İnternet ve Teknoloji Bağımlığı
Özgür Zeynep ÖZÜMTÜRK - KIZILCAHAMAMHABER
.

İNTERNET VE TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI

Teknolojinin yaşamımızın her alanını ele geçirdiği bir çağda yaşıyoruz. Bu durumun yaşamımızı daha kaliteli, konforlu ve kolay hale getirmesi açısından pek çok olumlu tarafı olmakla birlikte; tüm bilinçsiz kullanılan şeylerde olduğu gibi teknolojik aletlerin ve internetin de yanlış ve gereksiz kullanıldığında; insan yaşamına ve doğasına olumsuz ve istenmedik bazı etkileri vardır.

Son günlerde uzmanlarca da; önemle üzerinde durulan internet ve teknoloji bağımlılığı, esasen tüm diğer bağımlılıklar gibi; kişinin bağımlısı olduğu şeye ulaşamadığında yaşadığı yoksunluk belirtileri ile kendini gösteren bir dizi dürtü kontrol bozukluğu kaynaklı, davranış örüntüsüdür. Bu sorun günümüzdeki durum düşünüldüğünde; sadece yetişkinleri değil gençleri ve hatta çocukları bile etkisi altına almaktadır.  İnternet ve teknoloji bağımlılığı dendiğinde aklımıza sadece online oynanan oyunlar gelse de aslında bu sorun da kendi içinde;

.Oyun bağımlılığı

.Sosyal medya bağımlılığı

.Alışveriş bağımlılığı

.Video, içerik bağımlılığı

.Şans oyunları bağımlılığı olmak üzere kategorize edilebilir.

Her yaştan bireyi tehdit eden bu bağımlılık türünün; insanın hem bedensel, hem ruhsal, hem zihinsel hem de sosyal becerilerini, yeterliliğini, sağlık ve iyilik durumunu bozan etkileri vardır.

Sürekli aynı pozisyonda kalarak ekrana bakmanın ya da mouse ve klavye kullanmanın hem kas ve kemik yapımız, hem duruşumuz hem de gözlerimiz ve beynimizin işleyişi üzerinde doğurduğu olumsuz sonuçlar vardır. İnsan bedeni ekran karşısında uzun süreler geçirmek üzerine dizayn edilmemiştir. Sürekli bilgisayar, tablet ve telefon kullanan bireylerde zamanla fiziksel bazı sorunlar baş gösterir bu da bireyin bedensel yeterliliğini kısıtlar ve yaşam kalitesini düşür.

Daha çok ruhsal problemleri olan insanların; diğer tüm bağımlılıklara olduğu gibi, internet bağımlılığına da aday olduğu düşünülmesine rağmen; aslında burada karşılıklı bir ilişki söz konusudur. İnternet bağımlılığının bir sonucu olarak da; kişinin var olan iyilik hali bozulabilmekte ya da var olan rahatsızlığının düzeyi ve boyutu da farklılaşabilmektedir. Yani örneğin içe kapanık yapıya sahip bir kişi sosyal ilişkiler yerine internette zaman geçirmeyi tercih ederek ruhsal uyumunun bozulmasına istemsizce katkıda bulunabilir. Yahut öfkeli ve depresif bir birey, internette oyun karşısında geçirdiği saatler ve gerginlikler sonucu daha öfkeli ve depresif hale gelebilmektedir. Bazen de bireyin görünürde hiçbir problemi olmamasına karşın; teknolojik araçlara olan ilgisi, düşkünlüğe daha sonra da bağımlılığa dönüşebilir. Bağımlılık ise zaten başlı başına bir ruhsal problemdir.

Gereğinden çok ekran karşısında geçirilen zamanın; insan zihnine verdiği ekstra yük ve hasarı da gözden kaçıramayız. Özellikle de genç nüfusumuz ve onların pırıl pırıl dimağları söz konusu olduğunda. Çocuklarımız, en verimli olabilecekleri, kendilerine zihinsel anlamda en güzel katkıları yapabilecekleri, düşünme ve irdeleme yeteneklerini geliştirebilecekleri bir dönemde; vakitlerinin büyük ve anlamlı bir bölümünü boşa harcamaktadır. Söz buraya kadar gelmişken evlatlarımızın o pırıl pırıl zihinleri üzerinde; oyun, video, film, müzik… v.s. adı altında değişik yöntemlerle yapılan, zihinsel koşullanmalara ve karakter değiştirme programlarına da değinmeden geçemeyeceğim. Henüz kişilik gelişimini tamamlamamış evlatlarımız; acaba bilgisayar ortamında oynadığı oyunun kurallarına uyarken aynı zamanda neleri de normalleştirip zihinsel anlamda kabul etmeye hazırlanıyor? Ya da izlediği video içeriği ya da klip; hangi davranışları cazip ve güzel gösteriyor? İnternette dolaşırken ansızın ortaya çıkan reklamlar; çocuklarımızı neleri fark etmeye davet ediyor? Tüm bunlar yaşına ve gelişimine uygun mu? Dışarıdan bakıldığında oldukça masum görünen oyunlar, reklamlar, videolar,… v.s. sizin çocuklarınızda görmek istediğiniz ailevi ve toplumsal değerlerinizle uyumlu mu? Bunu hiç düşündünüz mü?

Teknoloji ve internet bağımlılığı; aynı zamanda kişinin sosyal yaşamını ve ilişkilerini de olumsuz etkiler. Bağımlılık düzeyi arttıkça; internette geçirilen zaman süresi de artar. Sosyal ortamlarda bile, kişi kendini bulunduğu ortama tam olarak veremez. Bunun doğal sonucu olarak, etrafındaki bireylerce de ilişkilerde tercih edilmemeye başlar ve zamanla daha da yalnızlaşır. Yalnızlaştıkça daha çok yönelir ve bu bir kısır döngü olarak yaşamının eksenine oturur.

Tekrar söylemekte fayda görüyorum teknoloji; insan yaşamını daha kaliteli, konforlu ve kolay hale getirmesi açısından çağımızın olmazsa olmazı ancak beraberinde getirdiği problemlerden de olabildiğince az etkilenmek adına bilinçli ve doğru kullanılmalı. Şunu özellikle belirtmeliyim ki; 0-4 yaş arası çocuklar teknolojik aletlerden olabildiğince uzak tutulmalı, mümkünse hiç kullandırılmamalıdır. 4-6 yaşı kapsayan dönemde ise sadece merakını giderecek kadar yani aşağı yukarı günde yarım saat yetişkin gözetiminde kullanmasına izin verilebilir. İlköğretim birinci kademeye devam eden bir öğrenci  ise; günde 45 dakika maksimum 1 saati geçmemeli ve interneti yetişkin denetiminde kullanmalıdır. İlk öğretim ikinci kademeye denk gelen ön ergenlik sürecinde; bir buçuk saatin aşılmamasına gayret göstermelidir. Lise çağlarındaki genç için süre ortalama 2 saattir. Biz yetişkinler ise; günlük 2- 2,5 saatlik kullanım ile yetinmeliyiz diye düşünüyorum.

Teknoloji bağımlılığının oluşmadan önüne geçebilmek adına da; hepimiz evde bazı önleyici düzenlemeler yapabiliriz. Mesela bilgisayarı evin ortak kullanım alanlarından bir yere koyabiliriz. Ailece yapılabilecek aktivitelere daha fazla önem verebiliriz, çocuğumuzun sosyal anlamda gelişimini destekleyecek hobiler edinmesi için yeteneğine ve ilgilerine uygun olan alanlara yönlendirebiliriz… Ebeveyn olarak bizlerde kendi teknoloji kullanma alışkanlıklarımız üzerindeki denetimimize dikkat etmeliyiz ki diğer aile bireyleri, özellikle de çocuklarımız üzerinde olumsuz bir model olma etkisi yaratmayalım.

Şunu da unutmamalıyız ki; internet ve teknoloji bağımlılığı, yaşadığımız çağın getirdiği problem davranışlardan birisidir ve kendi bireysel çabalarımızla işin içinden çıkamadığımızda bir uzmandan yardım istemekten çekinmemeliyiz. Bazı hastaneler de, bu bağımlılık türünün tedavisine yardımcı olmak adına açılmış bölümlerde vardır. Tüm hemşerilerime teknolojinin nimetlerinden faydalanıp, zararlarını asgariye indirmeyi başardığımız mutlu günler diliyorum.

 

                                                                              Özgür Zeynep Özümtürk

                                                                              Uzman Psikolojik Danışman

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları
MAKALELER YAZARLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA