Ana Sayfa  /  Kızılcahamam  /  Emrullah İşler 2014 yılında iki ilk yaşayacağız
  • Facebook da Paylaş
Emrullah İşler 2014 yılında iki ilk yaşayacağız
  • 14-01-2014
  • 1 yorum
  • 5414 okunma
Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler Büyükelçiler Konferansında yaptığı konuşmada 2014 yılında iki ilk yaşanacağını söyledi.

Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler Büyükelçiler Konferansında yaptığı konuşmada 2014 yılında iki ilk yaşanacağını söyledi.

"Bunlardan birisi cumhurbaşkanının ilk kez halk tarafından seçilecek olması, diğeri de yurt dışındaki vatandaşlarımızın ilk defa oy kullanacak olmalarıdır" diyen İşler, "Yurt dışındaki vatandaşlarımızın bulunduğunuz ülkelerde rahatlıkla oy kullanmalarını sağlayacağınıza olan inancım tamdır" dedi.

Başbakan Yardımcısı İşler' in konuşması şöyle:

"Dışişleri bakanlığımızın altıncısını düzenlediği büyükelçiler toplantısında, köklü bir bakanlık kültürüne ve geçmişine sahip siz değerli büyükelçilerle birlikte olmaktan mutluluk duyduğumu ifade etmek istiyorum.

Ayrıca, değerli Dışişleri bakanımıza da sizlerle beraber olma fırsatını verdiği için teşekkür ediyorum.

Son on iki yılda Türkiye'nin bölgesel güç kapasitesini ve küresel etkinliğini artırma adına gösterdiği gayret, bütün dünya tarafından farkedilen bir hakikattir. Bu dönemde Tek taraflı çıkar ilişkisine dayanmayan, etnik, kültürel, dini ve siyasi farklılıklara bakmadan, tüm ülkelerle ilişkiler geliştirme anlayışıyla hareket edilmiştir. Bu özgün dış politika anlayışı, ülkemize hem bölgesinde hem de küresel ölçekte artan bir saygınlık kazandırmıştır.

Başbakan yardımcılığıma bağlı, yurt dışında sizlerle birlikte çalışan üç büyük kurumumuz vardır. Bunlardan birisi olan TİKA, yeni uluslararası ilişkiler perspektifinde giderek daha işlevsel bir hale gelen yumuşak güç unsurunun bir gereği olarak ülkemiz adına dünyanın her yerinde faaliyetlerde bulunmaktadır. Bölgesel aidiyet, çok taraflılık ve işbirliği vizyonuyla inşa edilen kazan/kazan denklemi bölgesel istikrara katkıda bulunmakla birlikte, yumuşak gücümüzün de temel kaynağını oluşturmaktadır.

Türkiye 1980 ve 1990'larda IMF ve dünya bankası kredilerinin başlıca alıcısı iken çok yakın zamanda IMF'ye borç veren ülke konumuna gelmiştir. Ekonomimizde meydana gelen bu gelişmenin resmi kalkınma yardımlarımıza da doğrudan yansıdığını, böylece alan el olmaktan kurtulup veren el haline haline geldiğimizi vurgulamak istiyorum. Ancak, Türkiye'nin yardım eden ülke konumuna gelmesinde ve bu hususta uluslararası arenada ön plana çıkan bir aktör olmasındaki faktörlerin başında Türkiye'nin kendine özgü tarihi ve geleneksel kodlarının, sahip olduğu 'yardım felsefesinin' payı büyüktür. Türkiye'nin yardım politikasında ortaya koyduğu bu anlayış sayesinde diğer yardım kuruluşlarından farkımız net bir şekilde ön plana çıkmıştır. 'Geleneksel donör' dediğimiz ülkelerin yardımlarının sorgulanır hale geldiği günümüzde ülkemizin yardımları uluslararası kamuoyu tarafından takdir toplamaktadır. Elbette Türkiye'nin ve TİKA'nın geldiği bu konum bir tesadüf değildir. Bu noktada TİKA'nın kalkınma yardımı yaparken dikkat ettiği hususlara değinmek de yerinde olacaktır.

TİKA öncelikle, dünya genelindeki geleneksel yardım modelinin bir alternatifi olarak 'uluslararası işbirliği ve dayanışmayı' dikkate almaktadır. Bunun yanında dünya çapındaki uluslararası yardım kuruluşlarından farklı olarak sahada doğrudan aktif çalışmayı kendine prensip edinmiştir. Masa başında oturarak proje üretmek yerine, uzman personelimiz, ülkemizi temsil eden büyükelçilikler ve konsolosluklarımız ile işbirliği halinde dünyanın her yerinde proje gerçekleştirmektedir.

Başbakanımız sayın recep Tayyip Erdoğan'ın bizzat ailesi, bakanlar, bürokratlar, gazeteciler,

Sanatçılar ve işadamları ile 2011'in ağustos ayında Somali'yi ziyaret etmesi, bu ülkenin tarihinde bir dönüm noktası oldu. Söz konusu ziyaret dünya basınında büyük yankı uyandırmış, Somali'yi dünya kamuoyu gündemine taşımıştır. Somali tecrübesi uluslararası yardım alanında bir Türkiye modelidir. Türkiye yeni insani diplomasi anlayışında sadece uluslararası kuruluşların aldığı kararlar çerçevesinde yardım politikasını belirleyen bir ülke olmanın ötesinde, bu konuda öncü konumuna gelmiştir. Sayın başbakanımızın ifadesiyle hiç kimse yokmuş gibi Afrika'da ve dünyanın her yerinde olmaya devam edeceğiz.

TİKA yurtdışında projeler gerçekleştirirken ülkemizin resmi kurumları ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği tesis etmekte, böylece kurumsal kapasitelerin tecrübe paylaşımı yoluyla yurtdışına ihracı sağlanmaktadır. Bu kapsamda bakanlıklar, üniversiteler, belediyeler ve STK'larla çok sayıda ortak proje ve faaliyet yürütülmektedir.

TİKA'nın dolaylı ancak çok önemli diğer bir etkisi ise bulunduğu ülkelerde sosyal barışa çeşitli vesilelerle sağladığı katkıdır. Buna en güzel örnek UNDP tarafından da örnek proje seçilen Makedonya'daki birçok etnisitenin bir araya geldiği arıcılık projesidir. Bu ve bunun gibi projeler sayesinde insanların birbiriyle kaynaşması, işbirliği çerçevesinde barış içinde birtakım faaliyetlerde bulunması teşvik edilmiştir.

Tarihi hafızanın korunması TİKA'nın üstlendiği en önemli görevlerden biri olmaktadır. Meksika'ya adım attığınızda başkent Mexico City'de bir Osmanlı saat kulesi, Etiyopya'nın harar eyaletinde son Osmanlı konsolosunun evi, Cezayir'de Keçiova camii, dayı sarayı, el-paşa mescidi ve bey sarayı ve taş işlemeciliğinde bir şaheser olan büyük Selçuklu imparatoru sultan Sencer türbesi gibi pek çok önemli eser TİKA tarafından restore edilmektedir.

Görüldüğü gibi Türkiye, TİKA aracılığıyla Adriyatik'ten Çin seddine, Ortadoğu'dan Kafkaslara kadar ata yadigârı eserlere sahip çıkmaktadır.

Tarihi ve kültürel olarak ortak bir mirası paylaştığımız Orta Asya ülkeleri ile geçmiş gelecek çizgisinde tesis ettiğimiz sağlam işbirliği faaliyetleri; eğitim, kültür, sağlık, altyapı vb. her alanda devam etmektedir. Bu programların verimli olmasından dolayı işbirliği taleplerinde de artış görünmektedir.

TİKA, geçtiğimiz yüzyıl boyunca kanla, savaşla, göçlerle çalkalanan, acılara tanıklık eden Balkan ülkeleri ve Balkan halklarıyla işbirliği yaparak bölge insanının birbiriyle daha fazla iletişime geçmesini sağlamaktadır. Bu coğrafyada güvenliğin ve istikrarın tesisi için ekonomik kalkınmayı teşvik ederek balkanlarla olan bağını daha da güçlendirme yolunda çalışmalarına devam etmektedir.

Bilindiği üzere 2005 yılının ülkemizde 'Afrika yılı' ilan edilmesiyle beraber Afrika kıtası özel bir öneme haiz olmuştur. Dış politikamızın yumuşak gücü kuruluşlarımızdan biri olan TİKA'ya bu noktada büyük görev düşmüştür.

Afrika'da yapılan her proje yerini bulmakta, bölge halkına büyük destek sağlamaktadır. Bütün bu projeleri hayata geçirirken tepeden bakan bir zihniyetten ziyade, karşılıklı öğrenmeye dayalı kardeşlik ve saygı çerçevesinde hareket edilmektedir.

Son 2 yılda yaşanan krizlerin ve sıkıntıların derin bir şekilde hissedildiği Ortadoğu'da bu sıkıntıların asgari seviyeye indirilmesi, yaraların sarılabilmesi için büyük bir çaba sarf ediyoruz. Filistin, yemen, Lübnan, Libya ve Tunus'ta önemli faaliyetlere imza atıyoruz. Bu çerçevede, Filistin Ramallah'ta tam donanımlı inşa edilen okul yetkililere teslim edilmiş, Gazze İslam üniversitesinde okuyan binlerce öğrenciye eğitim bursu verilmiştir. Gazze'de tamamlandığında batı Şeria'nın ve Gazze Şeridi'nin en büyük hastanelerinden birisi olacak 150 yataklı Filistin-Türkiye dostluk hastanesi kurulmaktadır.

Sizlerin de bildiği gibi TİKA din, dil, ırk ayırt etmeksizin Somali'den Ukrayna'ya Meksika'dan Moğolistan'a kadar dünyanın beş kıtasında ülkemizin bayrağını dalgalandırmaktadır. Bunu yaparken yılların getirdiği tecrübesini sahaya doğrudan yansıtmaktadır.

2012 yılında Türkiye'nin resmi kalkınma yardımları toplam 2 milyar 530 milyar diğer yardımlarla toplam kalkınma yardımları tutarı 3 milyar ABD Doları'nın üzerindedir. Bu meblağ ışığında; OECD verilerine göre küresel resmi kalkınma yardımlarının önceki yıllara göre düşüş gösterdiği bir dönemde ülkemizin bir önceki yıla göre, 2012 yılı resmi kalkınma yardımını yaklaşık iki katına çıkarması ve artış hızında birinci olması iftihar edilecek bir husustur. TİKA, bu yardımları ile 2012 yılında OECD/DAC ülkeleri arasında dördüncü sırada yer almıştır.

Ülkemizin yumuşak gücü kuruluşlarından biri olan TİKA'nın bu zorlu bayrak yarışında en büyük destekçilerinin siz büyükelçilerimiz olduğunu biliyoruz. TİKA'nın faaliyetlerine yaptığınız katkı ve desteklerinizden dolayı hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Değerli Büyükelçiler,

Bakanlığıma bağlı kurumlardan olan yurt dışı Türkler ve akraba toplulukları başkanlığı bildiğiniz üzere 2010 yılında kuruldu. Yurt dışı Türkler ve akraba toplulukları başkanlığı, dünyanın 155 ülkesinde sayıları 6 milyonu bulan vatandaşımızın, soydaş ve akraba topluluklarının karşılaştıkları sorunları ortak akılla çözüme kavuşturmak için faaliyetlerde bulunmaktadır.

Üç buçuk yıl gibi kısa bir süre önce kurulmasına rağmen, teşkilatlanma çalışmaları bitirilerek sonuç odaklı çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. Artık YTB alanda sizlerle birlikte işbirliği içerisinde çalışacak duruma gelmiştir.

