SONLANAN SEÇİM VEYA MUSTAFA KEMAL’DEN TAYYİP ERDOĞAN’A
Av.Murat SUCU
[email protected]
.

SONLANAN SEÇİM VEYA

MUSTAFA KEMAL’DEN TAYYİP ERDOĞAN’A SİYASETİN/DEMOKRASİNİN/DİKTATÖRLÜĞÜN SERENCAMI YAHUT

SER DEMOKRAT YÜRÜ DE ENCAMINI GÖRELİM (II)

Bir konuyu düşünürken, yazarken, tarihe sapmaktan, saplanmaktan korunamıyorum. Çünkü düşünüyorsam eğer, bir zamanda varolmuş bir bilinç olarak, zamanda var olmuş, olan, olacak olan oluştur düşündüğüm. Öyleyse tarihe sapmak zorunlu, zamandan arınık bir konu dahi zamansallıktan korunamaz. Ama saplanmak pek olumlu bir hal değil. Sapmakda var bir kötülük. Ama her zaman değil. Bir adres tarifi yapılırken, “şurdan sap” deriz. Sapmak sadece adresi bulmak içinse iyidir. Bunun dışında sapmak fiiline olumlu bir anlam yüklemek zor. Aradığımız Türkiye’nin Adresi ise, tarih sapılacak bir beldedir. Tarihe sadece sapılabilinir. Çünkü tarih berrak bir cadde değildir. Her tarih saplanılıverecek bir bataklık pekâlâ olabilir. Tarihe sapışımız, bir tasavvurdur, sanaldır. Ama tarihte bir yere sapmış, yolunu bulamamış, hatta saplanıp kalmış bir bireyin veya milletin gerçeklikte Adresini bulabilmesi, selamete çıkabilmesi mümkün değildir.

Türkiye’nin Adresi yazılarına Türkiye’nin Dünya Sistemle ilişkisi hakkında teorik önermede, dönemselleştirmede bulunarak başladık. Bu önermeleri ispat, dönemselleştirmeyi izah çabamız bizi dizi yazı yazmaya mecbur kıldı.

Seçim dolayısıyla yazmaya heves etiğim “Sonlanan Seçim” yazısı da Devlet Bey’in “Cumhuriyetin 3. Dönemi” söyleyişi hakkında fikir serdetmek sonucuna varınca, bize, bir dizi yazının daha kapısını açtı.

Şimdi aynı zaman dilimi hakkında iki farklı açıdan iki farklı dönemselleştirme ile karşı karşıyayız. Türkiye’nin Adresi başlıklı dizi yazı Türkiye ile Dünya Sistem ilişkisinin serencamını fikretmek, tahlil ve izah etmek amacına matuf Dış Bağlantılı siyasi hikâye, Sonlanan Seçim başlıklı dizi yazı ise Türkiye’nin Cumhuriyetle birlikte girdiği maceranın iç siyasi hikâyesi oluyor. Elbette imkân, kabiliyet ve kapasite ölçüsünde, ayrıntılı bilgiden daha çok bir bakış açısıyla akıl yürütme, yorumlama niyetim var. Yoksa bu iş beni çok aşar. Van’da tarihi kalıntılardaki çivi yazısını bir Çoban çözmüş. Çünkü bilginin aslı Perspektiftir, bakış açısıdır. Bense bir çoban bile değilim.

Bu iki farklı açıdan aynı zamanı, aynı yeri anlatma çabası, becerebilirsem belki bize adresimizi buldurur. Flash Back’ler, geriye dönüşler, konudan konuya atlamalarla aslında çok güzel anlatılabilecek, anlatılıp, fikredilmesi de çok elzem, çok mühim bir konuya, bir perspektife ulaştık.

Zamanımız Ankara’da TBMM’nin açılışıyla başlıyor. 1. Dünya savaşına bir Seferberlik ilan ederek girmişiz ve o günleri Seferberlik olarak isimlendirmişiz. Çünkü aydın bürokrat, asker herkes savaş günleri yaklaşırken bir varlık yokluk, ölüm kalım sınamasından geçileceğini biliyor, bekliyor. Savaşa girişimiz daha çok, savaş sonunda hegemonyasını ilan edecek tarafla tek başına mücadele etmenin daha riskli olacağını bilmekten kaynaklanıyor. İngiliz, Fransız, Rus ittifakı zaten Osmanlıyı nasıl paylaşacağı konusunda anlaşmış, savaş başlar başlamaz, Osmanlı aleyhine hareketlenme, abluka, başlamış başlayacak. Mecburen Alman saflarında savaşa giriyoruz. Savaşa girişimiz ve savaşma gayretimiz dünya tarihinde 20.Yüzyılı şekillendiren bir çatallanmaya neden oluyor. Savaş boyunca bütün gücümüzü seferber ediyoruz. “Her şey bitti” denildiğinde “Hayır bitmedi” diyecek kırıntı mesabesinde imkân ve karınca gücünde şevk de Anadolu’ya gönderiliyor. Ama daha çok Anadolu’da tüten hep tüten ve tütecek olan ocağa bir kıvılcım, bir parça talaş, bir yağlı çaput gidiyor..

Savaşa giriş sebebimiz, orta malı olmaktansa, ortaya çıkıp, arenada savaşan taraflardan biri olmayı tercih edişimizden kaynaklanıyor. Bunun bir hata ve İttihat ve Terakkinin Genç üst kademesinin maceraperestliğinden kaynaklandığını iddia edenler olduysa da bu hakikat değil. Savaş bitip ateşkes ilan edildiğinde İttihat ve Terakki savaşa girişin siyasi suçlusu olarak hem galipler hem de iç güçler tarafından gayri meşru ve siyaset dışı hale getirilir. İttihatçı önderlerin bir kısmı yurt dışına çıkar, bir kısmı siyasetten uzaklaştırılır. İttihat ve Terakki muhalifleri ve İttihat ve Terakkiye bulaştıysa da, zaman içinde muhalif kanada geçmiş, küsmüş, ön plana çıkmamış çıkarılmamış kadroların önü açılır.

Dernek (Cemiyet) ile Parti farklı fakat birbirine dönüşebilen, zaman zaman aynılaşan, birbirini doğuran kurumsal yapılardır.

Her toplulaşma bir örgütlenmeyi gerektirir, mecbur kılar, amaç edinir, her örgütlenme de, örgütün cesametine göre, kendi içinde merkez/çevre, Yönetim/Diğerleri/ Patronlar/Marabalar ayrımını doğurur.

Savaş bitip İttihat ve Terakki fiili meşruiyet ve açık görünürlüğünü kaybedince, İstanbul’da yeni partiler, cemiyetler kurulmaya başlar. Hürriyet ve İtilaf, İngiliz Muhipleri, Müslim gayrimüslim, gizli açık, işbirlikçi veya istiklalci toplulaşmalar (örgütlenme demeyişimin sebebi, olanın örgütlenmeden önceki safha oluşundan) ortaya çıkar. Siyasetin merkezi İstanbul’da bunlar olurken, çevresi Anadolu ve Trakya’da da her topluluk gelecek endişesiyle yeni duruma uygun faaliyetlere girişir. Marmara, Ege ve Karadeniz Rumları işgalcilerle işbirliği ve yardımlaşma tesis eder, Müslüman ahali ise kendini korumaya dönük dayanışmaya gider. “Hayır bitmedi” ekipleri çalışmaya başlar, kimi “Müdafaai Hukuk” kimi “Reddi İlhak” pankartını açar. Düşmanın doğrudan cepheden yaklaştığı yerlerde ilk kurşunlar atılır, gömülü “kırıntı”ları “karınca”lar yüklenir. Tüten ocakta bir köz bulunur, kuru ot, talaş, kolay tutuşur çaput toplanır, nefes gücüyle üflenir bir kıvılcım çakılır.

Savaş “Diplomasinin silahla devamıdır”. Savaş bittiğinde de yeniden diplomasi başlar. Hatta savaş içinde dahi diplomatik davranışlar, ilişki olabilir. Blok halindeki devletlerin savaşında taraflardan asıl ana güç devletin veya devletlerin yenilmesi sonunda kabul edilen ateşkes, elbette kabule bağlı olarak zaferden zafere koşan bir ordu için de geçerli olabilir. 1. Paylaşım savaşı Avrupa merkezli, Ana savaş güçleri Avrupalı devletler olduğundan Almanya ve Avusturya Macaristan’ın ateşkesi kabul etmesi, Osmanlı hükümetinin de bu kabule uyması üzerine silahlar susar..

Mustafa Kemal ve bir kısım subay ateşkesi müteakip, görevli veya görevlerinden ayrılarak İstanbul’a döner. Askeri ve Sivil bürokrasi gelecekten endişelidir. Tamamen düşman cephenin insafına kaldıklarını düşünen büyük çoğunluk “Her şey bitti” üzüntüsü ve korkusuna teslim olmuştur. “Hayır bitmedi” diyenler küçük, güçsüz bir azınlıktır.

Bir devlet, bir teşkilat, bir bürokratik mekanizmadır. Savaş bu bürokratik mekanizmanın silahlı güçleri arasında yapılır. Savaş bittiğinde hayat bitmez, devlet de, bürokrasi de bitmez. Yenilen taraf savaşı diplomat bürokratları aracılığı ile yürütür. Savaşın bir anlaşma ile sonuçlanması halinde, savaşın, yenilginin iç sonuçlarını yenilen devletin bürokrasisi uygular. Bir işgal söz konusu ise, işgalcinin 1. Muhatabı ve 1. Yardımcısı, işgal edilen devletin bürokratik mekanizmasıdır. Bu bürokratik mekanizma bazı unsurları ile işgalciye teslim olur, gönüllü işbirliği yapar, bazı unsurları ise zoraki sınırlara riayet ederek, yeraltı direnişine destek olur. Fiili işgalin gerçekleştiği merkezde her zaman işbirlikçiler güç ve yetke sahibidir.

Bu şartlar altında “Hayır bitmedi” diyenlerin İşgal İstanbul’unda barınması mümkün değildir. Hala görev yapmaya uygun olanlar Merkez’den uzaklaşmak için uygun görevlere talip olur, gönderilmek için çabalar. Bunların içinde mühim 5-6 orta rütbeli subaydan biri de Mustafa Kemal’dir. Anadolu’ya geçen arkadaşlarının ardından ihdas edilmiş bir görevle Anadolu’ya geçer. Yalnız değildir. Gittiği yerde bekleyenler vardır, arkasından gelecekler vardır.

Bu gidişin efsanevi bir kahraman gidişi olduğu uzun yıllar anlatılmıştır. Kime anlatılmıştır? Çocuklara. Çünkü masallar sadece çocuklar için yazılır. Bu gidiş, siyasi taktik strateji açısından önemlidir. Bir huruç, bir çıkış değil bir tayindir. Ne Bandırma vapurunun dümeni bozuktur ne de İşgal güçlerinin müsaadesi dışında yapılmıştır.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları
MAKALELER YAZARLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

ANKET

YENİ HUKÜMETİ HANGİ PARTİLER KURMALI

Tüm Anketleri Görmek ve Oy Kullanmak İçin Tıklayın