Ana Sayfa  /  Kızılcahamam  /  Kızılcahamam Belediye Başkanı Olduğunuzda
  • Facebook da Paylaş
Kızılcahamam Belediye Başkanı Olduğunuzda
  • 28-03-2019
  • 6 yorum
  • 2373 okunma
31 Mart 2019 yerel seçimlerine üç gün kaldı, Kızılcahamam belediye başkanını neler bekliyor

31 Mart 2019 yerel seçimlerine üç gün kaldı. Seçim çalışmaları bütün hızıyla devam ediyor. 31 Mart 2019 Pazar günü akşam Kızılcahamam'da sandıktan ilçemizi beş yıl yönetecek belediye başkanı ve belediye meclis üyeleri ile her mahalleye muhtarlar seçilecek.

Millet sandıkta kime yetki verirse, 1 Nisan Pazartesi gününden itibaren belediye başkanı olacak, yerel seçim öncesi Kızılcahamam haber olarak ilçemizde 15 yılı aşkın bir zamandır yayın yapıyoruz, bu süreçte dört belediye başkanı gördük, beşinci belediye başkanını 1 Nisan 2019 dan itibaren takip etmeye devam edeceğiz, Kızılcahamamlıların gördüğü, fakat başkanların ya gördüğü veya görmezden geldiği  konular vardır.

Kızılcahamam Belediye Başkanı Olduğunuzda

Genel Koordinatörlük ve başkan danışmanlığı Makamını tamamen kaldırın, Seçilmişin üzerinde yetkilerle donatılmış bir kişi atamayın, danışacaksanız  gizlice evinizde danışın

Hırsızlık yapmayın, yapanlara da göz yummayın, milletin emanetine sahip çıkın, Kızılcahamam'ın kaynaklarını israf etmeyin, kimseye de peşkeş  çekilmesine izin vermeyin.

Eleştirilere açık olun, (iftira, küfür, hakaret) yoksa,  yaptığınız veya yanlış olan bir konu hakkında yapılan eleştirilere kulak verin, araştırılıp doğru olanı yapın

Mirasyediler gibi belediyenin yerlerini satan belediye değil, görev süreniz içerisinde üreterek elde ettiğiniz gelirle hizmet eden bir belediye olun

Başkanlığınız süresi içerisinde yapılan bütün işlerinizde şeffaf olun, size oy veren vermeyen bütün seçmeni yapılan hizmetler konusunda belirli aralıklarla bilgilendirin

Oy kaygısı yaşamayın, yaptığınız işlerde halkın mutluluğunu gözetin.

Başkan olduk diye kıral olduğunuz hissine kapılıp, çalışanlarınıza küfür ve hakaret etmeyin, insanların işiyle aşıyla uğraşmayın, işini layıkı ile yapan personelinizi de takdir edin. Vatandaşı yaptığımız işleri takip etmez sanmayın, 

Sürenizin beş yıl olduğunu sürenin sonunda sandığın vatandaşın önüne geldiğinizde unutmayın.

Başkanlık koltuğuna oturduğunuzda işlerinizi yaparken beş yıl sonranın hesabını da yapmayın.

Mütevazi olun, halkla içiçe onları dinleyen ve anlayan bir başkan olmaya gayret edin.

Farklı bir Belediye Başkanı olduğunuzu halka hissettirin.

Sizin olmasını istediğiniz başkan modelini anlatan yorumlarınızı haberin altına yazabilirsiniz

YORUMLAR
  • kızılcahamamlı   30-03-2019 18:17

    Hepsi de turizm deyip duru da, 1. İlçede artık hepimizi haline gelen başıboş köpek sorununa çözüm bulabilsin istiyoruz. Sayıları her gün artıyor ve kimse bir şey yapmıyor. 2. esnaf sadece kaldırımı değil yolları da kullanmaya başladı.Buna durun bu yollar kaldırımlar hepimizin diyebilecek bir başkan var mıdır acaba? 3.var olan tesisler sanki çok doluymuş gibi yeni otel yapalım yeni tesis yapalım demenin ne anlamı var.daha çok insan gelse arabasını nereye park edecek.Park sorununu çözebilecek başkan istiyoruz.