Bugün ülkemiz yıllardır çözülemeyen sorunları ile cesaretle yüzleşmekte, reform niteliğinde attığı adımlarla bu sorunların çözümü için gayret sarf etmektedir. Daha demokratik, özgür ve güçlü bir Türkiye olma yolundaki kararlı politikamız bölgemize ilham vermektedir

Dünya genelinde vatandaşlarımızın kurduğu yaklaşık 5.000STK mevcuttur. Başkanlığımız, sivil toplum kuruluşlarına yönelik olarak yürüttüğü idari ve mali destek çalışmaları kapsamında bir taraftan STK'ların projelerini desteklerken diğer taraftan lobicilik, sosyal medya kullanımı gibi konularda verdiği eğitimlerle kapasite geliştirme çalışmalarını yürütmektedir. Bu çerçevede, 7 ülke 10 şehirde STK eğitim programları başlatılmıştır. 2011 2013 yılları arasında STK'lar tarafından yapılan 1.110 proje başvurusundan uygun görülen 321 tanesi desteklenmiştir.

Yurt dışı Türkler ve akraba toplulukları başkanlığı, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız için orta ve uzun vadeli çalışmalar yapmaktadır.

YTB olarak yurtdışında yürüttüğümüz faaliyetlerde; Yönetime katılma, Türkçe öğrenilmesi, çift dilli anaokulları, kültürel-dini değerler, kimlik sorunları, insan hakları ihlalleri ve gençlik dairelerine alınan çocuklarımız stratejik amaç olarak belirledik.

Bu çerçevede;

Yurtdışında yapılan seçimlerde vatandaşların sandığa gitmesi konusunda STK'larla ortak çalışmalar yapılmıştır. Almanya ve Avusturya seçimleri buna örnektir.

YTB, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarını tespit etmek ve sorunlarına ilişkin çözüm önerileri geliştirebilmek amacıyla Almanya, Fransa, Hollanda, İsviçre, Belçika, Danimarka, ABD, kanada, İngiltere gibi ülkeler başta olmak üzere 14 ülkede yurtdışı vatandaşlar ülke strateji belgesi çalışmalarını başlatmıştır.

Bu kapsamda yürütülecek çalışmalarda yol haritası oluşturulması amacıyla 7 ülkede soydaş ve akraba topluluklara ilişkin durum analizi yapılmış ve öneriler geliştirilmiştir.

Diğer taraftan ülkemizin bölgesel ve küresel vizyonuyla uyumlu, ülkeler arası ekonomik, sosyal ve kültürel işbirliğini geliştirmeye yönelik ve ülkemizin 4,3 milyona ulaşan uluslararası öğrenci pazarından daha fazla pay almasını sağlamak amacıyla 1991 yılından itibaren uygulanan büyük öğrenci projesi yeniden ele alınarak 2011 yılında öğrenci strateji belgesi, 2012 yılında da Türkiye bursları markası oluşturulmuştur.

Türkiye bursları kapsamında, ülkemizde yaklaşık 13.000öğrenci eğitim görmektedir. Bu bağlamda 2013'te 140 ülkeden 56.000 başvuru alınmış, bunlardan 4.391 öğrenci çeşitli Türk üniversitelerine yerleştirilmiştir.

Devlet olarak yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız veya soydaşlarımız size ve bulundukları ülkeye emanettir.

Nerede bir vatandaşımız nerede bir soydaşımız ve nerede bir akrabamız varsa biz Türkiye olarak oradayız. Bulunduğunuz ülkelerde Türkiye'nin temsilcileri olarak vatandaş soydaş ve akrabalarımızın dertleriyle dertlenin, zira varlık sebebimizin onların varlığı olduğunu asla unutmayınız.

Güzel bir tevafuk olarak 2014 yılında iki ilki birden yaşayacağız. Bunlardan birisi cumhurbaşkanının ilk kez halk tarafından seçilecek olması, diğeri de yurt dışındaki vatandaşlarımızın ilk defa oy kullanacak olmalarıdır. Yurt dışındaki vatandaşlarımızın bulunduğunuz ülkelerde rahatlıkla oy kullanmalarını sağlayacağınıza olan inancım tamdır.

Bakanlığıma bağlı kurumlardan birisi de cumhuriyetle yaşıt olan diyanet işleri başkanlığıdır.

Diyanet işleri başkanlığı gerek yurt içinde gerekse yurt dışında önemli görevler ifa eden, İslam'ın doğru algılanıp, doğru yaşanılmasını öğreten bir kuruluşumuzdur.

Soğuk savaş sonrası dönemde devletlerarasında konvansiyonel savaş riski azalırken, küreselleşme sürecinin de etkisiyle pek çok ülkede dini, etnik, kültürel ve siyasi temelli aşırılığın arttığı görülmektedir. 11 Eylül olaylarının yarattığı güvensizlik ortamı ise özellikle Avrupa ülkelerinde yabancı düşmanlığını tetiklemiş, ırkçı ve İslamofobik siyasi akımları güçlendirmiştir. Bu nedenle 2000'li yıllardan itibaren Avrupa kıtasında demokratik ülkelerde dahi dışlayıcı ve ayrımcı uygulamalar yaygınlaşmıştır.

Toplumda İslam korkusu, göçmen karşıtlığı, yabancı düşmanlığı gibi unsurlar üzerinden ortaya çıkan bu uygulamalar Avrupa'daki sosyal ve siyasi hayatı derinden etkilemekte ve bunun sonucunda aşırı sağcı partiler Avrupa siyasetinde etkin rol oynamaktadırlar. Aşırı sağcı partilerin ayrımcı ve dışlayıcı bakış açıları merkez sağ partilerin gündemlerini de aşırılıkçı perspektife kaydırmaktadır. Bu ortamda nefret ve korku temelli bir bakış açısıyla şekillenen 'öteki' tanımı, ekonomik krizden etkilenmekte ve çok kültürlülük perspektiflerini zedelemektedir.

İşte tam da bu noktada diyanet işleri başkanlığımızın yurt dışı faaliyetleri önemli bir misyonu yerine getirmektedir. İyi yetişmiş, çağın gerektirdiği donanıma sahip, diyanet personelimiz şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da görevlerini en iyi şekilde yapmaya devam edeceklerdir.

Türkiye, insanların elçiliklerine daha rahat girebildikleri, elçilerine daha rahat ulaşabildikleri bir ülke haline gelmiştir. AK Parti hükümetlerince yakaladığımız ekonomik dinamizm başta olmak üzere her alanda attığımız büyük adımlar ülkemizi fırsatlarla tehditlerin iç içe geçtiği bu süreçte değişimin odağında bulunan merkez ülke konumuna yükseltmiştir. Bu değişim dinamizmi, bir yandan ülkemizi cazibe merkezine dönüştürürken, diğer yandan 'yumuşak güç' unsuru haline getirmiştir. Yumuşak gücümüzün sacayağı olan TİKA, YTB ve Diyanet İşleri Başkanlığının yurt dışında açtığı ofislerin, sizlerin işbirliğiyle yapacakları faaliyetler ve gerçekleştirecekleri projeler ülkemizi çok daha ileriye götürecektir.

Tarihten ders alarak dünyadaki yerimizi sağlamlaştırmanın ve iradesine önem atfedilen ülke olmanın yollarını aramalıyız. Bunun hem iç, hem de dış siyasette ilkeli ve planlı hareket etmekten geçtiği bilincinde olmalıyız. Bu konuda devletin yetişmiş görevlileri olarak sizlere gerçekten büyük görevler düşmektedir. Bulunduğunuz ülkelerde gerek milletimizin ve devletimizin temsili noktasında, gerekse dünyaya açılan işadamlarımızın bulundukları ülkelerde başarılı çalışmalar yapmaları için elinizden gelen gayreti gösterdiğinize ve göstereceğinize olan inancım tamdır.

Konuşmamın sonunda, ülkemiz adına yürüttüğünüz bu önemli ve onurlu görevinizde, sizlere başarılar diliyor, hepinizi muhabbetle selamlıyorum.

Etiketler : Emrullah - İşler - 2014 - yılında - iki - ilk - yaşayacağız -
YORUMLAR
  • Oğuzhan Gürsoy   15-01-2014 00:40

    Yazın buraya bir sonraki Dışişleri Bakanı Emrullah İşler'dir... Yakışır.

Diğer Haberler
MAKALELER YAZARLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

Instagram