Karşı mıyım Çarşı mıyım?
Av.Murat SUCU
[email protected]
.

KARŞI MIYIM ÇARŞI MIYIM?

Önceki yazıda süreç boyunca Başkanlık Sistemine muhalefet ettiğimden bahsettim. Yanlış anlaşılmasın. “Başkanlık sistemi olmamalıdır veya yeniden önceki sisteme dönülmelidir” gibi bir abes fikriyat üzere değilim. Benim muhalefetim, zaman, zemin ve kişiye özel sistem kurmacası görünümüne ve yola çıkan adamların niyetlerindeki samimiyetsizliğeydi..

Nitekim görüyorsunuz, birazcık zoru görünce “acaba hata mı ettik? Hiç kimse memnun değil, herkes şikâyetçi.” Falan filan gibi içerden serzenişler, bıyık altı imalar duyuyoruz. Ötekiler zaten karşıydı, çarşıydı, geleni satar, gideni arardı. Ama içerden şikâyetler duymak tuhaf.

Bizim her şeyden önemli birinci sorunumuz insan kalitesi ve ahlak problemidir. Bunu çözemeden, dünyanın en harika kanunlarına, anayasasına sahip bile olsanız o sistemi işletip yürütmeyi beceremezsiniz. (Ki bu laf sanatıdır, böyle bir şeyin mümkünatı yoktur, kalitesiz ve ahlaksız insanlar, dünyanın en harika kanunlarına, anayasasına da sahip olamazlar)

Bilakis bir aşama geçildikten sonra, CUMHUR ittifakında ateş toplaması yapma mecburiyetine teslim olmamın sebebi de, karşı tarafın hala sistem tartışması laga lugası peşinde olmalarıdır. Yani Cumhur ittifakına “Eee hadi ne yapacaksan yap” deme hakkına sahibim. Ötekilere bunu desem “Önce sistemi değiştirmeliyiz” diyecekler. Halbuki bizim siyasetçilerden beklediğimiz NASIL YÖNETECEKLERİNİ TARTIŞIP DURMALARI DEĞİL, YÖNETME BECERİSİNİ GÖSTEREBİLMELERİDİR.. Başkan Trump bile sıkışınca “Ben yapmadım, hep Obama’nın suçu” diyor. Türkiye’de bir iktidar değişimi halinde, yeni iktidar da bütün netameli konuların suçunu önceki iktidara yıkıp, yeni temiz sayfa, yeni kredi sefası sürmeyi pek sever.. İşin komiği karşı taraf da “Biz yaptık bunlar yıktı” der ki, sorumluyu ara ki bulasın..

Şikâyet edilen pek çok hususun başkanlık sistemi ile devletin bekası, milletin selameti ile ilgisi yoktur. Yasama Organında, Yasama işi ile görevli milletvekilinin dirayetsizliği BAŞKANIN suçu değildir. Yargı görevini yerine getirenlerin kalitesizliği de BAŞKANIN suçu değildir. Birilerinin “bu sistem yürümüyor, başka sistem getirelim” demesi, aynen önceki halde olduğu gibi, ne yapacağını bilmeyen adamların, nasıl yapacağını tartışmasına benzer. Şimdi yeniden dönüp de “Bu sistem yürümüyor, başka sistem getirelim” laflarına karnımız toktur. Dünya alıp başını gidiyor, adamlar küresel sistemi yıkıp, yeniden kuruyor, bizimkiler hala yok başkanlık yok parlamenter sistem laga lugası ile milleti oyalıyor, kendini iş ve uğraşta gösterme telaşesinde, bir şey yapma derdi yok, beni bir şey yapıyor sansınlar yeter mantığıyla hareket ediyor. Bizim böyle budalalıklarla işimiz yok.

Nedir bu ahlayıp vahlayıp durdukları Parlamenter Sistem? Parlamenter sistemin ayırıcı özelliği ne? Kuvvetler ayrılığı diyemezsiniz. Çünkü Devletin yönetim erklerinin bir kısmının bir birleri arasında tabi-metbu, hiyerarşik bir ilişkisi olmaması, sistem meselesi ile değil, doğrudan o erkin mahiyetiyle ilgilidir. Yargı bağımsız olmazsa yargı olmaktan çıkar. Yasama Organı bir kişinin ağzına bakıyor, sadece kendi dışından bir iradenin isteklerinin kanunlaşmasına aracılık ediyorsa, Yasama Organı değildir. Bakanların meclis içinden olması, güvenoyu ilişkisi falan filan derseniz, bunlar da çok ayırıcı mahiyette değil.

Peki, nedir Parlamenter Sistem? Monarşiler, Meşruti (Meclisli) Monarşilere dönüşürken, bir kısım devletler tarihi hanedanlarını (kutsal, soy, aile) kaybetmiştir. Veya yeni bir devlet kurulmuş bu devlet, bi hanedan oluşturma ihtiyacı duymamıştır. İşte bu devletler güya kutsal, dokunulmaz, tarafsız, masum, sorumsuz, etliye sütlüye pek karışmayan, soydan bağımsız seçilen, devletin sembolik kişisi olacak bir makam ihtiyacı ile Cumhurbaşkanlığı gibi bir makam, koltuk, taht icat etmişler. Sembolik kral, despot kral arasında bir yelpazede, krallık makamına öykünmekten, onu örnek almaktan doğmuş bir makamdır parlamenter sistemdeki Cumhurbaşkanlığı. Parlamenter sistem dedikleri de budur.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminde henüz oturmamış, geleneği oluşmamış bazı hamlıklar olabilir. Biz bunları gözeterek muhalefet etmiştik zaten. Ama bu saatten sonra, “değiş tonton” deyip de eskiye dönüş peşinde koşmaya da muhalefet ederiz.

Esasen bu sistemden geriye dönüş de öyle kolaylıkla oluverecek bir iş değildir. Çünkü olabilecek en namüsait zaman ve zeminde, yapanların büyük çoğunluğunun dahi ne yaptığını, niçin yaptığını bilemediği heyecansız bir bilinç durumunda yapılabilmiştir. Öyleyse yapılabilmesinin yegâne sebebi büyük güç merkezlerinin stratejik, küçük güç merkezlerinin taktik işbirliğinin-onayının olmasıdır. Her sistem kendi içinde taraflara göre değişen avantaj ve dezavantajlar taşır. Cumhurbaşkanlığı sisteminin yürürlüğe konulabilmesi, iyi-kötü bütün tarafların bu değişimde, kendi menfaatlerine uygun bir imkân görmüş olmasındandır. Ben bu sistemden, normal şartlar altında, kısa vadede geriye dönüşü mümkün görmüyorum.   

Muhalefetin veya muhalefet bile olmayanların bu gibi boş beleş işlerle uğraşmak yerine, parti içi demokrasiyi, partilerin sağlıklı verimli işleyişini, milletvekilinin sahiden milletin vekili olmasını sağlayacak, ekonomide millet lehine verimliliğe hizmet edecek, her türlü yönetişim faaliyetinde kaliteyi artıracak… vs. vs. hususlarda çözümler üretmek üzere gayret sarf etmesi gerekir. 02.07.2019

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları
MAKALELER YAZARLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

ANKET

YENİ HUKÜMETİ HANGİ PARTİLER KURMALI

Tüm Anketleri Görmek ve Oy Kullanmak İçin Tıklayın