Hanginiz Süleyman ?
Av.Murat SUCU
[email protected]
.

HANGİNİZ SÜLEYMAN?

Yıllar, yıllar önce Eyüp Adliyesinde bir mahkeme kaleminde, yazılmış bir müzekkereyi mühürlemek için “Mühür nerde?” diye sordum. Herhalde yerinde yoktu. “Mühür en son şundaydı “ dediler.  Döndüm veya bekledim, bir an sonra gelen kişiye “Süleyman sen misin?” diye sordum. Benim anlık sorum, karşımda anlık bir yansıma buldu, “evet” deyip mührü uzattı mübaşir..

Mühür ta peygamberden beridir, devletin, yetkinin, EHLİYETİN somut simgesi, tamamlayıcı aletidir. Bir Süleyman varsa ona Mühür Gerekir. Bir Mühür varsa sahibi SÜLEYMAN olsa gerektir.

Zor zamanlardan geçiyoruz. Hep, bi ömür zor zamanlar geçirdik. Kimimiz gün gördü. Kimimiz gün görmeden öldü. Kimimizin ömrü, Antalya’da yaz sıcağında geçiyor. Plajda, yaylım saçak, kimimiz sanki hep kutuplarda, bir mağarada veya hayatın bodrum katlarında. Zor zamanlardan geçtik, Zorun zoru zamanlara geldik. Eli kulağında bir kâbus beklediğimiz. Bazen uykularımız kaçıyor, paranoyaya bağlıyoruz, kötümserliğin dibini bulup, tekerini çevirip duranlara, mal mülk yığanlara, gamsız süt limanına uğrayanlara, onların “Bütün içkiler benden” havasına, direk dansı dansçısına taktığı dolarlara, sütredeki muamele odasında attığı, atabildiği kahkahalara hayret, hayret ediyoruz.

Yerel seçim sathı mailine girdik. Adaylar belirlendi, belirleniyor. Kifayetsiz muhteris, olağan şüpheli, tüm zamanların en kötü, en hep muhalefeti CHP, ona atılan İP ve Parti ve kadro olarak yaşlanmış, yorgun ve hala hayretsiz şaşkın, gözünü para bürümüş adına kah AKAPE, kah AKP dediğimiz hala genç, saf, samimi, yerli ve milli AK PARTİ ve hep genç, hep diri, yerli ve milli ve fakat tuhaf anlaşılmaz MHP yeni bir seçim için kolları sıvadı.

Dünyanın yıkılıp yeniden yapıldığı, bütün mahfillerde “KANLI MI OLACAK KANSIZ MI?” sorusuna cevap aranan bir vetirede Muhtar, Belediye Başkanı, Aza ve Meclis üyesi seçmek için seçilmek için heyecan, telaş başladı. Ben müzmin ümitsizliğimle, kurtuluşu kaygısızlıkta bulmuş umursamazlığımla olayları uzaktan seyrederken, memleketten bir haberle ümitlenip canlandım. “Süleyman Başkan adayı olacak gibi” dediler. “O aday adayı oldu mu? İlçe başkanı değil miydi?”, “Evet öyle ama sanki olacak gibi adı konuşuluyor” dediler. Sonra istifa ve aday adaylığı gerçekleşti. Siyasetin yerel çelmeli tuhaflığında biraz endişe ve şüphe oluşsa da nihayetinde ADAYLIĞI DA KESİNLEŞTİ.

Niçin canlanıp, ümitlendim? AKAPE, AKP, AK PARTİ adayı olabilmek için her yerde insanların türlü dalavereler çevirip, kuyular kazıp, iftiralarla ayak kaydırıp, rüşvet, iltimas, yalan vaat ve AMERİKAN VARİ PROBAGANDA yollarına başvurabildiği bir zamanda, kendi halinde işinde gücünde, mecburen dava dert endişesiyle ilçe başkanı olmuş bir arkadaşımızın aday adayı bile olmadığı halde öne çıkarılıp ADAY yapılabilmesi, hem Kızılcahamam hem Türkiye açısından Ümit verecek, Canlanmaya sebep olacak bir sonuçtur.

Hele ki zor, zorun zoru zamanlar korkularının alıp başını gittiği, ama hiç başımızdan eksilmediği bir zamanda böyle bir durumun memleketinde meydana gelmesi insanı sevindiriyor.

Süleyman Bey Başkanım, uydum kalabalığa AK PARTİLİSİ değildir. Süleyman Bey Kardeşim, fırsat, imkân, kariyer, kazanç, menfaat AK PARTİLİSİ değildir. Süleyman Bey Ağam kibir, büyüklenme, hesap AK PARTİLİSİ değildir. Hesap adamıdır, işi hesap yapmaktır, ama içten pazarlık, kuyu kazma, göz oyma AK PARTİLİSİ hiç değildir. Süleyman Bey mecburiyet, vazife, dava AK PARTİLİSİDİR.

Peygamber Efendimizi duyan bir bedevi bulunduğu ortama gelir. Her halde çok bakmadan, kenardan izlemeden, dinlemeden, tartmadan “HANGİNİZ MUHAMMED?” diye sorar. Çünkü Peygamberimizin sırmalı kaftanı, kurulduğu tahtı yoktur. İnsanlar içinde bir insan, arkadaşları arasında bir arkadaş olarak ilk giren tarafından teşhis edilebilecek bir FARKLILIĞI yoktur. Çölden gelen bir bedevi onu ancak “HANGİNİZ MUHAMMED” diye sorarak tanıyabilir. Süleyman Bey’de işte öyle bir arkadaşımızdır.

Bütün adaylar kesinleşmiş değil. Beklenen İYİ Parti’den Coşkun Bey abimizin aday olacağıdır. Coşkun Bey samimi, gayretli, atak bir yerel siyasetçi olarak önceki dönemde hatasıyla sevabıyla elinden geleni yapmıştır. Kızılcahamam’a hizmetini inkâr etmeyiz, takdirle anarız. Bundan sonrada başka türlü hizmetleri olabilir.  Kişilik ve kültür olarak sanki biraz janjanlı işlere meraklıdır. Hep takdirle anarım ben yüzmeye sünnet nazarı ile bakmayı Coşkun Başkan’ın Yüzme Havuzu açılış konuşmasından öğrendim. Belki biliyordum, ama ondan öğrendikten sonra bi daha unutmadım. Bu takdir ama KADİR BEY KALESİ DE ilk gördüğüm andan itibaren, “bu ne?” deyip anlayamadığım bir tuhaflıktır. Nihayetinde bence Coşkun Başkan ZOR ZAMANLAR BAŞKANI DEĞİLDİR. Takdir milletin.

Arkadaşlarımın dayısı Muhittin Bey’de artık rahatça emekliliğini yaşayabilir. Siyaset herkesin harcı değil. Küsmece, darılmaca, sırtından vurdun sitemleri lüzumsuz, faydasızdır.

Siyaset, denge, gözetme, yönlendirme sanatıdır.

Bir toplum bugünkü siyasi sistem içinde niçin Belediye Başkanı seçer? Belediye Başkanının işi nedir? Yerel kamu hizmetleri falan filan işin çöpü çomağıdır. Bir belediye başkanının bu hizmetlerin  yapılmasından çok daha önemli bir işlevi vardır. Bu işlev bütün her şeyden daha önemlidir. Nedir?

Kendisini seçenlerin önderi, öncüsü, reisi BAŞKANI olmak. Belediye Başkanı sadece bir kurumsal yapının, devlet aygıtının bir parçasının, bir hizmet örgütlenmesinin Başkanı değildir. Belediye Başkanı seçmenlerin Başkanıdır ve bütün yaptıklarını seçmenlerin başı olarak yapar, yapmalıdır. Belediye Başkanı’nın seçmeniyle ilişkisi Seçimle kurulup tamama erecek bir ilişki değil, seçimle belli olan, adı konulan ve her an etkileşimi devam edecek olan bir ilişkidir.

Binaların, Makinelerin, İşlerin, Paranın Başkana ihtiyacı olmaz.

Ama insanlar BAŞSIZ yapamaz. 02.01.2018

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları
MAKALELER YAZARLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

Instagram
ANKET

YENİ HUKÜMETİ HANGİ PARTİLER KURMALI

Tüm Anketleri Görmek ve Oy Kullanmak İçin Tıklayın