz de büyük oranda bir rol oynar. Çünkü melanin üretimimizi ve dağılımımızı düzenleyen perde arkasında çalışan yüzlerce gen var.&nbsp;

Güneşe maruz kalma&nbsp;

Cildin uzun süre güneşe maruz kalması hiperpigmentasyona neden olabilir. Cildinizi renk bozulmasından korumanın en basit yollarından biri, hava nasıl olursa olsun her gün güneş kremi sürmektir.&nbsp;

Şimdi altını kalın bir çizgiyle çizmek istiyorum. Leke tedavisi hakkında en yaygın yanlış düşüncelerden biri, leke tedavisinin yaz aylarında yapılmaması gerektiğiyle ilgili. Ancak bu düşüncenin oluşumundaki temel sebeplerden birisi leke tedavisinin sadece lazer uygulamaları ile düzeltilebileceğine dair yanlış bilgidir. Yaz aylarında leke tedavisi için lazer kullanımı sorun yaratır ama başka uygulamalarla, leke tedavisine devam edilebilir. Kişiye özel çalışmayı seven bir doktorum ben. Leke çok bireysel bir konu. Lekenin derinliği, lekenin neden kaynaklandığı gibi konular, aslında tedavinin yönünü belirler. Yaz aylarında dediğim gibi kişiye özel kokteyl, peeling ya da kremlerle bu süreci yönetebiliriz. Korumaya geçebiliriz. Artmaması için uygulamalar yapabilir, lazer uygulamaları yapmaktan kaçınmak yeterlidir.”&nbsp;&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Yaz Ayında Vücuttaki Leke Problemine Dikkat  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 29 Jul 2021 15:04:05 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210729180829-unnamed.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210729180829-unnamed.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210729180829-unnamed.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SABAH KALKTIĞINIZDA BELİNİZ AĞRIYORSA DİKKAT !]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-sabah-kalktiginizda-beliniz-agriyorsa-dikkat-96039.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-sabah-kalktiginizda-beliniz-agriyorsa-dikkat-96039.html</link>
                    <description><![CDATA[Sabah kalktığınızda beliniz ağrıyorsa işte sebebi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır açıkladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı&nbsp;Doç.Dr.Ahmet&nbsp;İnanır&nbsp;konu hakkında önemli bilgiler verdi.&nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;

Omurga sağlığını etkileyen pek çok faktör vardır.Bu faktörlerden biri de&nbsp;uyku pozisyonlarıdır.Yanlış uyku pozisyonları vücutta ağrılara neden olabileceği için kişinin hayat kalitesini olumsuz yönde etkiler ve bir süre sonra hareket kısıtlamalarına neden olabilir.

&nbsp;

Sabah kalkığınızda beliniz, sırtınız veya boynunuz ağrıyorsa yanlış pozisyonda uyuyor olabilirsiniz. Ağrılara veya bozukluklara çözüm bulabilmek adına öncelikle bilinçli olmak gerekir. Unutmayalım ki yanlış yatış-uyku pozisyonu fıtıklara&nbsp; hatta kireçlenmelere bile neden olabilmektedir. Bel ağrısı uyku kalitesini bozabildiği gibi yanlış yatış pozisyonu da bel veya boyun ağrısına hatta fıtıklara neden olabilmektedir.

Bazı yatış pozisyonlarında omurganın doğal kavisleri zorlanabilir veya aşırı ve uzun süreli bası-basınç altında kalabilir. Aynı zamanda obezite gibi nedenler, uyku apnesi yaşanması sonucu çeşitli ağrılara ve&nbsp; yorgunluğa neden olabilmektedir.&nbsp;

Yanlış uyku pozisyonları omurgayı nasıl etkiliyor?

Omuz, bel ve boyun bölgelerinde ağrı şikayeti olan bireyler için ise yüzüstü uyku pozisyonu önerilmemektedir. Bel fıtığı olanlar için en iyi uyku pozisyonunun, yan yatış pozisyonu olduğu saptanmıştır. Yan yatış pozisyonunda bacaklar arasına yastık yerleştirilmelidir. Boyun fıtığı olanların ise sırt üstü ve boyun kavsini destekleyici bir yastık kullanarak yatmaları ideal olanıdır.&nbsp;

İdeal bir yatak vücudun gömülmesini engelleyecek sertlikte, vücut hatlarını koruyacak kadar yumuşak olmalı yani doğal eğriliklerin korunmasını sağlayan, eğriliklerin artma ve azalmasına yol açmayan şekilde tasarlanması gerekir.

İnsanlar günün önemli bir bölümünü yatakta istirahat ederek yani uyuyarak geçirmektedir. Burada amaç diskler, tendonlar, kaslar ve eklemlerin&nbsp; basıncın kötü etkisinden kurtarılması, rahatlaması adeta nefes almasıdır ki, ertesi gün yeni bir strese ve yüklenmeye hazır hale gelebilsin.&nbsp;&nbsp;

İdeal yatak, vücut yapısına uygun olmalı ve denenerek alınmalıdır;&nbsp; vücut yatak içinde rahatsız olmamalı, zorlanmamalı, yatağa gömülmemelidir.&nbsp;

Hem çok sert yataklar hem de çok yumuşak yataklar omurlarımızı bir arada tutan ve destekleyen bağlar, eklemler, kaslar, diskin anulus dediğimiz kapsülü aşırı derecede gerilir ve bu da her gece tekrarlayarak başımıza istemediğimiz sorunlar açabilmektedir.

Her hasta için tek bir yatak tipi doğru değildir; kişiye, kiloya, rahatsızlığa özel yatak seçilmesi gerekir. Bir süre kullanıldıktan sonra yataklar devamlı yatılan taraf deforme olmakta, çukurlaşmakta olup diğer tarafı değiştirilerek kullanılmalı veya değiştirilmelidir.&nbsp;

Doğru uyku pozisyonları nelerdir?

İdeal yatış pozisyonu, sırtüstü veya sağa-sola yan yatmaktır. Yan pozisyonda hastanın iki bacağı arasına koyacağı yastık omurga açısından yararlıdır. Yan yatışta dizler arasına destek konularak ve dizlerin bükülerek yatılması önerilirken bu yatış pozisyonunun da uyluk arkasındaki kasların kısalmasına neden olabileceği göz önünde tutulmalıdır. Bu kısalma gün içinde dik duruşu bozarak bel ağrısına neden olabilir. Bu&nbsp; nedenle dizlerin bükülerek yatılması durumu mecburi durumlarda ve kısa süreli olmalıdır. Ayrıca Romatoid Artrit hastaları için dizlerin bükülerek yatılması önerilmemektedir.

Yanlış uyku pozisyonları nelerdir?

Bel kavsinin aşırı derecede artmasına, faset eklemlerin zorlanmasına ve bel ve boyun ağrı veya fıtıklarına yol açması nedeniyle yüzüstü yatmak kesinlikle önerilmemektedir. Ancak yüzüstü pozisyonu Ankilozan Spondilit hastaları için tavsiye edilmektedir. Ayrıca seyahatlerde dikkatsiz uyunması da özellikle boyun ağrılarına neden olmakta olup uzun seyahat araçlarının yeniden dizayn edilmesi önem arzetmektedir. Uzun seyahatlerde seyahat yastığı kullanılmalıdır. Yüksek yastık kullanılarak yatmak özellikle boyun ağrılarına açıkça neden olmaktadır. Diğer hastalıklar açısından yüksek yastık ile yatması gereken hastalar ikinci bir ortopedik yastık ile boyun kavsini desteklemelidir.

&nbsp;

Yatışa geçiş nasıl olmalı? Nasıl kalkılmalıdır?

Bel ağrına olmamak için yatarken yatağa önce oturulmalı ve yan yatılmalıdır. Şayet sırt üstü yatmak düşünülüyorsa önce yatağa oturulup yan yatılmalı ve sırt üstü dönülmelidir. Sabahleyin sırt üstü uyanılmış ise önce yana dönülmeli sonra bacaklarını aşağıya sarkıtırken kol ve dirsekten destek alarak omurga doğrultulmalıdır.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[SABAH KALKTIĞINIZDA BELİNİZ AĞRIYORSA DİKKAT ! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 27 Jul 2021 09:23:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210727123646-cheers!.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210727123646-cheers!.png"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210727123646-cheers!.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[HAMİLELİKTE TÜKETİLMEMESİ GEREKEN BESİNLER]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-hamilelikte-tuketilmemesi-gereken-besinler-95963.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-hamilelikte-tuketilmemesi-gereken-besinler-95963.html</link>
                    <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Meral Sönmezer konu hakkında önemli bilgiler verdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ HAMİLELİKTE TÜKETİLMEMESİ GEREKEN BESİNLER

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Meral Sönmezer konu hakkında önemli bilgiler verdi.

Hamilelik sürecinde anne adayının sağlığına, günlük rutinine, özellikle de beslenmesine ekstra özen göstermesi gerekir. Anne adayının tükettiği her şey karnındaki bebeğin sağlığına ve gelişimine etki ettiğinden hamilelik süreci boyunca yeterli ve dengeli beslenme oldukça önemlidir. Anne adaylarının doğru bir beslenme programı oluşturmak adına neler tüketmeleri gerektiğini bilmeleri kadar neler tüketmemeleri gerektiğini de öğrenmeleri gerekmektedir.

Az Pişmiş Yumurta

Hamilelikte tüketilmemesi gereken besinlerin en başında az pişmiş yumurta geliyor.&nbsp; Doğru koşullarda saklanmamış ve beklemiş yumurtada salmonella adı verilen bir bakteri üreyebilir. Bu yumurtanın az pişmiş, rafadan veya kayısı kıvamında pişirilmiş olarak tüketilmesi çeşitli bağırsak enfeksiyonlarına ve gıda zehirlenmelerine yol açar. Bu da anne adayına ve bebeğe zarar verebilir. Bu nedenle yumurtanın sarısının ve beyazının katı olana kadar pişirilmesi önerilir. Az pişmiş yumurtanın yanı sıra çiğ yumurta ile yapılan mayonez, krema veya dondurma gibi besinlerin de tüketilmemesi gerekir.

Çiğ veya Az Pişmiş Et, Tavuk ve Deniz Ürünleri

Çiğ veya az pişmiş et ürünleri parazit ve enfeksiyon kaynağı olabileceği için gebelik sürecinde uzak durulması gereken besinlerdir. Çünkü az pişmiş ya da çiğ haldeki etler, toksoplazma riski taşır. Toksoplazma hamile kadınlarda düşük riskine veya bebekte ciddi sağlık problemlerine neden olabilen bir hastalıktır. Bu nedenle et ve tavukları hiç pembelik kalmayana dek pişirmek bu parazitten kurtulmak için oldukça önemlidir. Bunun yanı sıra salam, sosis, sucuk, pastırma gibi şarküteri ürünleri de içerisinde katkı maddeleri, bol miktarda tuz ve yağ bulundurduğundan, bu besinleri de tüketmemeniz önerilir. Omega-3 kaynağı olan balığın hamilelik döneminde dengeli bir şekilde tüketilmesi oldukça gerekliyken, midye, istiridye ve karides gibi kabuklu deniz ürünleri yüksek miktarda cıva değerine sahiptir. Yüksek cıva oranı, gelişmekte olan bebeğin beyin ve sinir sisteminine zarar verebileceği ve gıda zehirlenmesi riski oluşturabileceğinden bu deniz ürünlerinden de mutlaka uzak durulması gerekmektedir. Bunun yanı sıra&nbsp; suşi de hamilelik döneminde kesinlikle tüketilmemelidir.

Pastörize Olmayan Süt ve Süt Ürünleri

Hamilelik boyunca annenin ve bebeğin sağlığı için kalsiyum desteği sağlayan süt ve süt ürünlerinin tüketilmesi oldukça gereklidir. Fakat bu süt ve süt ürünlerinin pastörize olduğundan emin olunmalıdır. Pastörize olmamış süt ve peynirin içinde bulunan bakteriler&nbsp; listeria enfeksiyonu riskine neden olur. Bu da gıda zehirlenmelerine, ciddi sağlık sorunlarına ya da düşük yapma riskine yol açabilir. Zararlı bakteriyel enfeksiyonlardan korunmak için pastörize süt tüketmeli, ayrıca tükettiğiniz peynir ve yoğurt gibi süt ürünlerinin de pastörize sütten yapıldığına emin olmalısınız.&nbsp;

Şeker İçeren Gıdalar

Pasta, kek, kurabiye, bisküvi, şekerleme, şerbetli tatlılar, hamur işi, cips, fast food gibi şeker içeren hazır ve paketli gıdaların, hamilelik boyunca tüketiminin sınırlandırılması gerekmektedir. İçerisinde yüksek miktarda şeker barındıran bu tarz besinler hızlı kilo alımına yol açabileceği gibi özellikle hamilelikte oluşabilen şeker hastalığına yani gebelik diyabetine neden olabilmektedir. Bunların yerine evde kendiniz hazırlayabileceğiniz sağlıklı alternatifler ve fındık, ceviz, badem, leblebi gibi sağlıklı atıştırmalıklar tüketebilirsiniz.&nbsp;

Çok Fazla Kafein

Hamilelik döneminde kafein alımını da sınırlandırmak gerekmektedir. Grip ilaçlarında, alerji ilaçlarında, ağrı kesicilerde ve bazı diyet ilaçlarında bulunan kafein güçlü bir etkiye sahiptir. Aşırı miktarda kafein tüketimi bebeğin gelişimini olumsuz etkiler. Bu nedenle kahve, çay, kola, çikolata gibi kafein içeren besinleri dozunda tüketmek önemlidir.

Bazı Bitki Çayları, Asitli İçecekler ve Paketli Meyve Suları

Bitki çaylarının da hamilelik döneminde kontrollü tüketilmesine dikkat edilmelidir. Bilinçsizce tüketilen bitki çayları, hamilelik döneminde büyük risklere neden olmaktadır. Adaçayı, fesleğen, ginseng, kekik, sinameki, maydanoz gibi bitki çayları rahim kasılmalarına neden olarak,&nbsp; düşük ve erken doğum riskini artırabilir ya da doğum anomalilerine yol açabilir. Bu nedenle bitki çaylarını tüketmeden önce doktorunuza mutlaka danışmalı ve doktor onayı ve tavsiyesi olmadan tüketmemelisiniz. Asitli içecekler ve hazır meyve suları da hamilelikte kaçınılması gereken içeceklerdendir. Bu dönemde taze sıkılmış, doğal meyve sularını tercih etmek çok daha sağlıklı olacaktır.&nbsp;

Konserve ve Hazır Gıdalar

Konserve ve hazır gıdalar, raf ömrünün uzun olması için birçok işlemden geçirilirler. Bu tarz işlenmiş gıdaların içeriğinde bulunan katkı maddeleri, yüksek miktarda yağ, tuz ve şeker oranından dolayı, hamile kadınların bu ürünlerden uzak durması gerekmektedir.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[HAMİLELİKTE TÜKETİLMEMESİ GEREKEN BESİNLER - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 04 Jun 2021 21:18:49 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210605002036-hamileeee.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210605002036-hamileeee.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210605002036-hamileeee.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Diş Kayıpları Psikolojiyi Olumsuz Etkiliyor !]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-dis-kayiplari-psikolojiyi-olumsuz-etkiliyor-95941.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-dis-kayiplari-psikolojiyi-olumsuz-etkiliyor-95941.html</link>
                    <description><![CDATA[Diş Kayıpları Psikolojiyi Olumsuz Etkiliyor !]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Diş Kayıpları Psikolojiyi Olumsuz Etkiliyor !

Diş Hekimi Zeki Aksu konu hakkında bilgiler verdi.

İmplant, eksik dişlerin fonksiyon ve estetiğini tekrar sağlamak amacıyla çene kemiğine yerleştirilen yapay diş kökleridir.&nbsp;

Hangi Durumlarda İmplant Yapılır?&nbsp;

Tek diş eksikliğinde yandaki sağlam dişlere dokunulmak istenmediğinde tek implant, birden fazla diş eksikliğinde iki veya daha fazla implant yerleştirilerek sabit köprüler şeklinde, tamamen dişsiz bir ağız da protez tutuculuğunu sağlamak için uygulanır.&nbsp;

Yararları Nelerdir?&nbsp;

İmplant, sağlam, rahat ve güvenilir bir uygulamadır. İmplantlar üzerine yapılan protezler, gerçek dişlerin yerini alırken en doğal yapıyı oluştururlar. Eksik dişlerin tamamlanması sürecinde, sağlıklı dişlere dokunulmamış olur. Tüm protezlere oranla çok daha uzun ömürlüdür. Normalde diş kaybının etkileri fizyolojik olduğu kadar psikolojik de olacaktır. İmplant, doğal dişin yerine geçen bir özel uygulama olarak, diş kayıplarının yol açacağı her türlü soruna kesin ve en sağlıklı çözümü getirmektedir.&nbsp;

Her Yaşta Uygulanabilir Mi?&nbsp;

Evet. Sadece, gençlerde kemik gelişiminin tamamlanması gerekmektedir. Bu da kızlarda 16-17, erkeklerde ise 18 yaşına kadar gerçekleşmektedir. Erişkinler için üst yaş sınırı yoktur. Genel sağlık durumu uygun olan her yaştaki insana uygulanabilir. Yaşlı insanlar daha çok diş kaybettiklerinden ve çene kemiklerinde erimeler olduğu için diş implantlarına daha çok gereksinim duyarlar.&nbsp;

İmplantın Bakımı?&nbsp;

Ağız bakımı eksiksiz ve hiç ihmal edilmeden yapılmalıdır. Bu bakım kendi dişlerimiz için de gereklidir. İmplant yapımından sonra da aynı şekilde devam etmelidir. Eğer yeterli temizlik yapılmazsa nasıl kendi dişlerimizi kaybediyoruz aynı şekilde implantımızı da kaybedebiliriz. İlk belirtiler diş etinde kızarıklık, şişlik, kanama ve kaşıntı ile başlar, kemik yıkımıyla birlikte implantın kaybına sebep olur.&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Diş Kayıpları Psikolojiyi Olumsuz Etkiliyor ! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 20 May 2021 19:37:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210520224524-eksik-dis-yaslanmaya-sebep-oluyor-h1421966496.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210520224524-eksik-dis-yaslanmaya-sebep-oluyor-h1421966496.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210520224524-eksik-dis-yaslanmaya-sebep-oluyor-h1421966496.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Karaciğer Kistine Dikkat !]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-karaciger-kistine-dikkat-95926.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-karaciger-kistine-dikkat-95926.html</link>
                    <description><![CDATA[Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Fahri Yetişir konu hakkında bilgiler verdi. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Karaciğer kist hidatiği nedir?&nbsp;

Hayvancılığın yaygın ve hijyen koşullarının yeterli olmaması nedeni ile Türkiye'de sık rastlanan hidatik kist hastalığına özellikle vurgu yapılması gerekir. Hastaların&nbsp;ölümüne neden olabilen karaciğer kist hidatiği hakkında bilgi verdi. Halk arasında köpek kisti olarak bilinen karaciğer kist hidatiği, hayvandan insana geçen bir parazit tarafından oluşturulur. İnsandan insana bulaşmayan bir hastalıktır. Bu hastalık aslında parazite bağlı&nbsp;oluşan, tamamen iyi huylu bir hastalıktır. Kansere zemin oluşturmaz ve kanserleşmez.&nbsp; Karaciğer kist hidatiği&nbsp;uzun süre hiç belirti vermeden gidebileceği gibi karaciğer içinde bulunduğu yere ve büyüklüğüne göre belirti ve bulgu veren sarılıktan ölümcül alerjik reaksiyonlara kadar birçok sorunu da beraberinde getirebilir. &nbsp;&nbsp;

Parazit kendine nasıl bir üreme alanı bulur?&nbsp;

Karaciğer kist hidatiğine neden olan parazitin yaşam döngüsü içinde köpek, çakal ve kurt gibi yırtıcı hayvanlar ve ot otobud dediğimiz küçükbaş ve büyükbaş hayvanlara ihtiyacı vardır. Olgun parazit; kurt, çakal, köpek gibi hayvanların bağırsaklarında yaşar. Parazitin yumurtası bu yırtıcı&nbsp;hayvanların dışkısı ile dışarıya atılır. Küçükbaş ve büyükbaş hayvanlar bu parazit yumurtası bulaşık gıdaları (ot,su..) yiyince yumurta onların bağırsaklarına geçer ve bağırsakta kurtçuk açığa çıkarak, kan dolaşımına karışır ve vücudun değişik yerlerinde, en sık da karaciğerde yerleşirler ve giderek büyüyen kistler meydana getirirler.&nbsp; Bu kistlerin içinde binlerce parazit oluşturacak kurtçuklar mevcuttur. Daha sonra hastalıklı (bu kistlerden içeren) organların kurt, çakal ve köpek gibi hayvanlar tarafından yenmesi ile parazit tekrar bunların bağırsağına ulaşır ve burada gelişerek erişkin parazit haline gelir. Başka bir deyişle parazitin üremesi için böylesine bir döngüye ihtiyacı vardır.&nbsp;

İnsanda nasıl ortaya çıkar?&nbsp;

Eğer, parazitin yumurtasının bulaştığı maddeler (gıda,su…) ağız yolu ile insanlar tarafından alınırsa, yumurtalar bağırsakta açılır ve içinden çıkan parazit aynı şekilde sıklıkla karaciğerde yerleşmek üzere insanda da kistler oluşturur.&nbsp;

&nbsp;Karaciğer kist hidatiği, insandan insana bulaşabilir mi?&nbsp;

Karaciğer kist hidatiği insandan insana bulaşmaz. İnsan dışkısında parazit veya yumurtası bulunmaz.&nbsp;

Hastalık nasıl bir gelişim gösterir?&nbsp;

Bu hastalık insan vücudunun her yerinde görülebilir olmakla birlikte %75-80 karaciğerde yerleşir. Olay nerede olursa olsun, parazitin yerleştiği yerde giderek büyüyen içi basınçlı bir sıvı ile dolu kist oluşur.&nbsp;

Hastalık karaciğerde hasar oluşturur mu?&nbsp;

Genellikle karaciğer dokusunu iterek kendine yer açtığından karaciğer hücreleri fonksiyonlarına devam ederler fakat karaciğer içinde yerleştiği yere ve boyutuna bağlı olarak karaciğer fonksiyonlarını bozabilir.&nbsp;

Karaciğer kist hidatiği ne gibi şikayetlere neden olur? Kendini nasıl belli eder?&nbsp;

Kist karaciğerde bir ya da birden fazla olabilir. Küçük kistler genellikle şikayet nedeni olmaz. Hastalık genellikle başka nedenlerle yapılan ultrason ve tomografilerde ortaya çıkar. Daha büyük kistler ise sağ tarafta ağrı dolgunluk hissi gibi şikâyetler ile ortaya çıkarır. Bazen de kistler safra kanallarına bası yaparak sarılık ile gelebilirler veya bu kistler enfekte olursa ateş karın ağrısı gibi şikâyetlere de neden olabilir.&nbsp;

Kist kendi haline bırakılırsa ne olur?&nbsp;

Genellikle giderek büyür ve komşu organlara yayılabilir. Karaciğerde ve diğer komşu organlarda tıkanma delinme ve yapısal defarmosyonlara neden olabilir. Bunların ortaya çıkması, hastalıkla mücadeleyi güçleştiren riskleri artırır. Bu nedenle bu hastalığı&nbsp;saptayınca hemen tedavi proğramını yapmalıyız.&nbsp;

Hidatik kist hastalığının tedavi edilmezse ciddi sorunlara yol açabilir&nbsp;"Kistin herhangi bir darbe ile yırtılması halinde solunum durmasına kadar gidebilecek şiddetli alerjik reaksiyonlar oluşabilir. Yine kistin yırtılması ile parazit tüm karın zarına yayılıp, bazen tam tedavisi mümkün olmayan abdominal hidatitoz durumuna yol açabilir. Kist içeriği enfeksiyon kaparak apselleşebilir ve acil ameliyat gerekliliği doğurabilir. Bu durum özellikle yaşlı hastalarda ölümcül olabilir. Kist ana safra yollarından birine açılarak genç ve sağlıklı bireylerde dahi ölümcül olabilecek safra yolu enfeksiyonlarında veya safra yollarını tıkayarak sarılığa neden olabilir. Son olarak kist, karaciğerin girişindeki ana damarsal yapılara baskı yaparak hayatı tehdit edici sorunlar doğurabilir&nbsp;

Karaciğer kist hidatiğinin tedavisi?

Karaciğer kist hidatiğinin tedavisi bir ekip işidir. Bu hastalar tedaviye başlamadan çok iyi değerlendirmek gerekmektedir. &nbsp;Hastalığın standart tedavisi cerrahidir. Cerrahi yöntem ise, kistin büyüklüğü, karaciğerdeki yeri, sayısı, komplikasyon olup olmaması gibi değişkenlere göre belirlenir. Bu tedavi seçeneklerini seçerken kistin evresi de çok önemlidir. Uygun vakalarda iğne ile aspirasyon, laparoskopik (kapı ameliyatlar) başarılı bir şekilde uygulanabilmektedir. Eğer minimal invaziv yöntemler başarısız olursa açık cerrahi yöntem ile tedavi edilir.&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Karaciğer Kistine Dikkat ! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 09 May 2021 16:23:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210509192649-unnamed.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210509192649-unnamed.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210509192649-unnamed.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Hareketsizlik Kas Ağrılarına Sebep Oluyor!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-hareketsizlik-kas-agrilarina-sebep-oluyor-95923.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-hareketsizlik-kas-agrilarina-sebep-oluyor-95923.html</link>
                    <description><![CDATA[HAREKETSİZLİK KAS AĞRILARINA NEDEN OLUYOR !]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı&nbsp;Doç.Dr.Ahmet&nbsp;İnanır konu hakkında önemli bilgiler verdi.&nbsp; &nbsp;

&nbsp;

Özellikle tam kapanma döneminde olduğumuz şu günlerde sağlıklı ve zinde olmak için hareketli olmayı ihmal etmemeliyiz.Her zamankinden daha fazla evde kalınan ve sabit oturulan bu dönemde hareketsiz kalındığı zaman kaslar hızla zayıflayabilir, esnekliği azalabilir ve vücut direnci&nbsp;düşebilir.Hareketsizlik ayrıca obeziteye, iskelet sistemi bozukluğuna, omurga ve kas ağrılarına da&nbsp;neden olabilir.

&nbsp;

Günlük hayatta hemen hemen herkesin yakındığı kas ağrıları, yorgunluk ve sakatlıkların yanı sıra daha ciddi durumların habercisi olabilir. Kimi zaman kas ağrıları birkaç gün içerisinde ortadan kalkarken kimi zaman da kronikleşerek sürekli bir hal alabilirler. Birkaç gün içerisinde geçen kas ağrıları büyük sorunlara neden olmazken uzun süren ve kalıcı hale gelebilen kas ağrıları kişilerin günlük hayatını hem aktivite yönünden hem de psikolojik açıdan kötü yönde etkiler ve yaşam konforunda ciddi oranda azalmaya neden olur. Kas ağrılarının sürekli bir hal aldığı ve kişinin hayatını olumsuz etkilediği bu kronik durumlara miyalji adı verilir.

&nbsp;

Kas Ağrılarının Neden Olur ?

&nbsp;

Stres,yanlış ya da eksik beslenme,yetersiz su tüketimi,düzensiz uyku,aşırı aktivite,fazla kilo,Kalıtsal durumlar,&nbsp;enfeksiyonlar, diğer hastalıklar da&nbsp; kas ağrısına neden olabilir. Anemi, Eklem iltihabı, Kronik yorgunluk sendromu, asimetrik yürüme (Topallama), Gripal enfeksiyonlar, Fibromiyalji Sendromu, miyofasiyal ağrı sendromu da diğer ağrı nedenleri arasında sayılabilir

&nbsp;

Kas &nbsp;Ağrılarından Korunmak için;

&nbsp;

Düzenli egzersiz yapılması kronikleşen ve miyalji haline gelen kas ağrılarının ortadan kaldırılabilmesi için çok önemlidir. Aerobik egzersizler, esneme ve germe egzersizleri, dayanıklılık egzersizleri gibi egzersizlerin doğru şekilde ve düzenli olarak yapılması kasların güçlenmesini ve daha esnek hale gelmesini sağlayarak miyalji görülme oranını azaltır. Egzersiz sırasında önemli olan, yapılan hareketlerin uzman tavsiyesinde ve doğru şekilde uygulanmasıdır. Doğru yapılmayan egzersizler ağrıların artmasına ve başka sakatlıklara neden olabilir.

Evde Yapılabilecek Egzersiz Önerileri;

Evde&nbsp;koridorunuzda&nbsp;günde birkaç kez 5-7 dakikalık yürüyüşler&nbsp;yapabilirsiniz.Eğer terasınız varsa bu süreyi 10 dakikaya kadar çıkarabilirsiniz. Uzun süre oturmaktan vazgeçip, arada kalkarak adım atmak tüm vücudunuz için faydalı olacaktır. Evde kalınan bu dönemde yürüyüş daha sınırlı yapıldığı için evde bulunan ağırlıklarla (terabantlar, küçük halterler ya da 1-1.5 lt dolu su şişeleri gibi...) kol ve bacaklarınızı çalıştırabilirsiniz.Dans etmekte vücut hareketi açısından güzel bir tercih olabilir.Evde 10 dakika tempolu bir müzikle dans edebilirsiniz.Akciğer sağlığınız için nefes egzersizleri yapabilirsiniz.Vücuttaki kasların yönetim yeri karın,kalça ve bel kavşağıdır.Bu sebeple basit bel ve karın egzersizlerini yapmak önem taşır.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Hareketsizlik Kas Ağrılarına Sebep Oluyor! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 08 May 2021 12:18:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210508153839-kasss.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210508153839-kasss.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210508153839-kasss.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kabızlığın Çaresi Pırasa Salatası]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-kabizligin-caresi-pirasa-salatasi-95915.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-kabizligin-caresi-pirasa-salatasi-95915.html</link>
                    <description><![CDATA[Dr.Fevzi Özgönül ,''Akdeniz mutfağının önemli yiyecekleri arasında yer alan pırasa, özellikle böbreklerimiz ve sindirim sistemimiz için de son derece faydalı bir gıda maddesidir. Mesela; şiddetli kabızlık çekenler için pırasa salatası, mükemmel bir çözüm getirmektedir.’dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ KABIZLIĞIN ÇARESİ; PIRASA SALATASI

Dr.Fevzi Özgönül&nbsp; konu hakkında önemli bilgiler verdi.

Dr.Fevzi Özgönül ,''Akdeniz mutfağının önemli yiyecekleri arasında yer alan pırasa, özellikle böbreklerimiz ve sindirim sistemimiz için de son derece faydalı bir gıda maddesidir. Mesela; şiddetli kabızlık çekenler için pırasa salatası, mükemmel bir çözüm getirmektedir.’dedi.

Lahana, pırasa, kereviz, ıspanak, karnabahar gibi sebzelerin bol olduğu günleri yaşıyoruz. Bu sebzelerin her biri ayrı bir şifa, sağlık kaynağı.Fakat günümüzde bu tür besinlerin varlığını bile unutur olduk.

Günümüzde kıymetini bilemediğimiz sebzelerden biri de &nbsp;PIRASA.Sağlık kaynağı bu sebze, potasyum, kalsiyum, demir ve fosfor bakımından oldukça zengin bir gıda maddesidir.Aynı zamanda, bol miktarda A, B1, B2 C ve E vitamini içerir. Pırasa, bütün bu özelliklerinin yanında hem böbreklerinizin rahat çalışmasına yardımcı olur, hem de içeriğinde bulunan taş oluşumunu engelleyici etkin madde sayesinde böbrek taşlarının oluşumunu da önler.''dedi.

Pırasanın faydalarını saymakla bitiremeyen Dr.Fevzi Özgönül sözlerini şöyle sürdürdü;

Pırasa ,safra kesesinin düzenli ve rahat çalışmasını sağlar. İdrar söktürür. Şurubu göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. İştahsızlığı giderir. Mide rahatsızlıklarına iyi gelir. Romatizma, mafsal ağrıları, damar sertliği, böbrek hastalıkları, üremi ve idrar tutukluğunda faydalıdır. Suyu yüzdeki sivilce ve lekelere faydalıdır. Sinirleri kuvvetlendirir. Basur memeleri için faydalıdır. Arı sokmasında da kullanılır.

Sık sık tüketilecek pırasa yemeği, bağırsak florasını hem düzene sokacak, hem de kabızlığı yavaş yavaş ortadan kaldıracaktır. Eğer, kabızlık biyolojik bir sebebe dayanmıyor ise, beslenme şeklini değiştirmek gerekir.&nbsp;

Şimdi gelelim kabızlık sorunu yaşayanlara önereceğimiz pırasa salatasının tarifine;

MALZEMELER

Pırasanın yeşil sapı

Sıcak su

Limon

Zeytinyağı

Kayatuzu

Yapılışı:

Pırasanın yeşil saplarını iyice yıkayın , sonra 4 parmak kalınlığında doğrayın,Bir kapta bir tutam kaya tuzu ile ovun,Üzerine sıcak suyu dökün 5 dakika bekleyin,Suyunu süzün,Sonra limon sıkıp zeytin yağı ekleyip salata gibi tüketin.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Kabızlığın Çaresi Pırasa Salatası - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 03 May 2021 20:03:27 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210503231140-kabizlik.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210503231140-kabizlik.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210503231140-kabizlik.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Oruç Tutarken Susamamak İçin Ne Yapmalıyız?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-oruc-tutarken-susamamak-icin-ne-yapmaliyiz-95899.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-oruc-tutarken-susamamak-icin-ne-yapmaliyiz-95899.html</link>
                    <description><![CDATA[Vücudumuzun en çok ihtiyacı olan suyun yokluğunu, Ramazan ayında nasıl daha az hissedebiliriz, oruçluyken susuzluk çekmemek ve ramazanda daha az susamak için neler yapmalıyız?]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Dr.Fevzi Özgönül&nbsp; oruçluyken&nbsp; susamamak için pratik bilgiler verdi.

&nbsp; &nbsp; Ramazan ayında ki en büyük problem susuzluktur. Bedenimiz açlığa karşı direnebilir fakat susuzluğa karşı direnci yoktur. Vücudumuzun bu dengeyi oluşturabilmesi için bazı içecek ve yiyeceklerden faydalanabiliriz.

Maden Suyu: Doğal maden suları içerdikleri mineraller sayesinde vücudumuzun daha sağlıklı ve zinde olmasını sağlamasının yanında gün içerisinde daha az susamamıza da yardımcı olur. Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta ise çoğu zaman “doğal maden suyu” ile “soda” nın birbiri ile karıştırılıyor olmasıdır. Maden suyu alırken üzerinde “Doğal Mineralli Su” ibaresini arayın.

Kavun –Karpuz Ve Şeftali Kompostosu : Bol miktarda su içeren bu meyveler içerisindeki suyu hemen salmadıkları için daha uzun süre ile susuzluk hissini engellemektedirler. Elbette hiçbir şey suyu doğrudan içmenin yerini tutamaz ancak bu sıcak yaz günlerinde sahur ve iftarlarda bol miktarda su içmenin yanında bolca kavun,karpuz ve şeftali kompostosu yapıp tüketmek çok yararlı olacaktır

Domates ve Salatalık: İçeriklerinin yaklaşık %95’i su olan bu sebzeler de kavun ve karpuz gibi susuzluğu gidermekte oldukça etkilidir.

Hurma: İçerdiği vitamin ve minerallerin yanı sıra lifli yapısı ile harika bir besin olan hurma da Ramazan ayında sofralarımızdan eksik edilmemesi gereken bir meyvedir. Çöl iklimine yakın bölgelerde yetişen bu meyve susuzluğu giderici etkisi ile de öne çıkmaktadır.

Ayran,Kefir ve Yoğurt: Vücudumuzun kaybettiği suyu ve tuzu geri kazanmak için iftarda ya da iftardan sonra tuzlu ayran içmek faydalı olabilir. Sahurda ayran içecekseniz, gün içinde tuzun susatıcı etkisinden endişe ederseniz, tuzsuz ya da az tuzlu ayran ya da kefirde tercih edebilirsiniz.

Dr.Fevzi Özgönül bu önerilerin yanında bir de özel tarif verdi.

Meyan Kökü Şerbeti

Bu şerbetten iftarda 1, sahurda 1 kere içmeniz susuzluğunuza çok iyi gelecektir.

Malzemeler

1 avuç meyan kökü ,2 litre su

&nbsp;Tülbent

Nasıl Hazırlanır

Meyan kökü yıkanır tülbent içine konur.Meyan kökü odunsu bir bitki ezilip lif haline getirilir veya hazır lif halinde bulunur. 1 kaseye konur ve üzerine su eklenir. 4-5 saat beklenir, süzülür havadan oksijenlenerek yani köpürtülerek süzgece dökülür ,süzülür. Sonra bu kahverengi su tülbentten süzülerek içilir.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Oruç Tutarken Susamamak İçin Ne Yapmalıyız? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 23 Apr 2021 00:12:09 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210423031959-oruc-tutarken-bu-hatalari-dusmeyin-8b6636.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210423031959-oruc-tutarken-bu-hatalari-dusmeyin-8b6636.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210423031959-oruc-tutarken-bu-hatalari-dusmeyin-8b6636.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Koronavirüs Tanısında Etkili Yöntem !]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-koronavirus-tanisinda-etkili-yontem-95894.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-koronavirus-tanisinda-etkili-yontem-95894.html</link>
                    <description><![CDATA[Koronavirüs Tanısında etkili yöntem, detaylar haberin içerisinde]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Koronavirüs Tanısında Etkili Yöntem !

Özel 100. Yıl Hastanesi Radyoloji Uzmanı Dr.Alper Bozkurt; "Covid-19 pandemisi sürecinde PCR testinin yeterli sensitivitesinin olmaması, testin bir çok hastada ikinci hatta üçüncü örnekte ancak pozitifleşmesi ve zaman zaman sonuçların geç çıkması gibi sebeplerden dolayı hastaların tanı sürecinde Toraks Bilgisayarlı Tomografi Tetkiki (BT) tercih ediliyor.Nisan ayında yayınlanan bir çalışmada, Covid-19 tanısı için BT’nin duyarlılığının %94 olduğu sonucuna varılması göstermektedir ki, Bilgisayarlı Tomografi (BT)'nin pandemi şartlarında hızlı karar verilmesi gereken orta- ileri vakalarda tarama testi gibi yaygın olarak kullanılmakta olduğunu" belirtti.

Covid-19 hastalığında bulaş riskinin azaltılması için erken teşhis ve izolasyonun çok önemli olduğunu vurgulayan Dr.Alper Bozkurt;'' COVID-19'a özgü ilaçların yokluğu veya aşılama sürecinin yavaş ilerlediği bu günlerde, hastalığı erken bir aşamada tespit etmek ve enfekte olmuş bir hastayı sağlıklı kişilerden hemen izole etmenin gerekli olduğunu söyledi ve sözlerine şöyle devam etti; ''Bilgisayarlı Tomografi (BT), yeni koronavirüs hastalığı (COVID-19) tanısında akciğer tutulumunu göstermesi açısından daha güvenilir, pratik ve hızlı bir yöntemdir. Bu sayede hastaneye yatması gereken hastaların tespiti yapılarak tedavi sürecinin en erken bir şekilde başlanması sağlanmaktadır." dedi.

Toraks BT Nedir?&nbsp;
Toraks BT yani “Toraks Bilgisayarlı Tomografi”&nbsp; X ışınları yardımıyla elde olunan bir görüntüleme yöntemidir. Bu görüntüleme yöntemi toraks veya göğüs bölgesinin akciğer, kalp gibi organların ve göğüs kemiklerinin detaylı görüntüsünü çıkarmaya yardımcı olur. Bu görüntüler, teşhis ve tedavi sürecinde doktorlara yardımcı olacak önemli bilgileri içermektedir.

Toraks BT Nasıl Yapılır?
Medikal bir görüntüleme işlemi olan Toraks BT; Göğüs, kalp ve akciğerlerin düşük radyasyon miktarları ile detaylı, üç boyutlu görüntülendiği bir tetkiktir. Toraks BT çekimi basit ve hızlıdır. Hasta sedyeye sırt üstü yatar ve göğüs bölgesine odaklanan cihaz, sedyenin öne doğru hareket etmesiyle tarama işlemini gerçekleştirir. Ortalama birkaç saniye süren tarama işleminde hastanın hareketsiz kalması istenir. Hastalar çekim esnasında ağrı, sızı hissetmez. Birkaç dakikalık işlem sonucunda günlük rutine dönüş yapılabilir. Çekim sonucunda elde edilen görüntüler anında bilgisayara aktarılır ve doktorun incelemesine sunulur. Doktorlar tarafından herhangi bir risk veya sorun olup olmadığı analiz edilir ve bu yönde bir rapor yazılır.Akciğer grafisinden farklı olarak Toraks BT göğüs, iç organları (kalp ve akciğer), kas ve kemik&nbsp; dokusu ile kan damarlarını gösterir. Bu nedenle doktorların teşhis için detaylı görüntüler elde etmesini sağlar. Bazı durumlarda damarsal yapıların daha net bir şekilde görüntülenmesi amacıyla kontrast madde kullanılır. Bu madde damar yoluyla enjekte edilir.

Dr. Alper Bozkurt; COVID-19 tanısında akciğer tutulumu olasılığı yüksek olan hastalarda hızlı ve nispeten kolay&nbsp; bir yöntem olan Bilgisayarlı Tomografi (BT), Özel 100. Yıl Hastanemizde de tanıya ulaşmak için sıklıkla kullanılmaktadır. Hastalarımıza daha güvenilir ve hızlı hizmet verebilmek için Radyoloji Bölümü'müzdeki cihazlarımız yenilenmiş ve en son teknolojik cihazlarla donatılmıştır. Bununla birlikte bulaş riskine karşı kullanılan BT&nbsp; cihazı ve&nbsp; malzemeler titiz bir şekilde özel solüsyonlarla dezenfekte edilmekte, gereken tüm tedbirler özenle alınmaktadır." dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Koronavirüs Tanısında Etkili Yöntem ! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 21 Apr 2021 19:00:07 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210421220222-corona_korona_virusu_belirtileri_nelerdir_68141.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210421220222-corona_korona_virusu_belirtileri_nelerdir_68141.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210421220222-corona_korona_virusu_belirtileri_nelerdir_68141.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kilo Vermeyi Engelleyen 5 Besin]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-kilo-vermeyi-engelleyen-5-besin-95878.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-kilo-vermeyi-engelleyen-5-besin-95878.html</link>
                    <description><![CDATA[Diyetisyen ve Yaşam Koçu Tuğba Yaprak konu ile ilgili bilgiler verdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

&nbsp;

Kilo verememek günümüzde en sık karşılaşılan problemlerden biridir. Bireyin genetik yapısı, hareketsiz yaşam sürdürmesi ve kötü beslenme alışkanlıkları yaşam kalitesini etkileyerek hem mental hem fiziksel olarak bireyi olumsuz etkiler. ''Diyet'' kelimesi ilk akla geldiğinde düşük kalori alımını anımsatabilir. Ancak sanılanın aksine alınan kalorinin metabolizma hızınıza uygun olmasının yanı sıra gün içerisinde tüketilen besinlerin içerikleri ve hangi sıklıkla tüketildiği de önem taşımaktadır. Diyet sürecinde kilo vermenize engel olan besinleri gelin birlikte inceleyelim;

Kızarmış gıdalar

Et, balık, tavuk, patates gibi kızartılmış gıdalar yanma işlemine maruz kalır ve trans yağları oluşturur. Bu yağlarla hazırlanan besinler kandaki kolestrol seviyesini olumsuz yönde etkiler. En çok cips, fast food gibi hazır veya paketli gıdalarda karşımıza çıkar. Kötü kolestrolü arttırarak birçok hastalığın oluşumuna sebep olan kızartılmış gıdalar, içerdiği doymuş yağ sayesinde kilo vermeyi yavaşlatır. Tip 2 diyabete yakalanan ve kilo vermede en çok zorlanan grup olarak bilinen insülin direncine sahip bireylerin besin tüketim kaydında sürekli kızarmış gıda tükettiğine rastlanılmıştır. Kilo verme sürecinizi hızlandırmak adına kızartma yerine ızgara/ fırında/ haşlama gibi sağlıklı pişirme yöntemlerini kullanabilirsiniz.

Beyaz un

Beyaz un ve beyaz unla yapılan; pasta, kek çörek, beyaz ekmek gibi lif içeriği düşük besinler kan şekeri düzensizliklerine neden olur. Bu da çok çabuk acıkılmasına, açlık ataklarımızın oluşmasına ve gün içerisinde çok daha fazla kalori alımına neden olur. Rafine işlemine maruz kalan un karbonhidrat ve nişasta açısından zengin bir besin . Lif, mineral ve vitamin bakımından fakir olan un hızlı sindirime uğradığı için açlık hissinin oluşma sürecini hızlandırıyor. Bununla beraber oluşan açlık durumu kilo verme sürecini malesef yavaşlatıyor. Günlük beslenmemizde çavdar, tam buğday, tam tahıl, kepek veya yulaf unlarını tercih ederek kilo verme sürecimize destek olabiliriz.

Tuz

Günlük alınması gerekenden fazla tuz tüketimi vücutta sodyum dengesini bozarak dokular arasında su tutulmasına ve buna bağlı ödem oluşumuna neden olur. Bozulan sodyum dengesi vücudun kalsiyum işlevlerini engelleyerek yağ yakım sürecinde yavaşlamalar olmasına yol açar. Ödem artışına bağlı olarak tartıda olduğunuzdan fazla çıkmanız ise psikolojik olarak sizi strese sokar. Bu yüzden kilo verme sürecine yardımcı olmak adına günlük alınan tuz miktarı sınırlandırılmalı ve yüksek tuz içeriğine sahip olan şarküteri ürünleri, turşu, konserve ve salamura tarzı besinlerin tüketimi sınırlandırılmalıdır.

Şeker

Şekerin fazlası vücudumuzda karaciğer tarafından yağ olarak depolanmaktadır. İdeal bel ölçüsünün üzerinde olan ve göbek bölgesinde yağlanma olarak bilinen elma vücut tipli bireylerin fazla şeker tükettiği yapılan çalışmalar ile kanıtlanmıştır. Fruktoz ve glukozdan oluşan bu yapı vücudumuzun ihtiyacı olan sağlıklı besin değerlerini içermez. Fazla şeker tüketimi insülin salınımını arttırdığından bölgesel yağlanmaya neden olmaktadır. Bu yüzden günlük beslenmemizde basit şeker alımından kaçınmalı bunun yerine kompleks karbonhidrat kaynaklarından faydalanmalıyız.

Asitli içecekler

Gazlı içeceklerin içerisinde bulunan şeker, insülin salgılanmasını arttırır ve kan şekerinde düzensizliklere yol açar. Gün içerisinde asitli içecekler çok tüketildiğinde kişide halsizlik, hızlı acıkma, daha fazla şekerli ve gazlı içecek tüketme isteği ve&nbsp; tatlı isteklerini kontrol edememe gibi sorunlar görülmeye başlanır. Asitli içecekler yüksek dozda fruktoz ve glukoz şurupları içerdiklerinden kalp hastalıkları, diyabet gibi metabolik rahatsızlıklara davetiye çıkartır. Asitli içeceklerin şişelerinde bulunan Bisfenol A (BPA maddesi ) reçineyle çevrilidir ve bu madde vücudun iç salgı bezlerine zarar verir. Vücudun metabolik işleyişini bozarak kilo vermeyi engelleyen bariyerleri oluşturur.&nbsp; Bu süreçte maden suyu, ayran, şekersiz ev yapımı limonata gibi içecek tercihlerini benimseyerek asitli içecekleri hayatımızdan çıkarabiliriz.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Kilo Vermeyi Engelleyen 5 Besin - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 12 Apr 2021 16:39:34 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210412194142-kilooo.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210412194142-kilooo.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210412194142-kilooo.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Tok  Tutan  4 Lifli Besin !]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-tok-tutan-4-lifli-besin-95856.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-tok-tutan-4-lifli-besin-95856.html</link>
                    <description><![CDATA[Kilo vermek istiyorsunuz, yemek yemeyi de bırakamıyorsanız, Tok tutan 4 lifli besin ile çözüm bulabilirsiniz]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

&nbsp;Yemek sonrası fazla zaman geçmeden acıkıyor musunuz ? Ne kadar yemek yerseniz yiyin, tam anlamıyla doymuş hissini yaşamıyorsanız lifli gıdalar tüketmenizde fayda var. Açlık krizlerini engelleyen ve doygunluk hissi veren lifli gıdalar sağlık için de faydalıdır.

Salatalık

Hem düşük kaloriye sahip olması hem de tok tutması özelliğiyle acıktığınızda tüketeceğiniz bulunmaz bir besin. Yüksek miktarda su içermesi sebebiyle zayıflama diyetlerinde de sıklıka kullanıır. 120 gram salatalık sadece 18 kcal’dir.Yemek yedikten sonra hala doygunluk hissetmiyor ağzınıza atacağınız atıştırmalık arıyorsanız salatalık tam size göre.

Badem

1 avuç badem (25 gr) 150 kcal’dir. Badem E vitamini deposudur ve içeriğinde ki doymamış yağ asitleri sayesinde kan dolaşımında ki glikoz seviyesini dengede tutarak yemek sonrası oluşan şeker dalgalanmasını dengeler ve açlık hissini bastırır.

Yulaf

1 çorba kaşığı yulaf(10 gr) sadece 40 kcal’dir. Yulaf su veya süt ile birleştirildiğinde içeriğindeki nişasta şişiyor ve doygunluk hissi oluşuyor. Yemek sonrası hala bir şeyler atıştırma ihtiyacı duyuyorsanız yulaf tüketmenizde fayda var.

&nbsp;

&nbsp; &nbsp; &nbsp; Elma

1 porsiyon (120 gr) elma sadece 60 kcal’dir. Kabukları ile beraber tüketilecek bir elma tam bir lif deposu &nbsp;özelliğine sahiptir ve sizi tok tutar. Yanına alacağınız 2-3 kaşık yoğurt ve üzerine tarçın serpip tüketirseniz hem kan şekerinizin dengelenmesi açısından hem de uzun süre tokluk sağlaması açısından fazla kalori almanızı engelleyecektir.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Tok  Tutan  4 Lifli Besin ! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 04 Apr 2021 21:24:59 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210405002921-hizli_yemek.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210405002921-hizli_yemek.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210405002921-hizli_yemek.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Öfke Nedir ? Neden Öfkeleniriz?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-ofke-nedir-neden-ofkeleniriz-95826.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-ofke-nedir-neden-ofkeleniriz-95826.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzman Klinik Psikolog Müjde Yahşi konu hakkında önemli bilgiler verdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Öfke, gayet normal, genellikle sağlıklı bir duygudur. Fakat kontrolden çıktığında anda ve yıkıcı hale teşkil etmeye başladığı zaman, bazı sorunlara neden olur. Tüm yaşamımızın genel kalitesinde problemlemlere yol açabilir.

Öfke,hafif kızgınlıktan, şiddetli öfkeye doğru değişken yoğunca hissedilen, bir duygu durumdur.Öfkelendiğimizin de fizyolojik ve biyolojik etkileri meydana gelir.Kalp atış hızımızda ve kan basıncımızda artma olur. Bunun dışında enerji hormonlarımız, adrenalin ve noradrenalin seviyelerimizde de yükselmeye başlar.

Haksızlığa uğradığımızda, haketmediğimiz muameleyi gördüğümüzde ve birşeyler yapmamız gerektiğini düşündüğümüzde öfkeleniriz. Öfkeyi yoğun yaşadığımızda ise adrenalin ile bedenimiz bize tepki verir ve “Kaç ya da savaş çünkü tehlikedesin!” diyerek bizi harekete geçirir.

Tam da bu aşamada muhakeme özelliği taşıyan beynimiz bedenimize “Dur!” diyebilir ise, öfkemizi kontrol edebiliriz ve duygu ile değil düşünce ile harekete geçebiliriz.

Muhakeme özelliği ise sadece insan beynine has bir özelliktir çünkü beynimizdeki prefrontal bölge yalnızca insanda vardır ve bu bölge, düşünmeden sorumlu bir alandır.Olumsuz duygularımız aslında, erdemli insan olabilme yolculuğunda önümüzü açan fırsatlardır. Öfke anında göstereceğimiz tepkilerimiz de bu yolculuğun nereye varacağını belirleyen imtihanlarımızdır.&nbsp;

Öfke anında yapılması gerekenlere örnekler verecek olursak;

Öfke anında duyguyu pasifize edip düşünme sistemini harekete geçirebilmek için önce bir durun.

Sonra bir diyafram nefesi alın ve etrafınıza bakın.

Dikkatinizi bir anlık da olsa sizi öfkelendiren şeyden uzak tutmaya ve o ortamdan uzaklaşmaya çalışın.

Sonra aldığınız diyafram nefesinin tüm bedeninizdeki rahatlatıcı etkisini hissetmeye çalışın.&nbsp;

Kasılan kaslarınızın nasıl gevşediğini, nefes alışverişinizin nasıl yavaşladığını, kalbinizin eski ritmine nasıl geri döndüğünü farkedin.

Tüm bu bedensel tepkilerinizin normal seyrine kavuşmasıyla öfkeniz yatıştığına ve düşünerek hareket edebildiğinize şahit olun.

Keşkelerinizin yerini, iyi kilerin aldığı bir yaşamınız olsun..
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Öfke Nedir ? Neden Öfkeleniriz? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 24 Mar 2021 20:56:34 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210324235923-intikam_almak.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210324235923-intikam_almak.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210324235923-intikam_almak.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[40 yaş sonrası cilt problemlerine dikkat!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-40-yas-sonrasi-cilt-problemlerine-dikkat-95820.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-40-yas-sonrasi-cilt-problemlerine-dikkat-95820.html</link>
                    <description><![CDATA[Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op.Dr. Ayşen Bilge Sezgin, 40 yaş ve sonrasında oluşan cilt sorunları ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. İşte 40 yaş ve üstü kişilerin dikkat etmesi gereken o faktörler.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Cildimizi hem lekelerden hem de güneş, sigara, stres gibi olumsuz şartlardan korumamız gereken bir döneme giriyoruz. Cildimizi; güneş ışınlarından ve onun oluşturacağı zararlardan bilinçli güneşlenme, güneş koruyucu, şapka kullanma vs. ile korumak ve zararlarını azaltabilmek mümkün. Cildimizde özellikle 40 yaş&nbsp;ve sonrasında oluşan ince kırışıklıklardan, oluşmanın başlangıç döneminde gerçekleştirebileceğiniz dolgu, botoks, cilt Mezoterapisi, cilt vitamin uygulamaları, somon DNA uygulamaları, plasma ve laser uygulamaları ile kurtulmak mümkün.


Güneşe çıkmadan önce cildi güçlendirmek gerekiyor
Özellikle yaz başında güneşe maruz kalmadan önce Mezoterapi ve Vitamin Uygulamaları ile cildi güçlendirmek önemli. Yıllar içinde cildimizde oluşmuş lekelerde ise lazer uygulamaları birkaç seansta oldukça iyi sonuç vermektedir. Lazer uygulamaları öncesinde özel bir krem sürerek lokal anestezi sağlıyoruz. İşlem sonrası güneşten korunmak oldukça önemli. Yüzeysel lekeler kısa sürede kaybolmakta, derin lekeler içinse birkaç seanslık tedavi önerilmektedir. Plasma enerjisi ile ciltte oluşmuş sivilce izlerini yok ediyor ve genişlemiş portları daraltıyoruz. Böylece daha pürüzsüz ve sağlıklı bir cilt elde etmek mümkün oluyor. Cilt lezyonlarını da benleri ve lekeleri de yine bu yöntemle yok edebilirsiniz. Bir veya birden fazla seansta tedavisi mümkündür. Seans sayısı lezyonun derinliğine bağlı olarak değişmektedir.

Cilt güzelliği, yüz güzelliği ile orantılıdır
Özellikle cilt yapısının daha pürüzsüz olması kişiyi daha sağlıklı, güzel ve genç gösterir. Cildin hidrasyonunu artırmak ve kolajen liflerinin sağlamlığını desteklemek için hyalüronik asit uygulaması oldukça iyi sonuç vermektedir. Cildin hem dermis hem de derin epidermal dokularına kolajen enjeksiyonu uygulanarak kırışıklıklar yok ediliyor. Özellikle gülme çizgisi, yanak kenarları, kaz ayağı gibi bölgelerdeki kırışıklıkların giderilmesinde hızlı ve yüz güldüren sonuçlar elde edilmektedir. Alın iki kaş arası boyun ve dudak altındaki kırışıklar içinse düzenli botoks öneriliyor. Derinleşmiş kırışıklıklara dolgu ve kolajen ile de takviye çalışmaları gerçekleştiriliyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[40 yaş sonrası cilt problemlerine dikkat! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 20 Mar 2021 23:00:25 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210321020405-36.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210321020405-36.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210321020405-36.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ödemden Kurtulmanın Yolları]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-odemden-kurtulmanin-yollari-95810.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-odemden-kurtulmanin-yollari-95810.html</link>
                    <description><![CDATA[Diyetisyen ve Yaşam Koçu Tuğba Yaprak konu ile ilgili bilgiler verdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ödem Nedir?

Ödem, damardan dokulara sızan aşırı sıvının neden olduğu vücuttaki fazla tuzun atılamamasından kaynaklı ortaya çıkan bir sağlık sorunudur. Ödem, dokularda aşırı sıvı birikmesi sonucu bacak, ayak, kol ve ellerde şişlik oluşmasına neden olur. Kullanılan ilaçlar, hamilelik süreci, kalp, karaciğer ve böbrek hastalıkları vücutta ödem artışına neden olmaktadır.

&nbsp;Neden olur?

-Çok uzun süre aynı pozisyonda hareketsiz kalmak

-Aşırı derecede tuzlu tüketmek

-Hormonel değişim süreci

-Hamilelik

-Yüksek tansiyon ilaçları, nonsteroidal antiinflamatuar ilaçlar, steroidler, östrojenler ödem artışına neden olabilmektedir.

&nbsp;

Hastalık Belirtisi Midir?

Vücutta oluşan ödem kalp, karaciğer, böbrek ve troid hastalıklarının belirtisi olabilir. Bu hastalıklarda yerçekiminin etkisiyle genellikle bacaklarda ödem oluşmaktadır. Gece ise yatay vücutta olan vücuda bağlı olarak bacaklardaki ödem tüm vücuda yayılmaktadır. Sabah uyandığınızda yüzünüzde dahi şişkinlikler hissetmenizin nedeni gece boyunca bacaklarınızdaki ödemin tüm vücuda yayılmasından kaynaklanmaktadır. Aşırı ödem probleminiz varsa kalp, karaciğer, böbrek üstü bezleri ve troidler mutlaka kontrol ettirilmelidir.

&nbsp;

Ödeme İyi Gelen Besinler Nelerdir?

Su: Hayati önem taşıyan su ödem atımı için oldukça önemlidir. Özellikle kilogram başına 30-33 ml su içmek vücudunuzdaki ödemleri atmanızı kolaylaştıracaktır.

Maydonoz: Çok iyi bir C vitamini olan maydanoz ödem atılımını kolaylaştırmaktadır. Özellikle sabahları tüketilen maydonoz idrar söktürücü özelliğe sahiptir. Maydanozu kaynatarak suyunu ve kendisini gün içerisinde tüketebilirsiniz.

Salatalık: Zengin su içeriği sayesinde vücudun ihtiyacı olan suyun sağlanmasında faydalıdır.Bu sayede vücudun su tutumunu engeller.

Yeşil çay: Zengin antioksidan içeriği sayesinde metabolizmanın hızlanmasında ve ödem atımında oldukça etkilidir.

Ananas: İçerdiği antioksidanlar,enzimler, mineraller sayesinde güçlü bir ödem söktürücüdür. Günlük beslenmenizde 1 ince dilim yer verebilirsiniz.

&nbsp;

Ödeme Kurtulmanın Yolları Nelerdir?

-Ödemden kurtulmak için öncelikle tuz miktarı minimal düzeyde yapılmalıdır.&nbsp; Turşu, kuruyemiş, cips ve kraker gibi tuz içeriği yüksek olan besinlerin tüketimi sınırlandırılmalıdır.

-Gün içerisinde yeterince sıvı almaya özen gösterilmelidir. Özellikle yeterli su içmek vücudunuzdaki ödemi atmanızı kolaylaştıracaktır.

-Ödem atımına yardımcı bitki çaylarından günde 2-3 fincan şekersiz şekersiz bir şekilde içilmelidir.

-Lif oranı yüksek olan meyve ve sebze tüketimine ağırlık verilmelidir.Gün içerisinde yeterli miktarda meyve ve sebze tüketmeye özen gösterilmelidir.

-Günlük fiziksel aktivite düzeyi arttırılmalıdır. Günlük hareket azaldığında malesef vücutta ödem artışı olmaktadır. O yüzden mümkün olduğunca günlük fiziksel aktivite arttırılmalıdır.

- Aşırı kafein tüketiminiz varsa sınırlandırılmalıdır. Günde 3 fincandan fazla kahve içilmemelidir.

-Paketli gıdaların tüketiminden kaçınılmalıdır.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Ödemden Kurtulmanın Yolları - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 17 Mar 2021 20:35:58 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210317233755-odem.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210317233755-odem.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210317233755-odem.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dişlerde Renk Değişikliğine Dikkat !]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-dislerde-renk-degisikligine-dikkat-95808.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-dislerde-renk-degisikligine-dikkat-95808.html</link>
                    <description><![CDATA[Diş Hekimi Burcu Cebeci Yıldızhan konu hakkında bilgiler verdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Diş rengi, göz rengi ve saç rengi gibi kişiye özgüdür. Dişin içerdiği elementlerin birbirine göre oranı dişin rengini belirler. Mine yüzeyi gözle görülemeyen küçük delikli bir yapıya sahiptir. Bu nedenle dişin doğal rengi zaman içerisinde dış etkenlerden etkilenerek değişebilir.


&nbsp;

Diş Beyazlatma Etkisi Ne Kadar Sürer?

&nbsp;

Diş beyazlatmanın etkisi genellikle 1-2 sene arasında değişir. Eğer yoğun sigara içmiyorsanız, dişleri renklendirecek gıdaları fazla tüketmiyorsanız bu süre daha da uzar.

Ayrıca klinikte yapılan beyazlatma işlemi evde yapılan beyazlatma işlemi ile 3-6 ayda bir desteklenirse süre uzatılabilir.


&nbsp;

Her Hasta Beyazlatma Uygulayabilir mi?

&nbsp;

Beyazlatma ajanları dişin en üst tabakası olan minede etkili ve mineye zarar vermeyen materyallerdir. Eğer dişte herhangi bir nedenle minenin altındaki dentin adı verilen doku açığa çıkmışsa, bu bölge ya dolgu ile kapatılmalı ya da hekim tarafından izole edilmelidir.

Asla dentin dokusuna beyazlatma ajanı uygulanmamalıdır. Aşınan mine dokusunu, ortaya çıkan dentin dokusunu hastanın fark etmesi her zaman mümkün olmaz. Eğer hasta, hekime danışmadan marketlerdeki beyazlatma ürünlerini kullanırsa ve dentin açıktaysa geçmek bilmeyen diş hassasiyetleri ile karşı karsıya kalabilir.

Bu nedenle beyazlatma ajanları mutlaka diş hekimi kontrolünde kullanılmalıdır.


&nbsp;

Beyazlatma sonrası çay, kahve, sigara, kırmızı şarap, vişne suyu gibi dişi renklendirebilecek gıdalardan uzak durmakta fayda vardır. Genel ağız bakımına dikkat edilmesi de renkleşmelerin tekrarlamasını önleyecektir.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Dişlerde Renk Değişikliğine Dikkat ! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 16 Mar 2021 07:07:27 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210316101031-burcu_cebeci_yildizhan.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210316101031-burcu_cebeci_yildizhan.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210316101031-burcu_cebeci_yildizhan.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gece Yemek Yemenin Zararları]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-gece-yemek-yemenin-zararlari-95788.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-gece-yemek-yemenin-zararlari-95788.html</link>
                    <description><![CDATA[Gece geç saatte tv seyrederken, kitap okurken, çalışırken, dinlenirken bir şeyler atıştırmak size keyif veriyor olabilir ancak uzun vadede sağlığınız için zararlı etkileri var.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Gece geç saatte tv seyrederken, kitap okurken, çalışırken, dinlenirken bir şeyler atıştırmak size keyif veriyor olabilir ancak uzun vadede sağlığınız için zararlı etkileri var.

Kilo artışı

Gece yemek yemek, vücudunuza ne zaman uyuyacağını, yemek yiyeceğini ve uyanacağını söyleyen 24 saatlik döngü olan sirkadiyen ritminize aykırıdır. Gece uyurken fiziksel aktivitenin olmamasına bağlı olarak vücut daha az enerji harcar dolayısıyla yediğiniz yemeği depolama eğilimindedir, havanın kararmasıyla artış gösteren melatonin yağ depolanmasını artırabilir ve günün geç saatlerinde vücudun özellikle karbonhidrat toleransı azalır, kan şekeri normalden daha fazla yükselebilir. 2020 yılında Klinik Endokrinoloji ve Metabolizma Dergisi'nde yayınlanan bir çalışmada; geç yemek yiyenlerin (22:00) erken yemek yiyenlere göre (18:00), aynı öğünü tüketseler ve aynı saatte uyusalar (23:00) bile kan şekeri seviyelerinin neredeyse %20 daha yüksek olduğunu ve yağ yakımının %10 daha az olduğunu bulunmuştur. Aynı zamanda ekstra bir gece öğünü eklediğinizde günlük kalori alımınız artar ve gece sağlıklı besinlere ulaşım nispeten daha zor olduğundan genellikle cips, çikolata, kek gibi yüksek kalorili atıştırmalıklar tüketilir. Günün sonunda, tüm bu etkilerinden dolayı gece yemek yemek kilo artışına neden olabilir.

Kalitesiz uyku

Yatma zamanına yakın bir zamanda bir şeyler yemek veya içmek hazımsızlığa neden olarak uyku kalitenizi bozabilir. Kalitesiz ve yetersiz bir uyku ise bağışıklık sisteminizin zayıflaması, iştah ve stres kontrolünün bozulması, odaklanma problemi ve bozulmuş bir sağlık anlamına gelmektedir.

Gastroözofageal reflü

Gastroözofageal reflü, mide içeriğinin yemek borusuna kaçmasıyla karakterize bir hastalıktır. Tok bir mide ile yatmak mide asidinin yemek borunuza geri sıçramasını çok daha kolay hale getirir ve uzun vadede reflü gelişme riskini artırabilir veya mevcut bir reflünüz varsa semptomlarını artırabilir. Bu nedenle özellikle reflünüz varsa yatağa uzanmadan önce en az 3 saat herhangi bir şey yemekten kaçınmak doğru olacaktır.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Gece Yemek Yemenin Zararları - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 08 Mar 2021 19:36:18 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210308223829-yemek.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210308223829-yemek.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210308223829-yemek.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Metabolizma Hızlandıran 3 Günlük Beslenme Programı !]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-metabolizma-hizlandiran-3-gunluk-beslenme-programi-95778.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-metabolizma-hizlandiran-3-gunluk-beslenme-programi-95778.html</link>
                    <description><![CDATA[Bahar mevsimi yaklaşıyorken tartılara dolayısıyla bedenine küsen birçok kişinin ortak sorusu: “Ne yapsam da metabolizmamı hızlandırsam?”]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Öncelikle, gün içerisinde öğün sıklıklarınızı, açlık süreçlerinizi, hareket yapma süreçlerinizi, su tüketiminizi muhakkak sorgulayın… Bütün bunlar kontrolüm altında ama örnek bir liste olsa diyorsanız da buyurun sizler için vücudunuzu anlayarak metabolizma hızınızı destekleyen 3 günlük beslenme programı:

3 gün boyunca uygulayınız

Sabah uyanınca: 1 yk organik elma sirkesi + bol su

Kahvaltı:

3 adet yulaflı poğaça

1 kupa moringalı yeşil çay

Öğle:

Sınırsız sebze çorba

Bol limonlu salata(1 tk keten tohumu-1 yk organik elma sirkesi-1 tk yağ) (özellikle maydanoz-dereotu kullanarak mevsim yeşilliklerinden istediklerinizi ekleyebilirsiniz)

Ara:

1 dilim ananas (üzerine 1 çk toz tarçın-1 tk Hindistan cevizi)

1 çb sade kefir

Akşam:

30 gr kıyma ile lahana yemeği

3 yk yoğurt (1 çk pul biber-1 tk zencefil-1 tk zerdeçal-karabiber) (2yk yulaf ezmesi ekleyiniz

Veya

6 yk yeşil mercimek yemeği

1 sb dereotlu kefir (1 avuç dereotu ekleyiniz)

Bol limonlu salata (yağsız-tuzsuz-mevsim yeşillikleri ile hazırlayınız)

Ara:

1 çb sade kefir + 1 tk zencefil- 1 tk zerdeçal- 1 çk karabiber-1 çk zeytinyağ ile tüketiniz

*Gün içerisinde 2-2,5 lt su tüketmeyi unutmayınız

*Emziriyor veya kronik bir rahatsızlığınız var ise uygulamayınız

&nbsp;

Tarifler

Yulaflı Poğaça

· 2.5 sb yulaf ezmesi

· 10 adet yeşil zeytin

· 2 adet yumurta

· 1 kase yoğurt

· 1 kase lor peynir

· maydanoz-dereotu

· 1 tk pul biber-karabiber-az miktarda tuz

Hepsini karıştırın ve toplar halinde şekil verip 180 derecede 30-40 dk pişirin.

&nbsp;

Sebze çorbası

1 su bardağı kırmızı mercimek

1 çay bardağı yeşil mercimek

1 adet soğan

3 dal pırasa

Yarım demet ıspanak veya pazı

1 dilim balkabağı

1 yemek kaşığı zeytinyağı

&nbsp;

Kimyon

Sebzeleri ince ince doğrayın, mercimekleri yıkayın, hepsini birlikte tencereye koyun, alabildiği kadar su ekleyin ve pişirin. Zeytinyağı ve kimyonunu ekleyerek servis yapın.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Metabolizma Hızlandıran 3 Günlük Beslenme Programı ! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 02 Mar 2021 08:32:50 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210302113811-603cff6d5542801648cfbd7b.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210302113811-603cff6d5542801648cfbd7b.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210302113811-603cff6d5542801648cfbd7b.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Akciğere iyi gelen 10 besin]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-akcigere-iyi-gelen-10-besin-95757.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-akcigere-iyi-gelen-10-besin-95757.html</link>
                    <description><![CDATA[Sağlıklı beslenmek için yediklerimize dikkat etmemiz gerekiyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ AKCİĞERE İYİ GELEN 10 BESİN

Diyetisyen Salih Gürel konu hakkında önemli bilgiler verdi.&nbsp;&nbsp;
Dünyada etkisini gösteren Korona virüs sorunu devam ediyor. Türkiye'de de vatandaşlar evden izolasyon dönemine geçerek Korona virüs salgınına karşı korunmak için çaba gösteriyor. Uzmanlar korona virüse karşı bağışıklık sisteminin ve hijyenin önemli olduğuna dair uyarılar yaptı. Araştırmalar korona virüsün akciğerleri hedef alarak solunum sıkıntısına neden olduğunu gösteriyor. Solunum sisteminin en önemli organlarından biri olan akciğerler alınan oksijeni diğer organlara iletmekle görevlidir. Nefes almamızı sağlayan akciğerler kanın tüm vücudumuza temiz oksijen dağıtmasını sağlar. Akciğerimiz kendini temizleyebilen organlardan bir tanesidir. Akciğerimizin kendini yenileyebilmesi için akciğerimize iyi gelen besinler nelerdir ? İşte o besinler;

1.SARIMSAK

Doğal şifa kaynaklarından biri olan sarımsak, oldukça güçlü bir antioksidandır. Antioksidan özelliğinin yanı sıra içinde bulunan alisin kimyasalı ile akciğerlerin temizlenmesini sağlar. Alisin kimyasalı akciğerlerdeki mukusu temizler ve soğuk algınlığı gibi problemlere iyi gelir..

2. ZENCEFİL

Akciğerlerin temizlenmesi için ihtiyaç duyulan önemli besinlerden biri de zencefildir. Zencefil, akciğer için tehlike yaratabilecek toksin ve parçacıkları temizlemeye yardımcıdır.

3.ZERDEÇAL

&nbsp;Zerdeçal antioksidan ve anti-enflamatuar özelliği ile akciğer hücrelerindeki oksijen radikalini temizleme görevini üstlenir

4.OKALİPTÜS

Doğal antibiyotiklerden biri olan okaliptüs, içinde uçucu yağlar barındırmaktadır. Bu yağlar akciğer hastalıklarına karşı oldukça etkilidir. Okaliptüs yağında bulunan uçucu yağlar, akciğer enfeksiyonlarına karşı savaşır, tıkanıklığı açar, kan akışını arttırır ve şişliği azaltır.

5.ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ

Kuvvetli bir antioksidan olan üzüm çekirdeği ya da ekstresi, vücudun ihtiyacı olan gereksinimi sağlayarak vücudun oluşturduğu serbest radikallerle savaşarak akciğerleri korur. Üzüm yerken bazı kişiler genellikle çekirdeklerini çıkarmak eğilimi gösterir. Oysaki özellikle siyah üzümün çekirdeği asıl sağlık kaynağıdır. Üzüm çekirdekleri ile tüketilmelidir.

6.KEKİK

İçerdiği eterli uçucu yağlar, göğüs tıkanıklığına karşı etkilidir. Öksürük ve üst solunum yolları iltahabına karşıdır, antibakteriyel özelliği sayesinde bakteri oluşumunu önler.

7.KEÇİ BOYNUZU

Akciğerlerin sağlıklı olması için ilk olarak toksinlerden arınması gerekmektedir. Keçiboynuzu, akciğerlerin toksinlerden arınmasını sağlayan kısacası detoks etkisi yaratan bir besindir. Akciğeri temizleyen ve kansere karşı koruyucu etkisi ile ön plana çıkan keçiboynuzu, su ile kaynatılarak tüketilebilir. Astım ve benzeri akciğer hastalıklarının iyileşme sürecinde de fayda gösterdiğine dair birçok çalışma mevcuttur.

8.SİYAH HAVUÇ

Öksürüğe iyi gelerek balgam söktürücü rol oynar. İçerisindeki vitamin- mineraller sayesinde güçlü antioksidanlardandır ve akciğer kanseri riskini azaltır.

9.ÖKSÜRÜK OTU

Öksürük otu balgam sökücüdür.C vitamini deposoudur diyebiliriz .Kızıldereliler tarafından binlerce yıldır ciğerleri güçlendirmek için kullanılır.Astım ,bronşit,öksürük gibi pek çok hastalığa iyi geldiği bilinmektedir.

10.TERE

Tere, tam bir akciğer dostu. Akciğerdeki tahribatı onaran bu bitki, aynı zamanda vücudun sigaranın etkilerinden temizlenmesine de yardım ediyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Akciğere iyi gelen 10 besin - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 22 Feb 2021 22:00:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210223010247-besinlerrr.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210223010247-besinlerrr.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210223010247-besinlerrr.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[GÖZ KAPAĞI ESTETİĞİ HANGİ DURUMLARDA YAPILIR ?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-goz-kapagi-estetigi-hangi-durumlarda-yapilir-95748.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-goz-kapagi-estetigi-hangi-durumlarda-yapilir-95748.html</link>
                    <description><![CDATA[Yaş ilerledikçe, göz kapaklarınız gerilir ve göz kapağınızı destekleyen kaslar zamanla zayıflar. Sonuç olarak, fazla yağ göz kapaklarının üstünde ve altında toplanarak kaşlarınızın altına, göz kapaklarının üst kısımlarına ve göz kapağının tam üzerinde torbalara neden olabilir. Sarkık göz kapağı, gözlerinizin etrafında daha yaşlı, ciddi bir şekilde sarkan bir görünüm oluşturmanın yanı sıra, profil görüşünüzü (çevresel görüş), özellikle görme alanının üst ve dış kısımlarını sınırlandırır. Blefaroplasti bu görme problemlerini azaltabilir ve gözlerinizi daha genç ve daha uyanık gösterebilir.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Hakan Yüzer konu hakkında&nbsp; bilgiler verdi.&nbsp;

Göz kapağı ve çevresinde meydana gelen sıkıntılar nedeni ile zaman içerisinde estetik cerrahi alanında göz kapağı estetiği adı altında yeni nesil bir tedavi yöntemi geliştirildi. Geliştirilen bu tedavi yöntemi sayesinde son derece acısız bir şekilde göz kapağınız ile alakalı tüm sorunların önüne geçebilmek mümkün hale geldi.
Üst göz kapağı estetiği, bu noktada önem arz ediyor. Gözün yapısına baktığımız zaman göz kırpma hareketlerinde esas işlev, üst göz kapağına aittir. Ameliyat olmaksızın göz kapağı sorunlarının önüne geçmek, artık Plazma enerjisi sayesinde mümkün hale geliyor. Sorunu kısa süre içerisinde ortadan kaldırmamız için yeterli bir tedavi yöntemi.

Göz Kapağı Estetiği Nedir?
Göz kapağı estetiği, gözünüzün alt ve üst kısmını çevreleyen kapakların doğuştan ya da sonradan ortaya çıkan etkenler ile yaşadığı sorunlardan kurtulması ya da daha estetik bir görünüme sahip olması için gerçekleştirdiğimiz operasyonlardır. Adından da anlaşılabileceği üzere estetik bir operasyon yöntemidir.

Göz kapağı operasyonlarında eski dönemde lokal anestezi ve sedasyon adını vermekte olduğumuz genel anestezi yöntemleri ile süreç yürütülürdü. Ancak günümüz teknolojileri sayesinde Plazma Enerjisi kullanılarak lazer ile tedavi sürecine geçmiş bulunuyoruz.

Op. Dr. Hakan Yüzer sözlerine şöyle devam ediyor;
Göz Kapağı Estetiği Hangi Durumlarda Yapılır?
Bu sınıf içerisinde birçok farklı neden sayabiliriz. Hastalarımız, öncelikli olarak estetik kaygılar nedeni ile bu yönteme başvuruyor. Yaşın ilerlemesine bağlı kırışıklıklar, şüphesiz ki bu noktada en önemli detay maddesi. Genelleyecek olursak;

Doğuştan gelen üst göz kapağı düşüklüğü,
Üst göz kapağının işlevini yitirmesi,
Yaşlılığa bağlı gelişen kırışıklıklar ve sarkmalar,
Göz çevresinde meydana gelen kırışıklıklar,
Bu noktada bizlere en çok başvurulan sorunlar. Nitekim lazer göz kapağı estetiği ile bu süreçlerin yönetimi çok daha sağlıklı, çok daha kolay.

Op. Dr. Hakan Yüzer sözlerine şunları ekliyor;
Göz Kapağı Estetiği Ne Kadar Sürede Gerçekleşir?
Teknolojinin bizlere sunduğu imkanlardan sonuna kadar yararlanıyoruz.Plazma ile lazer göz kapağı estetiği sayesinde çok kısa sürede AĞRISIZ, SIZISIZ bir işlem gerçekleştiriyoruz.&nbsp;

Göz Kapağı Estetiği Operasyon Süreci
Önceliğimiz, her zaman için göz kapağınızı şikayetlerinizden önce analiz etmek. Elde ettiğimiz verilere göre de en doğru tedavi yöntemini en hızlı şekilde uygulamak. Dolayısı ile operasyon sürecinden önce her ne olursa olsun kapsamlı bir analiz ile göz kapaklarının hem görüntü hem de işlevsel anlamda incelenmesi önceliğimiz.

Operasyon birçok kişinin merak ile araştırdığı bir operasyon. Dolayısı ile merak ettiğiniz sorulara da cevap vermek önceliğimiz.

Op. Dr. Hakan Yüzer son olarak şunları ifade ediyor;

Göz Kapağı Estetiğinin Avantajları

Klasik yöntemleri bir kenara bırakın. Lazer tedavi sayesinde en ufak bir görsel sorun ve acı hissetmeden istediğiniz görüntüye sahip olabilme şansını yakalıyorsunuz. Genel olarak avantajlarından söz edecek olursak;

Cerrahi bir operasyon olmadığından dolayı en ufak bir iz ya da doğallık dışı görüntü ortaya çıkmaz.
Uygulanan alan üzerinde etkisini çok kısa bir süre dilimi içerisinde gösterir.
Lokal anestezi ya da uyuşturucu krem sayesinde çok kısa sürede uyuşmayı meydana getirebiliyoruz.
Ek olarak fazladan en ufak bir cilt çıkarılması sorunu olmaz. Sadece sarkan bölge için operasyon yapılır.
&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[GÖZ KAPAĞI ESTETİĞİ HANGİ DURUMLARDA YAPILIR ? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 18 Feb 2021 11:24:12 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210218143151-estetikkk.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210218143151-estetikkk.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210218143151-estetikkk.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Nedir ? Hangi Hastalıklara Bakar ?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-fizik-tedavi-ve-rehabilitasyon-nedir-hangi-hastaliklara-bakar-95729.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-fizik-tedavi-ve-rehabilitasyon-nedir-hangi-hastaliklara-bakar-95729.html</link>
                    <description><![CDATA[Günümüzde pek çok kişi ‘ Fizik  Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanları’nın  çalışma alanlarını tam olarak bilmemektedir.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;Fizik tedavi ve rehabilitasyon nedir ?

Omurga&nbsp; sağlığı, sinir lezyonları ve sıkışmaları, eklem hastalıkları, inme(felç), Osteoporoz , Serebral palsi, kırık rehabilitasyonu, kalp ve solunum sistemi rehabilitasyonu, kaplıca tedavileri&nbsp; başta olmak üzere bir çok hastalığın tedavi ve rehabilitasyonunu içine alan bir teşhis ve tedavi alanıdır. Fizik tedavi, fiziksel ajanları ve manuel tekniklerin kas iskelet sistemi hastalıkları tedavisinde kullanılması anlamına gelir.

Fizik Tedavi Uzman Doktoru, Fizyoterapist ve Fizyoterapi teknikeri nedir?

Hastalarımızdan Fizik Tedavi Uzman Doktoru ile Fizyoterapist ve fizyoterapi teknikerleri&nbsp; konusunda kavram karmaşası yaşadıklarına dair pek çok soru almaktayız.Fizik tedavi, Fizik Tedavi Uzman Doktorlarınca teşhis konulduktan sonra planlanmaktadır. Tedavinin aletli kısımları tedavi planına tabi olarak klinikte yardımcı personel olarak çalışan fizyoterapistler&nbsp; veya fizyoterapi teknikerleri tarafından icra edilmektedir. Fizyoterapistler arasında adının baş kısmında Dr. yazanlar ise fizyoterapi ve rehabilitasyon alanında doktora yapmış olan arkadaşlarımız olup Doktor(Tıp Fakültesi Mezunu) değillerdir. Hemşire olarak görev yapan arkadaşlarımızın da&nbsp; Dr. veya Profesör olanları vardır. Manuel Terapi gerekli ise Fizik Tedavi Uzman hekimi tarafından uygulanabilir veya Uzman hekim kontrolü altında fizyoterapistler tarafından uygulanabilir. Fizyoterapistlerimizin hastalık tanısı koyma veya hastalığın tedavisine karar verme eğitim ve yetkisi zaten yoktur. Fizyoterapistlerimiz ve fizyoterapi teknikerlerimiz doktor değildir. Doktorun teşhis koymasından sonra doktor kontrolünde tedavi aletlerini kullanmakta olan yardımcı personel konumunda arkadaşlarımızdır. Şayet doktorun vakti müsait ise doktorlarda bu aletleri kullanabilme yetki ve becerisine sahiptirler. Manuel Terapi ise hem Fizik Tedavi Uzman Doktorları hem de Fizyoterapistlerimiz (Uzman Doktorun bilgisi dahilinde)&nbsp; tarafından uygulanmaktadır. Doktor ve hemşirelere hastaya girişimsel tedavi uygulama yetkisi verilmiş olup Fizyoterapistlerin böyle bir yetkisi yoktur. Kısacası tedavi bir ekip işi olup hepimizin ayrı ayrı yetki ve görevleri vardır.

Hangi çalışma alanlarını içerir ?

Omurga&nbsp; sağlığı ile ilgili olarak (bel fıtığı, kanal daralması, bel kayması, skolyoz, omurilik lezyonlarının tedavisi), sinir lezyonları ve sıkışmaları, eklem hastalıkları (eklem romatizmaları, eklem kireçlenmeleri, menisküs yırtık ve dejenerasyonları, bağ lezyonları), inme(felç), Osteoporoz , Serebral palsi, kırık rehabilitasyonu, kalp ve solunum sistemi rehabilitasyonu, kaplıca tedavileri, Pediyatrik ve Geriatrik rehabilitasyon olmak üzere bir çok tedavi alanı söz konusudur.

Tedavi de ise; Alet ile yapılan tedaviler, Manuel Terapi türleri, Girişimsel uygulamalar, Proloterapi, Nöralterapi, Enjeksiyon tedavileri, Kuru İğneleme, Kinezyobantlama, Kupa(Hacamat)tedavileri, Apiterapi, Sülük, Ozon tedavisi, egzersiz düzenleme gibi birçok tedavi kullanılabilmektedir.

Manuel Terapi, Fizik Tedavi konularından biri midir?

Manuel terapi Fizik Tedavi uygulamalarından biri olup hem Fizik Tedavi Uzman Doktorları hem de Uzman Doktorun tedavi planına dahil etmesi ile Fizyoterapistlerimiz (Uzman Doktorun bilgisi dahilinde)&nbsp; tarafından uygulanabilmektedir.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Nedir ? Hangi Hastalıklara Bakar ? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 07 Feb 2021 10:04:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210207130835-images.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210207130835-images.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210207130835-images.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Böbrek taşı ağrısını önlemenin yolları]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-bobrek-tasi-agrisini-onlemenin-yollari-95721.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-bobrek-tasi-agrisini-onlemenin-yollari-95721.html</link>
                    <description><![CDATA[Tüm yaş gruplarında görülebilen ve taşın boyutuna bağlı olarak oldukça ağrı verici bir sürece dönüşen böbrek taşı ağrısını, birkaç basit ipucu ile doğal olarak önleyebilmek mümkün.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Böbrek taşları, mesaneden böbreklere kadar üriner sistemin herhangi bir yerinde bulunabilen sert birikintilerdir. Birçok faktöre bağlı olarak oluşabilirler, ancak genetik yatkınlık ve tükettiğiniz sıvıların cinsi ve miktarı, böbrek taşı riskini doğrudan etkiler.

Böbrek taşları, bir kum tanesi kadar küçük, çakıl taşı boyutunda ve daha büyük olabilirler. Böbrek taşı, her yaş grubunda gelişebilir.



BÖBREK TAŞI BELİRTİLERİ
Küçük taşlar, çok ağrılı olmayan bir süreçle mesane yoluyla vücuttan atılabilir. Ancak daha büyük taşlar üretere (idrar borusu) yerleşebilir, idrar akışını engelleyebilir ve sırtınızda, yan tarafınızda, karnınızın alt kısmında veya kasıklarınızda keskin ağrıya ve idrarda kana neden olabilir. Bu belirtilerin yanı sıra mide bulantısı ve yüksek ateş de görülebilir.

Ağrınızın yeri, böbrek taşınızın yerini gösterir:

Böbrek taşınız üreterlerinizden birinde bulunuyorsa (her böbrekten idrarı mesaneye taşıyan tüpler), muhtemelen sırtınızda ağrı hissedersiniz.

Taş sol üreterde ise ağrınız muhtemelen sırtınızın sol tarafında olacaktır. Sağ üreterde ise ağrı muhtemelen sırtınızın sağ tarafında olacaktır. Ağrı genellikle yer değiştirmez; aynı yerde kalır. Ağrılara ek olarak mide bulantısı ve kusma da görülebilir.

Böbrek taşınız kasıklarınıza doğru inerse, genellikle idrara çıkma aciliyeti hissedersiniz ve sık sık idrara çıkarsınız. Ayrıca yanma hissiniz de olabilir. Mesane enfeksiyonunuz veya idrar yolu enfeksiyonunuz varmış gibi hissedebilirsiniz, çünkü rahatsızlık belirtileri çok benzerdir. Böbrek taşınız mesaneye ulaşırsa, genellikle ağrı sona erer ve idrar yaparken taşı düşürürsünüz.



BÖBREK TAŞININ NEDENLERİ
Böbrek taşlarının en yaygın nedeni dehidrasyon yani yeterli su tüketmemektir. Böbrek taşları oluşumu, idrarınızdaki mineral yoğunluğunu seyreltecek kadar su içmediğiniz anlamına gelir. Önerilen su tüketimi günde yaklaşık 2,5 litredir ve yaklaşık sekiz 8 su bardağına denk gelir.

Böbrek taşlarını önlemek için içilecek en iyi sıvı sudur. Ancak içilen suyun içeriği de böbrek taşı riskini etkiler. Kuyu suyu gibi sular arıtma işleminden geçmeden tüketilirse böbrek taşlarına neden olabilir.

Diğer böbrek taşı risk faktörleri şunlardır:

- Çok az veya çok fazla egzersiz

- Aşırı kilolu olmak

- Fazla tuz, şeker ve hayvansal protein içeren gıdalar tüketmek

- Böbrek enfeksiyonları; idrar akışını yavaşlatarak veya idrarın asit dengesini değiştirerek böbrek taşı riskini artırır.

- Ailede böbrek taşı öyküsü

- Çeşitli ilaçlar



BÖBREK TAŞI ÇEŞİTLERİ
Böbrek taşlarının bileşimi idrardaki minerallerin türüne göre değişir.

Kalsiyum, böbrek taşlarının yaklaşık yüzde 80'ini oluşturur. Çoğunlukla kalsiyum oksalat ve bazı durumlarda kalsiyum fosfat olarak oluşur.

Ürik asit kristalleri asidik idrarda taş oluşturma eğilimindedir. Fazla kilo, kronik ishal, tip 2 diyabet, gut ve protein açısından fakir diyetler asidik idrara katkıda bulunur.

Struvit (magnezyum amonyak fosfat) alkali idrarda oluşur ve genellikle kronik idrar yolu enfeksiyonlarıyla ilgilidir.

Sistin, nadir görülen kalıtsal bir durum nedeniyle yüksek konsantrasyonda taş oluşturan bir amino asittir. Bu, böbrek taşlarının en nadir görülen şeklidir.

Böbreklerinizde oluşan taşlar mesane taşları ile aynı değildir. Mesane taşları farklı şekillerde gelişir. Ancak küçük böbrek taşları, üreterlerden mesanenize doğru hareket edebilir ve dışarı atılmazsa mesane taşlarına dönüşebilir.



BÖBREK TAŞI AĞRISINI ÖNLEMENİN YOLLARI
Su

Dehidrasyon, böbrek taşlarının önde gelen nedenlerinden biridir. Daha az su idrarı yoğunlaştırır ve birçok mineral ve tuzun kaynaşmasına izin verir. Daha fazla su içmek, böbrek taşlarının büyümesini azaltmaya yardımcı olur.

Elma sirkesi

Elma sirkesi, kalsiyum açısından ağır böbrek taşlarının çözülmesine yardımcı olan sitrik asit içerir. Karışım, bir bardak suya biraz elma sirkesi karıştırılarak yapılır ve yemeklerden önce içilebilir.

Limon suyu

Sitrat, kalsiyum birikintileriyle oluşan böbrek taşlarının parçalanmasına yardımcı olur. Limon suyu bol miktarda sitrat içerir, bu nedenle böbrek taşı ağrısı için oldukça iyidir. Aç karnına ılık suyla karıştırdığınız limon suyunu içebilirsiniz. Doğal limon suyunun olması tercih sebebidir, çünkü şişe versiyonları daha fazla tatlandırıcı içerdiğinden böbrek taşlarını artırabilir.

Fesleğen

Fesleğen, kalsiyum bazlı böbrek taşlarının çözülmesine yardımcı olan başka bir bileşen olan yüksek miktarda asetik asit içerir. Fesleğen yapraklarının ürik asidi dengelediği ve böbrek taşlarını dışarı atmada oldukça yardımcı olduğu bilinmektedir.

Nar suyu

Bu, birçok insanın kefil olduğu başka bir ev ilacıdır. Her gün bir bardak nar suyu içmek, böbrek taşlarınız için harikalar yaratabilir.

Barbunya

Barbunya böbrek taşı sorunlarına karşı oldukça faydalıdır. Böbrek taşlarıyla mücadelede yardımcı olan bir mineral olan magnezyum açısından zengindirler. Barbunyayı ve barbunyayı kaynattığınız suyu yemeklerinizde kullanabilirsiniz.

Kereviz

Kereviz, böbrek taşları söz konusu olduğunda yaşam iksiri gibidir. İdrar çıkışının artmasına yardımcı olur ve böbrek sağlığı söz konusu olduğunda süper bir besindir. Kereviz tohumları düzenli olarak tüketilirse böbrek taşı oluşumunu bile engelleyebilir.



BÖBREK TAŞLARINI OLUŞMADAN ÖNLEYİN
Böbrek taşlarından kurtulmanın en iyi ve en az acı verici yolu, başlamadan önce onları önlemektir. Çünkü vücudunuzda bir kez böbrek taşı oluştuğunda, başka bir tane daha oluşma olasılığı artar. Bazı insanlar böbrek taşı oluşturmaya daha yatkındır.

Önce diyetinizi ve sıvı alımınızı yönetin. Böbrek taşı riskini azaltmak için yapabileceğiniz en iyi şey budur.

Yeterince su için: Bir litrelik bir şişeyi her gün iki defadan fazla idrarla doldurabilecek kadar sıvı almak gerekir. Bu, iki litre su içmek kadar basit değildir. Bu, genellikle önerilen sekiz bardaktan daha fazlasıdır. İdrarınızda bu çıktının sürekli olarak üretilmesi için yeterince içmeli ve ter veya başka yollarla kaybetmemelisiniz.

Diyetinize biraz limon ekleyin: Sitrat, kalsiyum taşı kristalleşmesine müdahale eder ve sitratın diyet ile en iyi alınma şekli limondur. Suyunuza bir dilim limon ekleyin, bol miktarda sitrat almak için yemeklerinizin üzerine limon sıkın.

Tuzu kısıtlayın: Diyetinizdeki aşırı sodyum, böbrek taşı oluşumun bir başka nedenidir. Bu yüzden sodyumu kısıtlamanız gerekir. Ayrıca dışarıda yememeye de dikkat edin. Ne kadar çok taze meyve ve sebze yiyebilir, kendi yemeğinizi pişirebilir ve sodyum alımını yönetebilirseniz, o kadar iyidir.

Yüksek oksalatlı yiyeceklere dikkat edin: Oksalat veya oksalik asit, birçok bitkide minerallere bağlanan ve böbrek taşlarına da neden olabilen bir antinutrienttir. Ispanak, pancar, yer fıstığı ve badem gibi oksalat içeriği yüksek besin kaynaklarını sınırlayın. Ancak bu gıdalar sağlıklı olduğu için tamamen kaçınmayın.

Daha az et tüketin: Böbrek taşlarının yüzde 85 kadarı kalsiyumdan oluşur. Diğer yüzde 15, çoğunlukla hayvansal proteinlerde bulunan ürik asitten meydana gelir. Yumurta ve deniz ürünleri dahil et alımınızı sınırlayın.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Böbrek taşı ağrısını önlemenin yolları - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 01 Feb 2021 21:03:38 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210202000455-28889.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210202000455-28889.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210202000455-28889.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İmplant Nedir Kimlere Uygulanır]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-implant-nedir-kimlere-uygulanir-95703.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-implant-nedir-kimlere-uygulanir-95703.html</link>
                    <description><![CDATA[Hızla gelişen teknoloji en çok modern tıbbın işine yarıyor. Diş hekimliği de son yıllarda bundan fazlasıyla nasibini almış durumda. Bu yazımızda modern diş hekimliğinde kullanılmakta olan tedavi yöntemlerine değinmek istedik. 
Eksik dişler hem sağlık hemde kozmetik açıdan sorun oluşturuyor. gelişen teknoloji diş hekimliğinin de işine yaradı. Geleneksel olarak kullanılan köprü ve proteze alternatif olarak implant diş tedavisi geliştirildi. Peki implant nedir, implant tedavisi nasıl ve kimlere yapılır? ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İmplant nedir?

İmplant eksik dişlerin tedavisinde kullanılan ve çene kemiğinin içine yerleştirilen titanyumdan yapılmış vidalardır. Bu vidaların üzerine diş protezi yerleştirilir. İmplant tedavisinin diğer tedavilere avantajı komşu dişlere zarar verilmez. Yani komşu dişlerin kesilmesi gerekmez. İmplant diş kök görevi görür ve doğal diş gibi rahatlıkla yemek yiyebilir, konuşabilir&nbsp;ve gülebilirsiniz.

İmplant tedavisi kimlere uygulanabilir?

İmplant tedavisi 18 yaş üzeri, çene ve yüz gelişimini tamamlamış bireylere uygulanır. Tedaviden önce çene yapısının implanta uygun olup olmadığı çekilen röntgenlerle tespit edilir. Şeker hastalarında tedaviden önce hastalığın düzene girmiş olması gerekir. Kan sulandırıcı ilaç kullananlarda tedaviden önce ilaçlar kesilir. Kemik erimesi olanlar uygun tedavi aldıktan sonra implant tedavisi görebilirler.

İmplant tedavisi nasıl yapılır?

İmplant tedavisi hastaya hafif bir sedasyon verilerek yapılır. İşlemden önce detaylı muayene ve röntgen gereklidir. Çene kemiklerinin ve kalan dişlerin ölçüsü alınır. Dental implantların yerleştirilmesi için iki seçenek vardır. Tek aşamalı işlemde implant yerleştirildikten sonra geçici başlık takılır. İki aşamalı işlemde ise dental implant takıldıktan sonra üzeri diş eti ile kapatılır ve iyileşmeye bırakılır. Protez başlıklar daha sonra takılır. Her iki durumda da geçici bir köprü yerleştirilir ve alt çene için 3 ay, üst çene için altı ay iyileşme süreci beklenir. Bazen dental implantların üzerine yeni yapılan dişler hemen takılabilir. Dental implantla hasta güvenle gülebilir ve yemek yiyebilir.

Zirkonyum implantlar, titanyumdan yapılmış implantların direncini artırmak için yapılmış yeni kuşak implantlardır. Özellikle dar çene kemiğinde dayanıklılığı artırmak için kullanılır. Titanyumdan dayanıklılık haricinde farkı yoktur.

Zirkonyum aynı zamanda diş kaplamasında da kullanılmaktadır.&nbsp; Zirkonyum doğal dişe yakın beyazlıktadır ve ışığı yansıtır. Bu nedenle dayanıklılık yanında estetik açıdan da kullanışlıdır. Aşınma yapmaz ve ağızda metal tadı bırakmaz. Zamanla renk değişikliğı oluşmaz. Vücuda zararı yoktur.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[İmplant Nedir Kimlere Uygulanır - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 25 Jan 2021 21:41:04 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210126004350-implant-nedir-kimlere-implant-uygulanabilir-h1555404601-0c9906.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210126004350-implant-nedir-kimlere-implant-uygulanabilir-h1555404601-0c9906.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210126004350-implant-nedir-kimlere-implant-uygulanabilir-h1555404601-0c9906.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Mevsiminde Sebze Yemenin Faydaları]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-mevsiminde-sebze-yemenin-faydalari-95694.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-mevsiminde-sebze-yemenin-faydalari-95694.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük Budak konu hakkında bilgiler verdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ MEVSİMİNDE SEBZE VE MEYVE YEMENİN FAYDALARI!

&nbsp;

Hangi mevsimde hangi sebze ve meyveleri tükettiğinize dikkat ediyor musunuz? Yazın portakal yer misiniz ya da kışın karpuz? Sağlıklı beslenmenin önemi parçalarından biri de mevsimine göre beslenmek. Peki neden bu kadar önemli?

Doğa ihtiyacınız ne ise size onu sunuyor.

Kışın havaların soğuması ve enfeksiyonların artmasıyla bağışıklık sistemimizi güçlü tutmamız ve vücut ısımızı korumamız gerekiyor. Kışın çıkan havuç, turp, kırmızı pancar, kereviz gibi kök sebzeler hem bağışıklık sisteminin en önemli destekçilerindendir hem de yüksek nişasta oranlarıyla ısınmak için gerekli olan enerjinin dönüşümünü sağlarlar. Aynı zamanda kışın çıkan portakal, mandalina, kivi, greyfurt gibi meyveler de yüksek C vitamini içerikleriyle bağışıklık sistemini desteklerler. Yazın ise domates, kabak, patlıcan, kavun, karpuz, şeftali gibi bol lifli ve sulu sebze ve meyveler çıkar ve artan sıvı kaybının yerine konmasına destek sağlar.

Kışın yediğiniz ıspanak ile yazın yediğiniz bir değil!

Mevsiminde tüketilen sebze ve meyveler vitamin ve mineral deposuyken mevsimi dışında tükettiğinizde besin içeriği fakir bir kaynak haline geliyor.

Sağlığınıza, cebinize ve doğaya zarar vermeyin!

Mevsimi dışında üretilen sebze ve meyvelerin yetiştirilmesinde kullanılan hormonlar, kimyasal gübreler ve ilaçlar hem sağlığınıza zarar veriyor hem de çevre kirliliği yaratıyor ve doğal dengeyi bozuyor. Aynı zamanda mevsimi dışında satın aldığınız sebze ve meyvelere normal değerinin 2-3 katı daha fazla para vererek ihtiyaç dışı harcama yapmış oluyorsunuz.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Mevsiminde Sebze Yemenin Faydaları - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 22 Jan 2021 21:03:10 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210123000718-mevsiminde_beslenmenin_onemi_ve_nisan_ayinda_tuketilmesi_gereken_sebze_ve_meyveler_nelerdir_1585810736_2142.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210123000718-mevsiminde_beslenmenin_onemi_ve_nisan_ayinda_tuketilmesi_gereken_sebze_ve_meyveler_nelerdir_1585810736_2142.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210123000718-mevsiminde_beslenmenin_onemi_ve_nisan_ayinda_tuketilmesi_gereken_sebze_ve_meyveler_nelerdir_1585810736_2142.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Orta yaşlardan itibaren kabuklu yemiş tüketmek bunama riskini azaltıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-orta-yaslardan-itibaren-kabuklu-yemis-tuketmek-bunama-riskini-azaltiyor-95692.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-orta-yaslardan-itibaren-kabuklu-yemis-tuketmek-bunama-riskini-azaltiyor-95692.html</link>
                    <description><![CDATA[Yapılan bir araştırmaya göre, 40'lı yaşlarından itibaren haftada iki kez veya daha sık kabuklu yemiş yiyenlerin 60’lı yaşlardan sonra hafızayla ilgili sorun yaşama ihtimalini azaltıyor]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Uzmanlar, orta yaşlardan itibaren düzenli kabuklu yemiş tüketmenin, yaşlılıkta bunama riskinin azaltılabileceğini belirtti.

Singapur Ulusal Üniversitesinde yapılan ve "Age and Ageing" dergisinde yayımlanan araştırmada, 1993'ten 2016'ya kadar yaklaşık 17 bin kişi takip edilerek diyetlerine ve beslenmelerine bağlı olarak bilişsel işlevleri değerlendirildi.

Araştırmacılar, 40'lı yaşlarından itibaren haftada iki kez veya daha sık kabuklu yemiş yiyenlerin 60’lı yaşlardan sonra hafızayla ilgili sorun yaşama ihtimalinin, ayda bir kereden az yiyenlere kıyasla yüzde 20 daha az olduğunu belirtti.

Araştırmada, haftada bir kez kabuklu yemiş tüketen kişilerin, 60 yaşından sonra beyinsel işlev bozukluğuna sahip olma ihtimallerinin yüzde 19 azaldığı kaydedildi.

Bunun fındık, fıstık, ceviz ve badem gibi kabuklu yemişlerin yaşlılık döneminde bunama riskini azaltabildiğini gösteren ilk araştırma olmadığı biliniyor.&nbsp;

2019'da Güney Avustralya Üniversitesi tarafından 55 yaşın üzerinde yaklaşık 5 bin kişiyle yapılan bir araştırmada da günde sadece 10 gram kabuklu yemiş tüketmenin beyinsel işlevleri yüzde 60'a kadar iyileştirebildiği ve bunama riskini azalttığı görülmüştü.

Bunamanın en yaygın erken semptomları hafıza kaybı, konsantre olma sorunları, günlük rutin işleri yerine getirmede zorluk, zaman ve yer konusunda kafa karışıklığı olarak listeleniyor.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Orta yaşlardan itibaren kabuklu yemiş tüketmek bunama riskini azaltıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 21 Jan 2021 20:58:06 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210122000155-kabulklu.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210122000155-kabulklu.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210122000155-kabulklu.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sağlık çalışanlarına getirilen izin kısıtlaması kaldırıldı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-saglik-calisanlarina-getirilen-izin-kisitlamasi-kaldirildi-95687.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-saglik-calisanlarina-getirilen-izin-kisitlamasi-kaldirildi-95687.html</link>
                    <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı tarafından, sağlık çalışanlarına yönelik getirilen izin, emeklilik işlemleri gibi kısıtlamaların kaldırıldığı açıklandı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın imzasıyla sağlık personelinin yıllık izin, istifa, emeklilik durumuna ilişkin yeni düzenlemeleri içeren resmi yazı, 81 ilin sağlık müdürlüklerine gönderildi.

Yazıda, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından salgın olarak kabul edilen yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ile mücadelenin kesintisiz, etkin yayılımının önlenmesi ve salgınla mücadelede görev yapan personeli olası riske karşı koruyabilmek amacıyla başta Cumhurbaşkanlığı olmak üzere, bütün kamu kurum ve kuruluşlarınca alınması gereken tedbirlere yönelik düzenlemeler yapıldığı ve uygulamaya konulduğu hatırlatıldı.

Bu kapsamda, Bakanlığın, 27 Ekim 2020 tarih ve 3137 sayılı genel yazısıyla merkez ve taşra teşkilatında görevli personele yönelik yıllık izin, istifa, emeklilik, muvafakat vb. gibi alanlarda bazı düzenlemeler yapılarak uygulandığı anımsatıldı.

Resmi yazıda, gelinen süreçte sahada büyük özveriyle görev yapan personelin talepleri de göz önüne alınarak yeni düzenlemeler yapıldığı belirtildi.

KAMU SAĞLIK HİZMETİNİ AKSATMAYACAK ŞEKİLDE..

Buna göre, personelin yıllık izin talepleri, kamu sağlık hizmetini aksatmayacak şekilde, Bakanlık merkez teşkilatında birim amirlerince, Bakanlığın ilgili ve bağlı kuruluşlarında, kuruluşun en üst amirince, illerde il sağlık müdürü, ilçelerde il sağlık müdürü ile istişare etmek suretiyle ilçe sağlık müdürü/toplum sağlığı merkezi başkanı ve sağlık tesislerinde ise başhekimliklerce değerlendirilerek, yerine getirilebilecek.

Mevzuatta yerini bulan her türlü ücretsiz izin, talep halinde kamu sağlık hizmetini aksatmayacak şekilde personele kullandırılacak.

657 sayılı Kanun'un 103'üncü maddesinin son fıkrasına göre radyoaktif ışınlarla çalışan personele verilmekle yükümlü olunan bir aylık sağlık izni (şua) kurum amirlerinin uygun görecekleri zamanlarda kullandırılacak.

Sağlık tesislerinde görev yapmakta iken, başka kamu kurum ve kuruluşlarına atama talep edip de ataması yapılan personelin, ayrılışı yapılmayacak olup başka kamu kurum ve kuruluşlarına atanma talep eden personele bu süreçte muvafakat verilmeme uygulamasına devam edilecek.

Ancak, özel ve vakıf grubuna dahil üniversitelerin öğretim üyesi kadrolarına atanacak personel ile kamu kurum ve kuruluşlarının idareci pozisyonuna atanacak personele onay verilebilecek.

EMEKLİLİK İŞLEMLERİ

Emeklilik talebinde bulunan personelin talepleri de karşılanarak, işlemleri yerine getirilecek.

Bu durumlar haricinde, Bakanlığın 27 Ekim 2020 tarih ve 3137 sayılı yazısının 1, 4, 6, 10 ve 12'nci maddelerinin uygulanmasına devam edilecek.

İŞTE O GENELGE


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Sağlık çalışanlarına getirilen izin kısıtlaması kaldırıldı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 19 Jan 2021 11:25:59 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210119142843-izin.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210119142843-izin.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210119142843-izin.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Günde 100’den Fazla Saçınız Dökülüyorsa Dikkat]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-gunde-100den-fazla-saciniz-dokuluyorsa-dikkat-95685.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-gunde-100den-fazla-saciniz-dokuluyorsa-dikkat-95685.html</link>
                    <description><![CDATA[Saç dökülmesi çok fazla ihmal edilen fakat aslına bakılırsa ciddi bir hastalıktır. Günümüzde insanlar geç kalındığında çözümler üretmeye çalışmaktadır. Peki ya nedir bu saç dökülmesi? Ciddiyeti nedir? Neden oluşur? Ne gibi önlemler alınmalıdır? Tedaviye ne zaman başlanmalıdır? Saç ekimi çözüm müdür? Tüm bunların cevabına bir bakalım.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Saç dökülmesi nedir?

Saç telleri zamanla incelir, zayıflar ve kopmaya başlar. Günde 50-100 telin dökülmesi normal sayılır. Fakat daha fazlası oluştuğunda hastalık olarak doktora başvurulmasını gerektirir. Duştan çıktıktan sonra veya yastığınızda kalan saç tellerine bakarak saç dökülmelerinizde artış olup olmadığını kontrol edebilirsiniz. Uzmana görünmek için kendi saçınızın durumunu takip etmeniz önemlidir. Bunun için ise saç dökülmenizin hangi ciddiyette olduğunu saptamak için hesaplama yapabilirsiniz.

Saç dökülmesi erkekte veya kadında önlem alınmadığı takdirde psikolojik olarak sorun yaratan bir hal alabilir. Bu nedenle hangi tip saç dökülmesi yaşadığınızı uzmandan yardım alarak belirlemeniz gerekmektedir. Genel anlamda 3 çeşit dökülme tipi vardır: Erkek tipi saç dökülmesi, kadın tipi saç dökülmesi ve tüm kafa bölgesinde oluşan dökülmeler. Erkek tipi saç dökülmesi testosteron hormonunun aktive ettiği androjen hormonun fazlalığından oluşabilir. Kişinin başının ön kısmındaki saçlar seyrelmeye başlar. Erkeklerdeki saç dökülme oranı %80 oranındadır. Kadın tipi saç dökülmesinde ise stres, menopoz ve hormonal değişimler gibi etkenlerle olmaktadır. Tüm kafa bölgesindeki dökülmeleri ise kansızlık, vitaminsizlik, hatalı beslenme, çinko,biotin ve demir eksikliği, stres, tiroid hastalıklarından, çeşitli saç hastalıkları gibi etkenler tetiklemektedir. Hangi tip saç dökülmesi yaşadığınızı tespit etmek için kendinizi dinlemeniz yeterlidir.

Saç dökülmesine karşı nasıl önlem alınmalıdır?

Öncelikle zengin beslenme programına sahip olunmalıdır. Vitamin mineral dengesi koruyun. Biotin, çinko ve demirce zengin gıda takviyeleri alın.
Saç dökülmesi takip edilmeli. Duştan ve banyodan çıktıktan sonra saç tellerinin çokluğu kontrol edin.
Saçınıza uygun olmayan saç bakım ürünleri ve kozmetik ürünleri kullanmayın.
Tiroid hastalığınız olup olmadığını doktora başvurarak kontrol ettirin.
Protein miktarı yüksek bir diyet yaptığınıza emin olun.
Yan etkisi saç dökme olan ilaçlar kullanmayın.
Kadınsanız adet kanamalarında aşırı kan kaybetmeniz durumunda yerine kan yapıcı besinler yemelisiniz.
Mantar hastalığınız olup olmadığını aklınızın bir ucunda tutun.
Kronik bir hastalığınız varsa sürekli kontrol altında tutun.
Saç dökülmesini çeşitli araçlarla hesaplayabilir ve durumunuzu analiz edebilirsiniz.
Saç dökülmesi nasıl tedavi edilebilir?

Öncelikle saç dökülmenizin normalden fazla olduğunu düşünüyorsanız doktora başvurun. Doktorunuz sizden kan tahlili isteyecektir. Böylece anemi olup olmadığınızı tespit edecektir. Şayet aneminiz varsa demir, çinko takviyeleri ile saç dökülmenizin önüne geçmenizi sağlayacaktır. Bunun haricinde saç analizi cihazlarıyla yapılan kontrollerle saç mezoterapisi, ozon tedavisi uygulanabilir.

Eğer tedaviye geç kalınmış ise saç ekimi yöntemine başvurulur. Saç ekimi yapıldığında kişinin ekilen saçları bir daha dökülmez. Uzman kişiler tarafından yapılan saç ekimlerinde kesinlikle iz kalmaz. Fut ve Fue yöntemleri ile saç ekimi yapılmaktadır. Fut yönteminde enseden alınan saçlar parça halinde dökülmüş olan bölgeye ekilir. Fue yönteminde ise yine enseden alınan saçlar tek tek dökülmüş olan bölgeye entegre edilir. Hangi yöntem olacağına hastanın durumuna göre doktor karar vermektedir. Saç ekiminde mutlaka uzman ekibin hijyenik şartlara uyması gerekmektedir. Saç ekimi yaptıracak olan hasta bu kıstasa önem vermelidir. Saç ekimi işlemi lokal anestezi altında yapılmaktadır. Küçük bir operasyon olarak adlandırıldığından kişiyi günlük rutin yaşamından alıkoymamaktadır.

Tedavi sonrasında ise kendinizi sağlama almak için rutin olarak saç dökülmenizin durumunu hesaplayarak sağlıklı saçlara sahip olabilirsiniz. Saç ekiminde ise durumunuza göre kaç greft (verici bölgeden çıkartılarak saçsız bölgeye nakledilmek için hazır olan saç kökleri) saça ihtiyacınız olduğunu hesaplayıp ona göre doktorunuza danışabilirsiniz.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Günde 100’den Fazla Saçınız Dökülüyorsa Dikkat - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 18 Jan 2021 21:44:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210119005741-sac-dokulmesi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210119005741-sac-dokulmesi.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210119005741-sac-dokulmesi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Psikolojik Olarak İyi Olmak İçin Neler Yapmalıyız]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-psikolojik-olarak-iyi-olmak-icin-neler-yapmaliyiz-95683.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-psikolojik-olarak-iyi-olmak-icin-neler-yapmaliyiz-95683.html</link>
                    <description><![CDATA[Kızılcahamam İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü,  Rehberlik ve Araştırma Merkezi tarafından her ay gündemdeki konuları, özel eğitim ve rehberlik alanında yapılan çalışmaları içeren aylık bülten ve broşürler yayınlanmaktadır.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Daha önceki aylarda; “Etkili İletişim Becerileri, Bilinçli İnternet Kullanımı, Öz Disiplin Geliştirme, Psikolojik Sağlamlık ve Uzaktan Eğitimde Ailenin Sorumlulukları ve Davranışları” gibi konuların ele alındığı aylık bülten ve broşürler her ay yayınlanmaya devam etmektedir.

&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Doğal afetlerde ve özellikle de pandemi sürecinde “Psikolojik İyi Olma” konusunun işlendiği 2021 Ocak ayı bülten ve broşüründen ve daha önce özenle hazırlanmış olan eğitici, yol gösterici kılavuz çalışmalarından tüm bireyler Kızılcahamam Rehberlik ve Araştırma Merkezinin internet sayfasını (kizilcahamam.ram.meb.k12.tr) &nbsp;ziyaret ederek faydalanabilmektedir.





&nbsp;

&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; PSİKOLOJİK İYİ OLMA

&nbsp; Psikolojik İyi Olma Kavramının Tarihsel Gelişimi

&nbsp; Psikoloji alanında geçen 20 yıl boyunca popüler olan akım pozitif psikolojidir. Bu akıma öncülük eden Martin Seligman, araştırmaların psikoloji ve psikopatolojiye odaklanmasını sorgulamış ve eleştirmiştir. Pozitif psikoloji; depresif bireyler neden depresyona girer? anksiyetinin tedavisinde etkili uygulamalar nelerdir? gibi sorular yerine başarılı bireyin bu kadar başarılı olmasını sağlayan faktörler nelerdir? yaşamda en iyi şekilde işlevsel olan bireylerin özellikleri nelerdir? gibi noktalara odaklanmaktadır. Bununla birlikte pozitif psikolog ilk iki soruyu göz ardı etme veya önemsememe gibi bir tutum içine girmez ancak psikopatoloji yerine iyi olmayı ön plana ön plana almayı tercih etmektedir. Seligman ve Chickczentmihalyi(2000) ise psikologların henüz ‘yaşamı anlamlı hale getiren ve değerli kılan nedir? Sorusuna ilişkin net bir bilgiye sahip olmadıklarını ‘öne sürmüştür.

&nbsp; Felsefi açıdan ise pozitif psikoloji temelde iyi yaşam nedir? sorusunu sormaktadır. Bu soru Aristotle’den itibaren dile getirilmiştir. Günümüzde ise psikoloji bu soruyu iki şekilde gündeme getirmiştir. Birincisi öznel iyi olmadır. Carol Ryff ve arkadaşları tarafından bu kavram eleştirilmiştir. Psikolojik iyi olmanın psikolojik sorunların yokluğu anlamına gelmesinin doğru olmadığını belirtmişlerdir.

&nbsp; Psikolojik iyi olma literatürü, bu yapının tanımlanması ve ölçülmesinde bazı çelişkiler sergilemektedir. Bununla birlikte araştırmacılar arasında, psikolojik iyi olmanın yaşam olay ve sorunlarının niteliğini inceleyen geniş ve kapsamlı bir alan olduğuna ilişkin bir fikir birliği vardır.

&nbsp; Psikolojik iyi olma alanında çalışma yapan araştırmacıların amaçlarından birisi, iyi olma yapısının anahtar özelliklerini tanımlamaktır. Fakat kavramın çok boyutlu olması net tanımlar yapılmasını engellemektedir. Örneğin Bradburn(1969) psikolojik iyi olmanın iki boyutlu, diğer araştırmacılar ise beş(Lawton,1975), altı(Neugarten, Havighurst, Tobin, 1961; Ryff, 1989) ve yedi boyutlu(Reker, Peacock, 1981) bir yapı olduğunu öne sürmüştür.

Psikolojik İyi Olmaya Yönelik Kuramsal Yaklaşımlar

&nbsp; Psikolojik iyi oluş, bireyin kendini olumlu olarak algılamasını ve kendisini gerçekçi olarak tanıyarak güçlü yanları ve sınırlılıklarının farkında olması ve bununla birlikte kendinden memnun olmasını, özerk ve bağımsız hareket edebilmesini yaşamını anlamlı bulmasını kapsamaktadır.

&nbsp; Psikolojik iyi olmayı tanımlamak için birçok kuramsal çerçeve geliştirilmiştir. En önemlileri; Aşağıdan Yukarıya Durumsal Etkiler, Dinamik Denge Modeli, Çelişki Teorileri ve Amaca Ulaşma Teorileridir.

&nbsp; Dinamik Denge Modeli(Headey &amp; Wearing, 1992) bireylerin, kişilikleri tarafında belirlenen farklı iyi olma ortamlarına sahip olduklarını savunmaktadır. Örneğin, dışa dönük kişiliğe sahip bireylerin içe dönük olanlara göre bazı deneyimleri yaşama olasılıklarının daha yüksek olduğunu iddia etmiştir. Alışılmadık olay ve deneyimler, bireyi psikolojik iyi olma düzeyinden yukarıya veya aşağıya hareket ettirebilir.

&nbsp; Doyuma İlişkin Çoklu Çelişki Modeli(Michalos, 1985) ise sosyal karşılaştırmayı içermektedir.

&nbsp; Amaca Ulaşma Teorileri, bireyin mutluluğu elde etmesinin, onun bir amacına ulaşmasına veya bir ihtiyacını gidermesine bağlı olduğunu öne sürmektedir(Diener, 1984).

&nbsp; Lawton (1983)psikolojik iyi olmanın dört boyuttan oluştuğunu ifade etmiştir.


	Bireyin anksiyete, depresyon, gerginlik, endişe, depresyon, gerginlik, endişe ve kötümserlik gibi olumsuz duygularla baş edebilme yeteneği,
	Bireyin uzun süreli duygularına yönelik bilişsel bir değerlendirmesi olan mutluluk,
	Bireyin aktif olmasını ve hoş duygular yaşamasını sağlayan olumlu duygulanım,
	Bireyin ulaşmak istediği amaçlar ile elde ettiği amaçları arasındaki tutarlılık.&nbsp;&nbsp;


&nbsp; Cowen(1994) psikolojik iyi olmaya ulaşmak için beş yol öne sürmüştür;


	Bireyin ilk yıllarındaki yararlı kazanımları,
	Bireyin yaşla birlikte olgunluk ve gerekli yetenekleri kazanması,
	Bireyin iyi olmayı artıracak ortamlar hazırlaması ve bu tür ortamlarda bulunması,
	Bireyin yaşamı yönetme kontrolüne sahip olduğu duygusunu hissetmesi,
	Bireyin stresle etkili bir şekilde başa çıkabilme yeteneği kazanmasıdır.


Ryff’ ın Psikolojik İyi Olma Modeli

Ryff’ ın psikolojik iyi olma modelinin temelinde; Maslow’ un kendini gerçekleştirme, Rogers’ ın tam işlevsel birey, Jung’ un bireyselleşme, Allport’ un olgunlaşma, Erikson’ un psikososyal gelişim, Buhler’ in temel yaşam eğilimleri, Neugarten’ in kişiliğin yönetici süreçleri ve Jahoda’ nın psikolojik sağlık teorilerinin bileşimi bulunmaktadır.

Altı Boyutlu Psikolojik İyi Olma Modeli özerklik, çevresel hâkimiyet, bireysel gelişim, diğerleriyle olumlu ilişkiler, yaşam amaçları ve öz-kabul kavramlarından oluşur. Özerklik, ‘hür iradeyi, bağımsızlığı ve davranışın içsel düzenlemesini’ ifade eder. Tam işlevsel olan bireyler, kendi davranışlarını düzenleme ve sosyal yapıya bağımlı olmadan yaşayabilme becerilerini sahiptir. Çevresel hâkimiyet, bireyin günlük yaşam olayları ve sorumlulukları üzerinde kontrole sahip olduğunu hissetmesiyle ilişkilidir. Bu bireyler, çevredeki olanaklardan en iyi şekilde yararlanan, çevrelerini yönetebilme becerisi olan, öznel değer ve ihtiyaçlarına uygun bağlamları seçebilen bireylerdir. Bireysel gelişim, gelişimlerini optimize etmek için yeni deneyimler kazanmaya açık ve istekli olmayı kapsar. Bireysel gelişim düzeyi düşük olan bireyler durgunluk yaşar, kendilerinde zamanla hiçbir değişim olmadığını düşünür, yaşam ilgisinden yoksun olurlar. Olumlu ilişkiler kurma ve sürdürme, psikolojik iyi olmanın sosyal ve kişiler arası yönüyle ilişkilidir. Kendine ve diğerlerine yönelik pozitif saygıya sahip olma, diğer bireylerle samimi ve güvene dayalı kişiler arası ilişkiler kurması, onlara empatik ve şefkatli davranması, sevebilme becerisine sahip ve diğer bireylere yönelik sorumluluğunun bilincinde olması şeklinde tanımlanabilir. Yaşam amaçları, bireyin yaşamının anlam ve amacını kavramasıyla ilişkilidir. Bireyin amaçlarına ulaşması için aktif bir şekilde eylemde bulunması ve kendini yönetmesi, ona yaşamının anlamlı olduğu duygusunu kazandırmaktadır. Öz-kabul, pozitif psikoloji işlevselliğinin en temel unsuru ve olgun, optimal düzeyde işlevsel olan bireyin en belirgin özelliği olduğunu belirtmiştir. Öz-kabul düzeyi yüksek bireyler, kendilerine yönelik pozitif tutumlara sahip olurlar, geçmiş ve şimdiki durumları hakkında olumlu şeyler düşünürler ve olumlu- olumsuz tüm özelliklerini kabul ederler.

&nbsp;Yapılan araştırmalarda psikolojik iyi olmanın cinsiyet ve yaşla ilişkisinde farklılıklar görülmektedir. Fakat eğitim düzeyi ile ilişkisi değerlendirildiğinde eğitim düzeyi yüksek bireylerin psikolojik iyi oluşlarının daha yüksek olduğu ölçülmüştür. Psikolojik iyi olma ve evlilik ilişkisi incelendiğinde, evliliğin sağlığa ve iyi olmaya katkıda bulunduğu araştırmacılar tarafından öne sürülmektedir. Evlilik bireyin sosyal yapıyla olan bağlarını daha verimli hale getirmekte, eşlerin birbirine sağladığı özel ve içten duygusal destek, bireyin kendisini sevilen, özen gören, saygılı ve değerli bir varlık olarak algılamasına ve kendini güvende hissetmesine yardımcı oluyor. Fakat burada önemli bir nokta evli bireylerin eğitim seviyeleri ve sosyo ekonomik düzeylerinin yüksek olmasıdır. Eğitim seviyesi düşük, ekonomik olarak sıkıntı yaşayan ailelerde yaşayan bireylerin psikolojik iyi olma düzeylerinin düşük olduğu ölçülmüştür.

&nbsp; Lu ve diğerleri(2001) psikolojik iyi olmaya yönelik daha hazcı formulasyonların, batı kültürüyle ilişkili olduğunu öne sürmüştür. Bu araştırmacılar doğu kültürlerinin psikolojik iyi olmayı, diğer bireylerle ve çevreyle uyumlu olma sonucunda ulaşılan huzurlu bir psikolojik durum olarak algıladıklarını öne sürmüştür. Farklılığın sebebi, temelde batının bireyselci, doğunun ise toplulukçu olmasından kaynaklanmaktadır. Harris ve Molock(2000) örneklemini Afro-Amerikalı 188 üniversite öğrencisinin oluşturduğu araştırmasında, kültürel oryantasyon ile depresyon arasındaki ilişkiyi incelemiştir. Elde edilen bulgular, toplulukçu kültürlere uyum sağlama, aile bağlarının sağlamlığı ve aile desteğinin, depresyonu azalttığını aralarında negatif bir ilişki olduğunu göstermiştir.

&nbsp; Psikolojik iyi olmayı; öz saygının, sosyal destek almanın, boş zamanları değerlendirmenin, fiziksel sağlığını olumlu algılamanın olumlu yönde etkilediği ölçülmüştür.

&nbsp; Son 50 yıldan beri araştırmacılar, dindarlık ve psikolojik iyi olma indeksleri arasındaki ilişkilere yoğun ilgi göstermektedir. Aslında artan kanıtlar dindarlık veya tinselliğin( düzenli ibadet etme, dua etme, meditasyon) psikolojik iyi olmayla( yaşam doyumu, mutluluk) ilişkili olduğunu göstermektedir. Tinsellik ve dinsel başa çıkmanın psikolojik iyi olma ve fiziksel sağlığa katkıda bulunduğu ölçülmüştür. Bu bulgular cinsiyet, yaş, etnik grup ve farklı dinler için de geçerlidir.

KAYNAKÇA

Prof. Dr. Ahmet Akın – Dr. Ümran Akın, Psikolojide Güncel Kavramlar/Pozitif Psikoloji( Ankara: Nobel Yayınları, 2019)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Psikolojik Olarak İyi Olmak İçin Neler Yapmalıyız - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 18 Jan 2021 20:33:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210118234805-rehberlik5.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210118234805-rehberlik5.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210118234805-rehberlik5.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kovit 19 aşısı için hastanelerde aşı odaları oluşturulmaya başladı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-kovit-19-asisi-icin-hastanelerde-asi-odalari-olusturulmaya-basladi-95669.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-kovit-19-asisi-icin-hastanelerde-asi-odalari-olusturulmaya-basladi-95669.html</link>
                    <description><![CDATA[İnsanları Kovit 19 aşısı yapmak için hastanelerde aşı odaları oluşturulmaya başladı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[  ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Kovit 19 aşısı için hastanelerde aşı odaları oluşturulmaya başladı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 12 Jan 2021 17:56:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210112211014-44476ba9-4318-48cd-87af-7e5a071fc72e.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210112211014-44476ba9-4318-48cd-87af-7e5a071fc72e.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210112211014-44476ba9-4318-48cd-87af-7e5a071fc72e.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yemeğin yanında turşu yiyorsanız dikkat! Faydasını öğrenince çok şaşıracaksınız...]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-yemegin-yaninda-tursu-yiyorsaniz-dikkat-faydasini-ogrenince-cok-sasiracaksiniz-95665.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-yemegin-yaninda-tursu-yiyorsaniz-dikkat-faydasini-ogrenince-cok-sasiracaksiniz-95665.html</link>
                    <description><![CDATA[Turşu özellikle kuru fasülye, nohut gibi bakliyat yemekleri olmak üzere birçok yemeğin yanına çok yakışan bir yiyecek çeşididir. Yaz kış insanlar yemeklerin yanında turşuyu muhakkak tüketmek istiyor. Yemeklerin yanında turşuyu severek yemenin yanında bir de faydaları için tüketen bir kesim var. Prebiyotik zengini turşunun faydaları saymakla bitmez.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Salatalık, pancar, lahana, acur, fasulye, karnabahar ve sarımsak gibi onlarca türü ve kendine has lezzetiyle sağlığa faydalarının saymakla bitmeyeceği turşu, özellikle soğuk havaların en gözde yiyeceklerinden biridir. Turşuyu sevenler yazın çeşit çeşit sebzelerden evde kurar ve kışın soğuk havalarda sağlıklı şekilde tüketir. Zira evde cam kavanozda sağlık koşullarına uygun şekilde kurulan turşu dozunda tüketildiği takdirde vücuda pek çok fayda sağlar. Yemeklerin yanında turşu tüketmenin de sağlığa pek çok faydası vardır. Yenilen yemeğin sindirimini kolaylaştırarak mideyi rahatlatmasının yanı sıra içeriğindeki sirke ve limon sayesinde vücudun ihtiyacı olan vitamini de sağlar.

&nbsp;


Turşunun faydaları nelerdir?

-Bağışıklık sistemini güçlendirir: Genellikle sebzelerden kurulsa da bazen meyvelerden de kurulabilen turşu içeriğinde bulunan yoğun mineral, vitamin ve antioksidan sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirmede oldukça etkin rol oynar. Uzmanlar farklı sebzelerin turşularını tüketmenin vücuda giren antioksidanları çeşitlendirdiğinden daha fazla fayda sağlayacağını söylüyor. Özellikle kışın soğuk havaların getireceği hastalıklardan korunmak ve şimdilerde dünyanın ve ülkemizin gündemini son derece meşgul eden koronavirüs salgınından korunmak için bağışıklığımızı mümkün olduğunca güçlü tutmak için turşu tüketmek son derece önemli hale gelmiştir.

-Doğal antibiyotik: Turşuyu çoğunlukla herkes tadını sevdiği için tüketse de kimi insanlar sadece içeriğindeki yoğun antiksidanlar sayesinde bağışıklığı güçlendirip hastalıklara kalkan olması için tüketir. Turşu oluşumu esnasında eklenen limon ve sirke zaten başlı başına vitamin kaynağı ve doğal antibiyotik etkisis gösterir.

&nbsp;

Kilo vermeye yardımcı: Turşu kilo vermeye karar vermiş ve diyet yapan kişilerin de menüsünde mutlaka bulunan içerdiği yoğun lif miktarı sayesinde uzun süren tokluk hissi veren bir besindir. İçindeki sirke ve limon sayesinde vücutta asidik bir etki bırakır ve vücudun yağ depolamasını engeller. Ayrıca kabızlığa karşı da korur.
Mide bulantılarına iyi gelir: Hayatın her anında mide bulantılarına birebir olan turşu mide bulantısı problemi sıkıntısı çeken herkesin ilk aklına gelen besindir. Tuzlu ve asitli tadıyla mide enzimlerini bastırır ve bulantı hissini ortadan kaldırır. Özellikle anne adayları hamileliklerinin ilk dönemlerinde yoğun şekilde mide bulantısı yaşadıklarında turşuyu sıklıkla tüketirler.

Kalp damar hastalıklarına karşı koruyor: Turşu içerisinde bulunan yoğun antioksidanlar, mineral ve vitaminler sayesinde kalp ve damar hastalıklarına karşı kişileri korur. İçerdiği yüksek tuz ve sirke, limondan kaynaklı asidik kıvamı bu tür konulardan rahatsızlık yaşayanlara iyi gelir. Ancak fazlasının zararı da tabii ki vardır. Zira yüksek tuz tansiyon hastalarının tansiyonlarını daha da arttırarak olumsuzluklara yol açabilir. Tansiyon hastalığından muzdarip kişiler tüketimi dozunda bırakmalıdır.



Bağırsakların sağlıklı şekilde çalışması: Turşu evde kurulduğunda çok daha sağlıklı bir besin haline gelir. Çünkü dışarıdan satın alınan turşularda daha uzun süre dayansın diye kullanılan fermenteler ev turşularında yoktur. Her şeyinde evde yapılanı sağlıklı olduğu gibi turşuda da böyledir. Çünkü evde yapılan turşuya sadece sirke ve tuz eklenir. Bu nedenle ev turşusu tam bir bağırsak dostudur. Bağırsak sağlığını koruyarak sağlıklı ve düzenli çalışan bir bağırsak sistemi sağlar. Özellikle yüksek lif içeren meyve ve sebzelerden kurulan turşular kabızlığı önleyerek sindirim sistemine daha sağlıklı bir çalışma sistemi kazandırır.
Kas ve kemiklerde oluşan kramplara iyi geliyor: Turşunun sağlığa faydaları saymakla bitmiyor. Turşu yemenin insan sağlığına sağladığı bir diğer fayda ise vücutta kaybedilen sıvıların mineral ve vitaminlerinin hızlıca vücuda geri alınmasını sağlamaktır. Hepsinin tek besinde birleşmesi ve pratik şekilde vücuda alınıyor olması da bu durumun avantajıdır. Ayrıca içeriğindeki sirke sayesinde kemik ağrıları ve kaslarda oluşabilecek krampları da engellemiş olur. Yapılan araştırmalara göre turşu suyu içen sporcuların turşu suyu hiç içmeyen sporculara göre kas krampları daha kısa sürüyor.

-A vitamini deposu: Sağlıklı görmeyi sağlayan ve vücutta eksildiğinde görme duyusunda da eksikliğin hissedildiği A vitamini açısından&nbsp; zengin bir besindir turşu. Ayrıca buna ek olarak A vitamini vücuttaki kalsiyumun tutulumunu da arttırarak osteoporuzun oluşumunu da engeller.&nbsp;

-Kansere karşı koruyor: Turşu içeriğinde bulunan yoğun antioksidan sayesinde vücuda girmeye çalışan serbest radikal zararlı bakterilerle adeta savaşır. Kanserli hücrelerin oluşumunu büyük ölçüde engeller. Özellikle sarımsak, karnabahar ve pancar turşusunda ekstra olarak bulunan flavonoidlerin antioksidan kapasitesi çok yüksektir. Dolayısıyla uzmanların da önerdiği tek bir turşu yerine birden fazla çeşitli turşu tüketerek bağışıklığı daha fazla güçlendirmektir. güçlenmiş bir bağışıklık sistemine sahip olan kişilere de kanser hücreleri zarar veremeyecek oluşumu büyük ölçüde engellenecektir.



Yemeğin yanında turşu yemek faydalı mıdır?

Turşuyu insanlar genelde yemeklerin yanında tüketmeyi tercih ediyor. Özellikle kuru fasülye, nohut vb. bakliyatların yanında sıklıkla yenen turşuyu yemeklerin yanında yerken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır. Turşu kurulurkan kullanılan yoğun tuzdan kaynaklı olarak yanında yenilen yemeklerin tuzlarına dikkat edilmelidir. Her ikisi de tuzlu olursa başta tansiyon olmak üzere pek çok hastalığa davetiye çıkarabilir. Diğer yandan yemeklerin yanında yenen turşu sindirim sistemini olumlu etkileyerek hazmı kolaylaştırır. Ayrıca midede asit birikimini engeller. Ancak tüm bu şartlar dozunda turşu tüketimiyle mümkündür. Haddinden fazla yendiğinden her besinde olduğu gibi turşu da bazı olumsuzluklara yol açabilir.&nbsp;

Koronavirüs döneminde turşunun önemi

Tüm dünyanın ve ülkemizin neredeyse 1 yıldır son derece büyük emekler vererek mücadele ettiği koronavirüs hastalığına karşı da turşu tüketmek son derece önemlidir. Bunun sebebi şüphesiz turşunun bağışıklık sistemini güçlendiren bir etkisinin bulunmasıdır. Turşu içeriğinde yoğun miktarda bulunan sirke ve limon sayesinde vücuda gereken vitaminleri bir miktar sağlarken bağışıklığı güçlendirmede de etkin rol oynar. O yüzden nasıl ki kışın soğuk algınlığı grip gibi hastalıklardan korunmak için tercih ediyorsak şimdi de koronavirüse karşı bir nebze de olsa vücudumuzu korumak için tüketebiliriz.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Yemeğin yanında turşu yiyorsanız dikkat! Faydasını öğrenince çok şaşıracaksınız... - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 10 Jan 2021 19:01:15 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210110220849-untitled-11.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210110220849-untitled-11.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210110220849-untitled-11.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Genç Kızılay Kızılcahamam'lı gençleri Kan bağışına davet etti]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-genc-kizilay-kizilcahamamli-gencleri-kan-bagisina-davet-etti-95661.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-genc-kizilay-kizilcahamamli-gencleri-kan-bagisina-davet-etti-95661.html</link>
                    <description><![CDATA[Genç Kızılay Kızılcahamam ilçemizde bulunan siyasi partilerin gençlik kolları ile gençlik derneklerini ziyaret ederek bugün kızılay'a kan bağışında bulunmaya davet etti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Genç Kızılay Kızılcahamam Şube Başkanı Yaşar Yılmaz Kızılcahamam'da temsilciliği bulunan Ak Parti, İyi Parti, Ülkü Ocakları Kızılcahamam Temsilciliği, ve Tügva Kızılcahamam Temsilciliğini ziyaret ederek&nbsp; 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanında&nbsp;Kızılay'a kan bağışı yapmaları çağrısında bulundu.

Kızılcahamam'da genç Kızılay kurulduğu günden buyana birçok etkinlik yapan ve her alanda ilçemiz insanına yardım ve bilgilendirmede bulunan Genç Kızılay bu kez İnsanlık yararına ilçemiz gençliğinin kan bağışında bulunması için çağrıda bulundu.

Kızılcahamamhaber olarak bizde genç Kızılay Kızılcahamam şubesinin yapmış olduğu "hayat kurtarmak kanında var" sloganı eşliğinde gençlerimizi ve Kızılcahamam'lıları kan vermeye Cumhuriyet meydanına davet ediyoruz.

Kan vermek isteyenlerin sokağa çıkma yasağından muaf olduğunu da&nbsp; buradan belirterek SADECE 15 DAKİKANI AYIRIP 3 HAYAT KURTARMAK İSTİYORSAN haydi Cumhuriyet Meydanına&nbsp;






 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Genç Kızılay Kızılcahamam'lı gençleri Kan bağışına davet etti - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 08 Jan 2021 22:08:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210109012646-kanbagisi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210109012646-kanbagisi.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210109012646-kanbagisi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İlk kez görüntülendi! Korona aşıları burada yapılacak!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-ilk-kez-goruntulendi-korona-asilari-burada-yapilacak-95659.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-ilk-kez-goruntulendi-korona-asilari-burada-yapilacak-95659.html</link>
                    <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı'nın tüm hastanelerde Covid-19 aşısı uygulanması için tedbirlerin alınmasına yönelik genelgesi doğrultusunda, Ankara Şehir Hastanesi'nde 25 'Aşı Uygulama Odası' oluşturuldu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;



Sağlık Bakanlığı'nın 81 ile gönderdiği yazıda, Covid-19 aşılamalarının yapılacağı hastanelerde alınması gereken tedbirler ve aşılamanın nasıl yapılacağına dair esaslar yer aldı.




Genelge doğrultusunda aşı uygulamalarının yapılacağı hastanelerde tedbirler alınmaya başlandı.

Pandemi ile mücadelenin merkezlerinden Ankara Şehir Hastanesi'nde de bu kapsamda 25 adet aşı uygulama odası oluşturuldu. Hastanedeki aşı odaları görüntülendi.



Aşı odaları, aşı için gelenlerin diğer hastalarla temas etmemesi için polikliniklerden uzak bir noktada oluşturuldu.

Aşı olanlara, aşının ardından herhangi bir olumsuz durumda müdahale edilmesi için aşı odalarının yanında müdahale odası da oluşturuldu.



Ankara Şehir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Klinik Mikrobiyoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Bircan Kayaaslan, hastanede 25 aşı odası oluşturduklarını belirterek tüm koşulların aşılamaya uygun hale getirildiğini söyledi.



Doç. Dr. Kayaaslan, aşı odalarının hastanedeki diğer polikliniklerden uzak, aşı için gelen hastaların temas etmeyeceği şekilde ayarlandığını bildirerek, şöyle dedi:



Hastalar, güvenlik görevlileri tarafından refakat edilerek aşı odalarına getirilecekler. Öncelikle sağlık personeli ve 65 yaş üzerinde hastalar aşılanacak. Bunlar e-nabız üzerinden randevu alarak gelip aşılanabilecekler. Koşullarımız oldukça yeterli. Hastalar birbiriyle temas etmeyecek şekilde gelip aşılarını olabilecekler"



Herkes randevu alarak gelecek. Kişiler sıra beklemeden işleyecek bu sistem. 65 yaş üstü olanlar aile sağlığı merkezinde de aşılarını olabilecekler. Buraya geldikten sonra her seferinde bir kişi odaya alınacak. Bu odalarda aşıları yapılacak. Sonra da herhangi bir olumsuzluk olmadan aşı olan kişiler hastaneden ayrılmayacaklar. Yan etki durumunda ya da alerji durumunda müdahale etmek amacıyla 15 dakikalık sürenin hastanede ya da aile sağlık merkezinde geçirilmesi öneriliyor. Olumsuzluk yaşanması halinde aşı polikliniklerinin hemen yanında müdahale odası var. Bunun için de her türlü olaya müdahale edecek şekilde ilaç bulunduruyoruz" dedi.



Bakanlığın genelgesi doğrultusunda yatak sayısı 50 ve altında olan hastanelerde 5, bin ve üzeri olan hastanelerde 25 aşı uygulama odası oluşturulacak. Her 10 aşı uygulama odası için 1 sorumlu hekim görevlendirilecek.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[İlk kez görüntülendi! Korona aşıları burada yapılacak! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 08 Jan 2021 20:10:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210108231820-1010121.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210108231820-1010121.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210108231820-1010121.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Türk Kızılay'ı Cuma ve Cumartesi Günleri Kan Bağışı Topluyor ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-turk-kizilayi-cuma-ve-cumartesi-gunleri-kan-bagisi-topluyor-95656.html</guid>
                    <link>https://www.kizilcahamamhaber.com/haber-turk-kizilayi-cuma-ve-cumartesi-gunleri-kan-bagisi-topluyor-95656.html</link>
                    <description><![CDATA[Kızılay15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet meydanında 8-9 Ocak tarihlerinde kan bağışı topluyor ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türk Kızılayı 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanınza 8-9 Ocak 2021 tarihlerinde kan bağışı toplayacak.

Cumartesi günü kan bağışı yapmak isteyen Kızılcahamam'lılar sokağa çıkma yasağından muaf olacaklar&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.kizilcahamamhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Türk Kızılay'ı Cuma ve Cumartesi Günleri Kan Bağışı Topluyor  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 08 Jan 2021 07:55:04 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210108105957-img_7016.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210108105957-img_7016.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.kizilcahamamhaber.com/images/haber/20210108105957-img_7016.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>