  • vedat   30-03-2019 17:59

    Başkanın da meclisin de çalışanların da kasım kasım kasılmadığı, küçük dağları ben yarattım havasıyla gezmediği bir belediye istiyorum. Kibir ve adam kayırma istemiyoruz. Bütün işlerde en çok da ihalelerde ve İmar ile ilgili işlerde şeffaflık istiyoruz

  • robet   29-03-2019 23:57

    editör yorum yok diğer yaptığım yorumlar gibi bunu da mı yayınlamayacaksınız ki siz kızılcahamamgentr iken bu kadar korkmamış her yorumları yayınlamıştınız

  • Seçmen    29-03-2019 00:02

    Öncelikle Kızılcahamam Haberi tebrik ediyorum. Muhİm bir konuyu ele almışsınız. söylenecek pek çok şeyi de zaten söylemişsiniz. Bende müstakbel başkanımıza bir kaç öneride bulunmak isterim ve şimdiden SEÇİLECEK adaya başarılar dilerim. - Belediye hepimizindir dolayısı ile başkanın ve çevresinin eşe dosta iş bulma kurumu değildir.Hele hele yakın akrabaları abad etme kurumu hiç olmamalıdır. Gerekmiyorsa, ihtiyaç yoksa herkesi işe almak zorunda değiller bunu artık bir prensip olarak halka açıklasınlar. - Birileri illa işe alınacaksa,liyakatı, ihtiyacı, sosyal durumu,diğerleri ile kıyaslansın ki adaletsizlik olmasın. - İcraat yapıyorum diye saçma sapan yerlere para savurmak gelecek neslin imkanlarını çalmaktır buna dikkat edilsin. - Mütavazı baskan isteriz ki, ilçe içinde siyah filmli camların ardında dolaşmasın. selam alsın ve versin. - İhalelerin içeriği, üçü beşi, kim almış kimde hangi sebebten alamamış bi zahmet İnternet sitesinde yayınlansın. - Belediyenin her türlü etkinliğinde belediye müdür şef encümen vs kimseler protokol gibi en ön safta deri koltuklara kurulmasın, ev sahibi olduklarını unutmasınlar misafir gözetilsin. - Seçim öncesi nasıl kapı kapı dolaşılıyor sa seçim sonrası da hiç olmazsa yılda bir kapı kapı dolaşılsın dert dinlensin.

  • Burak   28-03-2019 12:18

    İçerisinde yemek yapılmayan, işkembe çorbası pişirilmeyen bir belediye istiyorum. Komik gelebilir ama bu dönemde bu yapılıyor

  • Ahmet ACAR   28-03-2019 07:41

    Aşağıda alıntı yapılan köşe yazısını okumaları ve örnek almaları dileğiyle, Türkiye Pazar günü yerel yöneticileri belirlemek üzere seçime gidiyor. Osmanlı döneminde yerel yönetimden sorumlu belediye başkanlarına “Şehremini” denirdi; şehrin emaneti onların emin ellerine teslim edilirdi. Allah (c.c) tarafından, “El-Emîn” olan Peygamberimizin (s.a) şahsında tüm insanlara bir rahmet olarak gönderilen İslâmiyet’in yöneticilerde aradığı en öncelikli vasıf “emanet” ve “ehliyet”tir. Hz. Ömer (r.a) halife seçildiğinde, Saîd b. Âmir (r.a) ona gelip şöyle nasihat etmişti: “Ey Ömer! Halkın işlerini yaparken Allah’tan korkmanı, Allah’ın emirlerini yerine getirirken insanlardan korkmamanı ve sözünün fiiline aykırı olmamasını tavsiye ederim. Sözün en hayırlısı, fiilin doğruladı­ğıdır. Ey Ömer! Uzak yakın işlerini üzerine aldığın Müslümanlarla ilgilen. Kendin ve ailen için istediğini onlar için de iste. Kendin ve ailen için istemediğini onlar için de isteme. Hakkı elde edinceye kadar zor­luklara göğüs ger. Allah’ın emirlerini yaparken hiçbir dedikodudan ve kınamadan korkma.” Hz. Ömer (r.a): “Buna kimin gücü yeter, ya Saîd?” deyince Hz. Saîd (r.a) şu cevabı verdi: -‘Allah’ın (c.c.), Muhammed (s.a.) ümmetinin başına getirdiği, kendisiyle Allah arasında hiç kimse olmayan senin gibi birinin buna gücü yeter.’ Bir ara Hz. Ömer (r.a), Hz. Saîd’i çağırarak, onu Humus’a vali tayin etmek istediğini söyledi. Saîd: -‘Ey Ömer! Allah rızası için, bunu benim başıma belâ etmemeni istiyorum’, dedi. Hz. Ömer’in (r.a) bu cevaba canı sıkıldı ve: “Yazıklar olsun size!” dedi; “Bu işi (halifeliği) benim boynuma geçiri­yorsunuz, sonra da beni yalnız bırakıyorsunuz. Vallahi seni bırakmam.” Ve onu Humus’a vali olarak tayin etti; “Sana biraz aylık bağlayayım mı?” deyince Saîd (r.a): -‘Ben onu ne yapacağım! Bana gelenler zaten ihtiyacımdan fazladır’ deyip Humus’a gitti. Bir süre sonra Emîr-ül Müminîn’e, Humus halkından güven­diği bazı kişiler geldi. Hz. Ömer onlara: -‘Bana fakirlerinizin isimlerini yazın da ihtiyaçlarını karşılayayım’ dedi. Onlar Hz. Ömer’e bir mektup gönderdiler. İçin­de: ‘Falan, falan ve Saîd b. Amir’ yazılıydı. Ömer: -‘Saîd b. Âmir kimdir?’ dedi. Onlar: –‘Valimizdir’ dediler. Hz. Ömer (r.a): –‘Valiniz fakir mi?’ dedi. Onlar: –‘Evet, vallahi o, uzun günlerini evinde hiç ateş yakmadan geçirir.’ dediler. Hz. Ömer (r.a), gözyaşları sakalını ıslatıncaya kadar ağ­ladı. Sonra, ona bin dinar göndermeye karar verdi. Dinarları bir tor­baya koydu ve onlara şöyle dedi: ‘Ona benden selâm söyleyiniz. “Emirü’l-Mü’minin senin ihtiyaçların için şu parayı gönderdi”, deyiniz.’ Hz. Saîd’e para torbasını getirdiler. Torbanın içine baktı. Bir de ne görsün; dinarlar! Paraları kendisinden uzaklaştırmaya ve: -“İnnâ lillâhî ve innâ ileyhi râci‘ûn (Biz Allah’a aitiz ve elbet­te ona döneceğiz)” demeye başladı. Sanki başına büyük bir felâket gelmiş veya önemli bir sıkıntıyla karşılaşmıştı. Çünkü bu (Bakara 2/156.) âyet, başa gelen bir musibet anında söylenirdi. Karısı merakla koşup geldi: -‘Ne oluyor sana, ey Saîd! Yoksa Emîrü’l-Mü’minin mi öldü?’ -‘Hayır, ondan daha büyüğü!’ -‘Müslümanların başına bir iş mi geldi?’ -‘Yoo, ondan daha büyüğü!’ -‘Neymiş ondan büyüğü?’ -‘Dünya, benim âhiretimi bozmak için evime girdi. Fitne benim evime yerleşti.’ -‘Öyleyse ondan kurtulmaya bak.’ (Eşinin dinarlardan haberi yoktu.) -‘Bana bu konuda yardım eder misin?’ -‘Evet.’ Hz. Saîd (r.a) dinarları alıp torbalara koydu ve Müslümanların fakirlerine dağıttı… Kısa bir süre sonra, Hz. Ömer (r.a) incelemelerde bulunmak üzere Şam diyarına gitti. Humus’a gelip, halkın valilerinden memnun olup olmadığını soruşturdu. Hz. Said’in (r.a) durumunu incelediğinde onun son derece sade ve fakir bir hayat yaşadığını öğrenince şöyle dedi: -‘Onun hakkındaki görüşlerimde beni yanıltmayan Allah’a hamd olsun.’ Kendileri hakkındaki görüşlerimizde yanılmayacağımız emin ve ehil idareciler seçebilme duası ile. (Kaynak: Abdullah Yıldız, “Kur’ân’ı Nasıl Yaşadılar?”, s. 211-215. Pınar Yayınları, İstanbul, 2017) Abdullah YILDIZ

Diğer Haberler
MAKALELER YAZARLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA