Ana Sayfa  /  Kızılcahamam  /  Çanakkale savaşı ile ilgili yanlış bilgiler
  • Facebook da Paylaş
Çanakkale savaşı ile ilgili yanlış bilgiler
  • 18-03-2010
  • 18 yorum
  • 5581 okunma
Çanakkale Destanı ne kadar överseniz övün hakkı teslim edilecek bir destan değil. Ancakdoğru sanılan pek çok yanlış tarihi bilgi olduğu da su götürmez bir gerçek. Gelin bu kez zaferi bilinmezlerine bakarak analım.

Fazıl Yazıcı’nın kaleme aldığı Yitik Hazine Yayınları’nın yayımladığı “Çanakkale’nin Bilinmezleri Çanakkale, farklı teknik kullanıyor ve kısa anekdotlarla büyük savaşın renklerini tuvale aktarıyor. Eser bir anlamda resimde küçük parçaların birleşmesiyle yapılan kolaj çalışmasının kitapta hayat bulmuş şekli. Çanakkale’ye ait küçük parçalar iyi bir tasnifle bir araya getirilmiş, sonunda da ortaya savaşın resmi çıkmış ancak hâkim renk kırmızı.

Savaşa dair bilmediğimiz ne de çok konu varmış dedirten başlıklar kendi bilgilerinizi sınayan sorular olarak zihninize üşüşüyor: “İngilizler neden Allah Allah diyerek ilerlediler?” “Hangi ganimete Türkler el sürmezken Almanlar bayram etti?” “İngiliz saygısızlığına karşı Osmanlı terbiyesi nasıl gösterildi.” “1915’te şehit düşen bir kahraman nüfustan düşerken vefat tarihine neden 1919 senesi yazıldı?” “Şehitlerin üzerinden çıkan kâğıtlarda ne yazardı?” “Osmanlılar 18 Mart Zaferi’ni neden 5 Mart’ta kutlardı?” “Fatih Sultan Mehmed’in asırlar evvelinden gelen askerî zekâsı, Çanakkale Muharebelerinde ordumuzun işini nasıl kolaylaştırdı?” “Yıllar yılı Çanakkale’nin Geçilmez olduğunu dünyaya ilan eden kahramanlar kimlerdi?” Soruları çoğaltmak mümkün ve cevaplarını bulmak için çoğu ilk defa yayınlanan Çanakkale fotoğrafları yerine kitabın metinlerine odaklanmak şart"

“Çanakkale’nin Bilinmezleri” kitabında sadece Çanakkale Savaşları’na yer verilmemiş. Osmanlıların ilk dönemlerinden itibaren Çanakkale’nin önemi, burada yaşanan mühim hadiselerin eşliğinde verilmiş. Böylece aslında bir manada Osmanlı’nın Çanakkale Müdafaası’nın Orhan Gazi döneminden itibaren başladığını anlıyorsunuz.

Tarih boyunca Çanakkale geçilmez diyen sadece 1915’teki kahramanlar olmadığını da eserin Osmanlı’nın Çanakkale’si kısmında görüyorsunuz. Saruca Paşa, Çalı Bey, Kaptan-ı Derya Murad Paşa,  Köprülü Mehmed Paşa gibi pek çok kahraman yıllar yılı bu Boğaz’da boğaz boğaza savaş vermiş.

Eser, Çanakkale’yi bilinmezleri ile öğrenmek isteyenlerin okuması gereken nitelikli bir çalışma.

Haber 7 Kitap Dünyası ekibi olarak sizler için Çanakkale Savaşılarının yıldönümünde sizlere göz kirası olarak kitaptan Çanakkale Savaşlarıyla ilgili doğru sanılan yanlış bilgiler bölümünü seçtik.

Anlaşmayı Kim İstedi

Çanakkale Savaşları öncesinde Osmanlı hükümetiyle Almanlar arasında yapılan gizli ittifak anlaşmasına istekli taraf, sanılanın aksi­ne Almanlar değil Osmanlılardır. Teklif Almanlardan gelmemiş, Os­manlılardan gitmiştir. Dönemin Alman Büyükelçisi Wangenheim'ın ve Şansölye Betmann Hollweg'in bütün itirazlarına rağmen Kayser II. Wilhelm'in emriyle 2 Ağustos 1914'te Osmanlı Alman ittifak anlaşma­sı imzalanmıştır.

***

Savaşın Adı

Çanakkale Savaşları her ne kadar tarihimize bu adla geçmişse de savaşın büyük kısmı Çanakkale'de değil karşısında yer alan Gelibolu Yarımadası'nda geçmiştir. Bu sebeple yabancı devletler tarafından Ça­nakkale Savaşlarına ülkemizdeki isimlendirmeden farklı olarak Gelibo­lu (Gallipoli) Savaşları denilmiştir.

***

Çanakkale Savaşları ve Millî Mücadele

Çanakkale Muharebeleri, İstiklal Harbi veya Millî Mücadele için­de yer almaz. Çanakkale Savaşları o dönemki ismiyle "Büyük Savaş" ın I. Dünya Savaşı'nın bir cephesinde yaşanmıştır. Ancak ülkemizde Ça­nakkale Savaşlarının yıldönümleri topyekun tarihe olan alakanın zirve yaptığı bir zaman dilimi olmaktadır.

Çanakkale***

Çanakkale'nin Komutanı

Çanakkale Muharebeleri'ni gerçekleştiren ordu 5. Ordu olup bu or­dunun başında sanılanın aksine Esad Paşa, Mustafa Kemal veya Cevad Paşa değil Alman kumandan Liman van Sanders bulunmaktadır. An­cak savaşın kazanılmasında Liman Paşa'nın ne kadar rolü olduğu çok tartışmalı bir husustur.

***

Enver Paşa

Enver Paşa Osmanlı Devleti'nin kurtuluşunu I. Dünya Savaşı'nda kazanılacak bir başarıya bağlamıştır. Alman yanlısı olduğu doğrudur. Ancak Enver Paşa'nın bir Alman kuklası olup onların her isteğini yerine getirmeye çalışan silik bir karakter şeklinde gösterilmesi doğru değildir. Bizzat Alman belgeleri ve Alman subayların hatıraları Enver Paşa'nın pek çok hususta Alman askerî yetkilileri dinlemediği ve kendi doğruları sebebiyle onlarla çatıştığını göstermektedir.

***

Çanakkale'de Sadece Türkler mi Savaştı

Çanakkale Savaşları anlatan kitaplarda Osmanlı kuvvetleri yerine ısrarla Türk vurgusu yapılır. Bunun sebebi Çanakkale Savaşları'nın Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasında oynadığı mühim rolden kaynaklanıyor olabilir. Ancak burada Türk vurgusu bir etnik köken olarak vurgulanırsa yanlışlık yapılmış olur. Zira Osmanlı saflarında her ne ka­dar asli unsur Türklerden oluşsa da Kürtler, Araplar, Boşnaklar, Çerkezler, Arnavutlar vd. bulunduğu gibi Tunus, Afganistan, Cezayir, Filistin, Suriye, Lübnan, Arabistan, Irak ve Kafkaslar gibi çok uzak coğrafyalar­dan gelenler de vardır.

***

Müttefikler Yenildiği İçin Yenik mi Sayıldık

Yıllar yılı ders kitaplarında adeta ezberletilen bir ifade vardır: "Os­manlı Devleti, I. Dünya Savaşı'nda yenilmedi, ama müttefikleri yenil­diği için kendisi de yenik sayıldı." Bu ifade her ne kadar millî hislere tercüman olsa da tarihî gerçeklerle tam olarak örtüşmemektedir.

Os­manlı askerleri cephelerde takdire şayan kahramanlıklar göstermiştir. Ancak I. Dünya Savaşı'nda yer alan Kafkas (Doğu) Cephesi, Irak Cep­hesi, Kanal Cephesi, Filistin - Suriye Cephesi, Yemen ve Hicaz Cephe­si, Galiçya, Makedonya, Romanya Cephesi'nde alınan neticeler mağ­lubiyettir. Bunlar içinde Kafkas Cephesi'nde Sarıkamış Harekatı'nda, Irak Cephesi'nde Kutel Amara'da, Galiçya'da, Filistin'de destansı mü­cadeleler verilmiş, kısmi başarılar da elde edilmiştir. Lakin genel neti­ce mağlubiyettir. Osmanlı'nın savaştığı -ana hatlarıyla- altı cepheden sadece Çanakkale'de galip gelmesi gerçeği karşımızda durmaktadır. Bu sebeple aslında Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı'nda müttefikleri ye­nildiği için yenik sayılmamış, bizatihi kendisi de mağlubiyetler almıştır. Bu yenilgilere müttefiklerin mağlubiyetleri de ilave edilince koca dev­let için kaçınılmaz sona gelmiştir.

***

Çanakkale Geçildi mi

"Çanakkale geçilmez!" sözü her ne kadar savaşla özdeşleşmiş ve düş­man donanma ve askerinin büyük bir kısmı Çanakkale'yi geçememiştir. Ancak "Çanakkale geçilmez" sözüne bir istisna olarak bazı denizaltılar gösterilir ki mesela bunlardan AE2 isimli denizaltı Çanakkale Boğazı'nı geçerek Marmara'ya girmeyi başarmış ardından da İstanbul önlerine ka­dar gelmiştir.

Düşman Çanakkale'yi Nasıl Geçti

Tarih alanında sıra dışı yorumlarda bulunmak son zamanlarımızın tehlikeli bir modası hâline gelmiştir. Bu durumun en vahim misalleri Çanakkale üzerine yapılmaktadır. "Çanakkale geçilmez!" sözünü adeta çürütmek istercesine yapılan yorumlarda, Çanakkale'nin İstanbul'un 13 Kasım 1918 tarihinde işgali esnasında İtilaf Donanması tarafından geçildiği ifade edilmektedir. 1918'de gerçekleşen bu hadise doğrudur, ancak gözden kaçırılan en mühim husus savaş bittikten iki sene sonra düşman donanmasının Çanakkale'yi geçmiş olmasıdır.

Bu hadisenin Çanakkale Savaşlarının neticelerine hiçbir tesiri yoktur. Adeta bir fut­bol karşılaşmasında maç bittikten sonra kaleye giren toplar gol olmadığı gibi iki sene sonra yapılan geçişin de netice bakımından kıymeti yoktur. Mühim olan Çanakkale Savaşları esnasında düşmanın Boğaz'dan geçi-rilmemesidir. Rusya gibi bir tehdidi ortadan kaldırması, Çanakkale'nin en mühim neticesidir. Bu sebeple Çanakkale bir manada yeni Türk devletinin temelini teşkil eder.

 

 

Yalnızca Üç Yaralı mı Verdiniz

 

The New York Times gazetesinin 22 Aralık 1915 tarihli sayısında "Gelibolu'yu Terk Ederken Üç İngiliz Askeri Yaralandı" başlıklı bir ha­ber yayınlanır. Londra kaynaklı bir habere göre, Gelibolu'yu boşaltan İngilizlerin üç askeri yaralanmış, gereksiz kullanılmayan silah ve malze­meler yarımadada bırakılarak çekilme gerçekleşmiştir. Hatta haberde, Osmanlı askerî yetkililerinin bu küçük kaybı, "düşmanın çok büyük bir kaybı olarak rapor ettiğinden..." bahsedilmektedir.

İngilizlerin yüz binlerce askeri bölgeye yığıp da geri çekilme esna­sında sadece üç yaralı vermeleri (!) savaşların şiddetini bilenler için mantıkla izahı zor bir husustur. Ayrıca yapılan haberde geçen, "kulla­nılmayan ve işe yaramaz silahların bölgede bırakılması"nın Türk subay­lar tarafından abartıldığı hususunu, bizzat aynı gazetenin yaklaşık bir ay sonra yayınlayacağı haberi ise çok daha farklıdır.

İngiliz Savaş Bakanlığı Genel Sekreteri Harold J. Tennant, ocak ayının ortalarında yaptığı basın toplantısında, Gelibolu'yu tamamen tahliye ettiklerini bildirir. Tennant, yaklaşık 2,5 milyon dolarlık silah ve cephanenin bölgeden bırakıldığını, bunun başlıca sebebinin de as­kerleri sağ salim bölgeden çıkarmak olduğunu açıklar.

"İşe yaramaz" denilen silahların kıymeti (!) bir ay içinde milyonlar­ca dolara ulaşmıştır. Muhtemelen halka moral verme amacıyla yapılan ve mağlubiyeti örtbas etmek isteyen bu tür haberlerle Çanakkale'de ya­şanan, Avrupa kamuoyuna çok daha farklı lanse edilmiştir.

I. Dünya Savaşı Öncesinde Osmanlı Çok Küçük Bir devlet miydi?

Osmanlı Devleti I. Dünya savaşı öncesinde 4 Milyon km2 civarın­dadır. 1913 1922 yıllarını kapsayan dönemde bu topraklardan çekilişe şahit olunur. Şu anki Türkiye Cumhuriyeti'nin yüzölçümünün 783,562 km2 olduğu düşünülecek olursa kaybın boyutları çok daha iyi anlaşılır. Kaldı ki Sevr Antlaşması tatbik edilmiş olsa Türkiye'nin büyüklüğü ne­redeyse Orhan Gazi dönemindeki topraklar kadar kalacaktır.

***

Birinci Dünya Savaşı Altı İncinin Kaybı

Altı şehrin İslam kültür ve tarihinde apayrı ehemmiyeti vardır. Bu altı şehir Mekke, Medine, Kudüs, Bağdat, Şam ve İstanbul'dur.

Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı öncesinde bu altı kentin hadimi­dir. Ne yazık ki savaştan sonra elde sadece İstanbul kalacaktır.

Çanakkale Muharebeleri'nde hedef ise İstanbul olmuştur.

***

Çanakkale'de Donan Askerler

Çanakkale'nin pek gündeme gelmeyen bir hususu da dona­rak şehit olan askerlerdir. Umumiyetle donan asker denilince ilk olarak Sarıkamış Harekatı'nda Soğanlı ve Allahuekber Dağların­da verilen şehitler hatıra gelir. Ancak Çanakkale'de de benzer hadiseler yaşanmıştır. Bu durumu Schoen şöyle anlatır:

"...Bu arada Gelibolu'daki kış kendini göstermişti. Sert rüzgârlar uğultuyla vadilerden geçip gidiyordu. Gelibolu'nda şimdiye kadar hiç yağmadığı kadar yağan yağmur, yerini kar fırtınasına bıraktı. Türk birlikleri ağır ıstırap çekiyordu, çünkü onlar sıcak bir giysiye muhtaçtı. Bu arada istanbul'da cephe için harp tekâlifi usulüyle müsadere edilen sivil eşya ve ayakkabıdan neredeyse hiç faydalanılamadı. Rüzgâr, buz gibi ıslak elbise­lerden geçerek insanın iliklerine kadar işlerken dağlardaki bir nöbetçiye yazlık bir giysinin ve en güzel yazlık rugan iskarpin­lerin ne faydası olacaktı? Kürklü paltolar elzemdi ve bunlar da genellikle yoktu. Bu sebepten bazı nöbetçiler nöbet değişiminde donmuş hâlde bulundu. Fakat cephe pes etmiyordu."

***

Osmanlılar I. Dünya Savaşı'na Girdi mi

Başlığın çok garip bir sual olduğunun farkındayız. Lakin Osmanlılar devrinde girilen savaşın adı I. Dünya Savaşı değil, "Büyük Savaş" olup Osmanlıların bu savaşa verdikleri isim Harb-i Umumi, İstiklal Harbi vs. dir. I. Dünya Savaşı ismini ise Erich Friedrich Wilhelm Ludendorff, 1920 yılında koymuştur. Gariptir ki Ludendorff, bu savaşa birinci ismi­ni koyarak adeta II. Dünya Savaşı'nın müneccimbaşılığını yapmıştır. Ancak Ludendorff, II. Dünya Savaşı'nın çıktığını görmemiştir.

(Haber 7)

Etiketler : Çanakkale - savaşı - ile - ilgili - yanlış - bilgiler -
YORUMLAR
  • Çanakkale Geçilmez   29-03-2010 22:48

    İtilaf Devletleri, Çanakkale'ye önce 70.000 kişi göndermişlerdi. Sonradan bu kuvvet 500.000'e çıkarıldı. Bunun 400.000'i İngiliz, 79.000'i Fransız ordusundandı. İngilizlerin kaybı 115.000'i ölü, yaralı, esir ve memleketine gönderilen 90.000'i hasta olmak üzere 205.000 idi. Fransızların kaybı 47.000 idi. Türklerde ise ölü, yaralı ve hasta sayısı 252.300'ü buldu. ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ İLE UĞRAŞMAYIN Şehitlik ifadesi ve şehitlik mefhumu İslâmî bir değerdir. Hizmet karşılığında insanlara verilen bir payedir. İslâmda hizmet ise niyete bağlıdır. Niyet halis ve lekesiz olmazsa hizmetin bir değeri olmaz. İşte Çanakkale Savaşlarına gelebilmek için gece 02.00'de Askerlik Şubesinin önünde sıra beklerken heyecandan ölenler Çanakkale Şehidi'dir. İşte, o savaştan sonra her türlü zayiat ilk kaynaklarda şehit olarak değerlendirilmiş ve toplam kaybın 250.000'in üzerinde olması sebebiyle 250.000 şehit sayısı ile ifade edilmiştir ki yerinde ve güzel bir tarihe mal olmuştur. Gerçekten de mezkûr sayının üzerinde kaybımızın olduğu, görüldüğü üzere bütün kaynaklar ittifak halindediR.... Allah yolunda ölen veya öldürülen kimseler şehittir. Kelimenin çoğulu Şühedâ, Türkçede yardımcı fiilde "şehid" olmak veya "şehid düşmek" şeklinde söylenir. Şehid veya şehâdet kelimeleri hukukî anlamda şehid veya şahidlik anlamında kullanılır. Bu itibarla "Allah yolunda: Yani Allah ve milleti için hiç karşılıksız maddî ve manevî çalışmaları sırasında ölerek veya öldürülerek "çok yüksek manevî mertebelere ve ilâhî lütûflara nail olan bahtiyarlara" Şehid denilmesi onların gasil ve nakillerinde meleklerin hazır bulunup, onları görmesinden dolayı veya bizzat şehidlerin Allah katında diri olarak birçok ilâhî nimetleri görebilmeleridir. İşte bu bahtiyar insanlara şehid denmesi bu sebeptendir. Yani her şeye ayan ve beyan şahittirler, görürler. "Siz şehidlere ölü demeyiniz. Onlar diridir. Ama siz bilip anlayamazsınız." Türk Milleti 1000 yıldır: içten ve dıştan gelen son derece ağır tehdit ve terör olaylarına karşı samimiyetle hürriyet-barış ve Tevhid inancı için seve seve kanını sebil etmiş ve sayısız şehid vermiştir. Yani Tevhid-Hürriyet ve İstiklâl uğruna en çok şehid veren Millet: TÜRK Ulusu olmuştur. Onun için İstiklâl marşı şairimizin Türk vatanı için; "Toprağı sıksan şühedâ fışkıracak" şehidlerimiz için de "Bastığın yerleri toprak diyerek basma, Tanı. Düşün altında binlerce Çanakkale'de yüzbinlerce / kefensiz yatanı" ifadeleri, bu tarihî gerçeğin mübalağasız bir tespitinden ibarettir

  • liberty   24-03-2010 02:00

    arslan 2. yorumun 1.yorumuna göre daha mantıklı ve güzel olmuş yalnız şunu söylemek isterim (a.s) ın ismi için duyduğun saygı ve sevgi beni çok sevindirdi..fakat senin de çevrende mutlaka vardır muhammed(a.s) ismi...bizde verilmez deyip te önüne arkasına bi isim konur deyipte kendini de kandırma..biz o mübarek isme saygı gösterelim.o ismi taşıyacak kişileri dinimiz hakkında yeterli bilgilere sahip bireyler yapalım gerisi önemli değil...bir de liberty ismi sadece bir rumuzdur başka hiçbir değeri yoktur..kalıplaşmış değerler konusunda kendimizi sıkmayalım..etnik milliyetçilik değilde yapıcı yorumlarla daha uygar bireyler olabiliriz..unutmaki dinimizde milliyetçilik kavramı hoş karşılanmaz..YARADILANI SEV Kİ,YARADAN DAN ÖTÜRÜ..benden de saygılar...

  • Arslan ACAR   22-03-2010 17:05

    Dinî kaynaklı adlar, aynı zamanda sevilen, sayılan din büyüklerinin adları olması dolayısıyla korunması gereken adlar kabul edilir. Çeşitli dinî kaygılar, bazen bu adların ya tamamen ya da kısmen değiştirilmesine sebep olmaktadır. Çünkü toplum tarafından, adı taşıyanın o adın gerçek sahibine lâyık bir kişi olması beklenir. Aksi takdirde o büyüklerin ruhu rahatsız edilmiş ve o büyüğe saygısızlıkta bulunulmuş kabul edilir. Bu sebeple bazı yörelerde çocuklara bir din büyüğünün adı verilirken sıradan da olsa ikinci bir ad konulmuştur. Çocuk taşıdığı ada uygun davranmazsa birinci adı kullanmaktan sakınılır. Böylece adı verilen korunmuş olmaktadır.

  • Arslan ACAR   22-03-2010 16:41

    liberty isminin yerine kullanabileceğin TÜRKÇE isimler var kardeşim... Mesela biz bu liberty kelimesini değilde İSTİKLAL kelimesini kullanmışız... Neden ingilizceye özenirsin??? Benim yazdıklarım yorum değil bilgi idi... Biraz kitap okuma zahmetine kalkışırsan bazı şeyleride görmen mümkün olur... Tabi tek taraflı yayınları okumamak şartı ile... Önce ümmetçi akımdan önceki Türk kültürünü ve Türk yaşam şeklini bir gözden geçir... Daha sonra bu akımlardan önce kullanılan Türk isimlerine bir bak... Sonra köyünde 70-80 yıl önce kaç tane MUHAMMET ismi kullanılmış bir bak... Sonra benim yazdıklarımı duygusallık olarakmı yorumlarsın yoksa ideoloji olarakmı yorumlarsın bilemem... Ama saygısızlık kelimesini kullanmaya kalkmadan önce yazdıklarını tekrar oku ve kimin saygılı , kimin saygısız olduğunu tekrar düşün... ALLAH'a Emanet Ol...

  • liberty   21-03-2010 02:46

    syn ..arslan acar efendi....yorumların alenen duygusallıktan ibarettir..bundan dolayı kendinle hesaplaşmalısın..gerçekleri öğrenmek yerine öğretmek içgüsüne sahip olmuşsun..diyorsun ki..Türkler MUHAMMET ismini Peygamber Efendimiz (S.A.V.) ‘e saygılarından dolayı direk olarak çocuklarına vermezler, onun yerine MEHMET ismini kullanırlar… peki milyonlarca muhammed(s.a.v.)isimli t.c vatandaşı için nasıl bir cürettirki onların adına konuşursun..o mübarek ismi taşıyan o kadar insan bu senin söylediklerine inanıyo mu zannediyosun..onlara hakaret değil mi senin yorumun..yani biraz zırvalamışsın arkadaşşş.

  • devlet   20-03-2010 23:46

    ayıpdır günahdır

  • Arslan ACAR   20-03-2010 04:20

    Çanakkale Türk Kurtuluş Savaşının Temeli, Türk'ün Uyanışıdır. Haber7 ‘nin deniz feneri paralarıyla çıkardığı anlamlı bir yayın daha sanırım.. 1- Çanakkale zaferi ile milli mücadelenin temeli atılmıştır. Kurtuluş savaşını yöneten komutanlar Çanakkale gazisi komutanlarımızdır. Ordu Kendine güven kazanmış ve kazanmayı hatırlamıştır. 2- Liman van Sanders denilen alman haini, kendisi gelmeden önce TÜRK komutanlar tarafından hazırlanan savunma planını değiştirerek 1 günde düşman karaya çıkamadan kazanılacak savaşın uzamasını sağlamıştır. Bu sayede alman batı cephesine ingiliz desteği gitmesini geciktirmiş ve alman imparatorluğunun yararı için binlerce TÜRK kanının akmasına neden olmuştur. (TÜRK’ün TÜRK’ten Başka Dostu Yoktur 3- Çanakkale’ye gönderilen arap askerlerinin savaş sırasında ahlak, disiplin, itaat ve cesaret konusundaki eksiklikleri ve sıkıntı halinde kaçmaları bilinen bir gerçektir. Hatta çoğu Türk askeri hayatında ilk kez bir arabı Çanakkale’de görmüş ; gösterişli ibadetleri, tavırları ve MUHAMMET ismini rahatça kullanmaları yadırganmıştır. Türkler MUHAMMET ismini Peygamber Efendimiz (S.A.V.) ‘e saygılarından dolayı direk olarak çocuklarına vermezler, onun yerine MEHMET ismini kullanırlar… 4- OSMANLI’nın doğru düzgün savaş gemisini bırakın doğru dürüst topu tüfeği bile yokken Çanakkale’den Marmara’ya geçen deniz altıları için OSMANLI’yı ve Çanakkale destanını küçük düşürme isteği nedendir? Bunun adı tamamen HAİNLİK tir. 5- Mekke, Medine, Kudüs, Bağdat ve Şam’ın kaybedilmesi hususunda arap hainliğini gözden kaçırmak yada gizlemek ve bunu Osmanlıya ihale etmek Türkiyedeki ümmetçi tayfanın her zamanki yalanları ve oyunlarıdır.

  • Veysel BAYRAM   20-03-2010 00:19

    Çanakkale Zaferini (Kurtuluş Savaşını) Kazanan (Şehitlerimizin şefaatinden mahrum eyleme - Çanakkale ruhuna sahip ordular nasip eyle Allahım (C.C), -âmin-) ve bugün vatanımızı savunan ŞANLI TÜRK ORDUSU ile, Türk çocuklarını-Türk müslümanlarını toplu katletmeyi planlayarak ŞANLI TÜRK ORDUSU lekeleyen Cuntacı+Ergenekoncu üniformalılar arısındaki fark. Biliyor ve inanıyoruz ki, Vatansız Ordu, Ordusuz Vatan olmaz. . Öcelikle imanlı ihlâslı halkla beraber halk gibi yaşayan vatansever tüm ordu mensuplarımızı tenzih ederim. Sözüm MİLLETE KATLİAM PLANLAYAN – DEMOKRASİMİZİ KESİNTİYE UĞRUTAN/UĞRATMAYI PLANLAYAN - ORDUMUZ’U lekeleyen Cuntacı+Ergenekoncu üniformalı kesimedir. Atatürk’ün önderliğinde başlatılan kurtuluş savaşının her cephesinde ve özellikle Çanakkale’de, inançlı Ailesinden köy medresesindeki gönüllü hoca efendilerden dini eğitimini alan, İnançlı İmanlı ihlâslı 15 -20 yaşındaki TÜRK GENCİ MEHMETLER. Kurtuluş savaşının her cephesinde ve özellikle Çanakkale cephesine başına kına yakarak bayram yerine gider gibi gitmişler. Cephede Elbisesinin parçalı ve inceliğinden dolayı(Zayıf) soğuğun etkisi, ayağındaki çarığın yırtığından batan dikenlerin rahatsızlığı ve Sabah yediği üzüm hoşafının zayıflığı ile cephede, elinde K.kale tüfek ucunda süngü, tırmık ve küreklerle bir öndeki siperde bulunan tüm askerlerin topluca şehit olduklarını göre, göre - üç dakika sonra şahadetlik mertebesinin kendisinde olduğunu bile, bile boşalan sipere koşan şanlı Asker. Atatürk’ün ölümünden sonra iktidar olan, Milli Şef ve etrafındaki mutlu azınlığın meydana getirdiği Tek Parti rejiminin, Askeri lise seviyesinden itibaren başlattığı Din dersi yasağı nedeni ile, dini eğitimden yoksun yetiştirilen, Ayrı ve imtiyazlı okulları, - Mahkemeleri (Savcıları, Hâkimleri) – Hastaneleri (Doktorları, yardımcı sağlık personeli) – lüks sosyal tesisleri – lüks villa ve lojmanları (sınırda ve riskli bölgelerde lojman olmalı) – kurum, aile, çocuk, alışveriş, tatil servisleri - milletten aldığı para ile milletten ayrı mekanlarda ve milleten ayrı yaşam tarzı ile lüks bir hayat yaşayan. Harcadığı parayı nereye harcadığının hesabını vermeyen, Devlet içinde devlet olmuş bir yaşam tarzına sahip ve bu yaşam tarzını kayıp etmemek için dolaylı veya dolaysız darbe, darbe planı, ara rejim ile demokrasimizi kesintiye uğratan, bu uğurda Cuntacı + Ergenekoncu gruba destek olan Generaller, subaylar, astsubaylar, erbaş, erler, sivil memurlar. (Sınırda, riskli bölgede, kışlada vatan savunması ile meşgul olan ŞANLI TÜRK ASKERİ tüm bunları hak etmektedir) Kendisini ŞANLI TÜRK ORDUSU mensubu olarak kabul eden her kes. İlk olarak ŞANLI TÜRK ORDUSUNUN içindeki cuntacıları + Ergenekoncuları hukuki yollardan temizlemeli. İkinci olarak öğretmenini okulunu – Mahkemesini, savcısını, hâkimini – Hastanesini, doktorunu, yardımcı sağlık personelini ve diğer imtiyazlarını, her kurum asli görevlerini icra etmek teminatlı olarak personelleri ilgili bakanlıklara devir edilerek, demokrasinin ve eşitlik ilkesinin gerçekleşmesi sağlanmalı. Üçüncü olarak Milletten ayrı mekânlarda ve ayrı şatlarda yaşayan bu kesim Millet ile birlikte millet gibi yaşamalı ki iç güvenliğin - varlığın yokluğun – çocuğun, milletin kıymetini bilen kamu görevlisi olduğunun bilincine kavuşturulmalı. Bunun yolu da yeni ve demokratik bir yargı reformu ve Anayasa değişiminden geçmektedir. Ama maalesef TBMM’de siyaset yapan CHP ve MHP ninde AK parti başarılı olursa bizim oy potansiyelimiz düşer, biz yoksak demokraside yok anlayışı ile (bu muhalefet anlaşılışı Türkiye’mizin genel temayülüdür ve artık değişmelidir), TBMM yasama faaliyetlerini tıkamalarından dolayı veya dolaylı veya dolaysız cuntacılara + Ergenekonculara destek olmalarından dolayı, her zaman cuntacı + Ergenekoncu Generallerin, Subayların, Astsubayların, Erbaşların, Erlerin ve Sivil memurların korkusu ile yaşamak zorundayız. İşte size iki farklı SİYASETCİ ve ORDU MENSUBU PORTRESİ, Allah (c. c) AK Parti iktidarının kıymetini bilen millet ve AK partinin karşısına, demokrasinin kıymetini bilen muhalefet partileri nasip etsin. Sayın Özdemir, yine olduğun kadar kal sataşmalarına rağmen, Vatan Millet bütünlüğü olmadan Yerel imkânların olmayacağının bilinci ile Yolun ve Bahtın açık hizmetin daim olsun (Âmin)

  • liberty   19-03-2010 01:16

    sayın editör;bu sizin haberinizin bir alıntı olduğu başlı başına bellidir.yanlız kurukafalı saf insanlar hep olan gerçekleri değil olmasını istedikleri şeylerin yaşanması üzerine bir hayat yaşarlar.en basit örnek c. arkın ın bir okla 7,8 kişiyi öldürmesi gibi..sen görevini yapıyorsun.eminim seni eleştiren bu insanlar yazıyı sonuna kadar okumamışlardır. seni artniyetli biri olarak kabul ettikleri için senin düşüncenmiş gibi yorumlarlar..AKTARDIKLARINA gelince şöyle bi sonuç çıkıyor..herşey sanıldığı gibi toz pembe ve harikulade değil..yaptıklarımızın çoğunun olağanüstü bir övgüyü hakkettiğini göremiyoruz.yanlız biz osmanlı dan bahsederken ne gerçekçiyiz kandimizi sınayalım..osmanlı devleti ile şuan ki cumhuriyet devletinin hangi benzer yanlarını birbirine eşit görebiliriz..islama yakın osmanlı padişahları ile yeniçerilerin yaşadığı sıkıntıyı şuanda islama yakın politika uygulayan mevcut hükümet ile ordunun birbirleri ile yaşadığı sıkıntı hangi gerçekleri görmemiz gerektiğini çok çok düşünmemiz gerekir..ALLAH ALLAH diyerek muharebe ye giden bir ırkın torunu şimdi orduda ALLAHımıza hamdolsun milletimiz varolsun diyemiyor..eğri oturup doğru konuşmayalım.DOĞRU OTURUP DOĞRU KONUŞALIM....

  • Durmuş KARATAŞ   19-03-2010 00:27

    Yüce ALLAH şehitlerimize ve ebedi aleme intikal eden Gazilerimize rahmet eylesin... Bu Vatan Kimin? Bu vatan toprağın kara bağrında Sıra dağlar gibi duranlarındır. Bir tarih boyunca onun uğrunda Kendini tarihe verenlerindir... Tutuşup kül olan ocaklarından, Şahlanıp, köpüren ırmaklarından, Hudutlarda gaza bayraklarından, Alnına ışıklar vuranlarındır... Ardına bakmadan yollara düşen, Şimşek gibi çakan sel gibi coşan, Huduttan hududa yol bulup koşan, Cepheden cepheyi soranlarındır... İleri atılıp sellercesine, Göğsünden vurulup tam ercesine, Bir gül bahçesine girercesine, Şu kara toprağa girenlerindir... Tarihin dilinden düşmez bu destan, Nehirler gazidir dağlar kahraman, Her taşı yâkut olan bu vatan, Can verme sırrına erenlerindir... Gökyay ’ım ne yazsan ziyade değil, Bu sevgi bir kuru ifade değil, Sencileyin hasmı rüyada değil, Topun namlusundan görenlerindir... Orhan Şaik Gökyay

  • kolonbo31   18-03-2010 20:33

    kimlerin eline kalem alıp yanlış yazıyorsa yazıklar olsun ona.

  • Mustafa Kemalin askerleri   18-03-2010 19:26

    onlar Mustafa Kemal in askerleri idi.Bizlerde Mustafa Kemal in askerleriyiz.Bu ebediyete kadarda devam edecek.Şehitlerimizin ve büyük kumandanın ruhları şad olsun.

  • EBRU   18-03-2010 19:24

    Şehitlerimiz can verdiler kandöktüler karılarını,çocuklarını,analarını bırakıp gittiler kazanacağız diye inandılar .Atatürk bize bu toprakları bu vatanı bizim için kazandı. Atatürk bizim okumamızı,başarmamızı isterdi. ŞEHİTLERİMİZE ALLAHTAN RAHMET DİLERİM DUALARIM ŞEHİTLERE

  • ankaragüclü   18-03-2010 18:17

    editör senin işin yokmu. canım be.

  • Has Ankaralı   18-03-2010 14:51

    Tüm şehitlerimize Allahtan rahmet dilerim. Çanakkalede, Geliboluda şehit olan atalarımızın mümkün olduğunca tek tek nerede, kaç senesinde şehit olduğu verdiğim şu internet adresinde mevcuttur: www.geltag.com/turkish/sv_hk_sehitler.asp

  • ahmet gül   18-03-2010 12:18

    neyin peşindesin

  • rıza özçelik   18-03-2010 11:46

    Alllah, Vatan, Bayrak uğrunda ölen tüm ŞEHİTLERİMİZİ ve Ebedi Aleme Giden GAZİLERİMİZİ de Rahmetle Anıyoruz. Ruhları ŞAD, Kabirleri PÜRNUR, Makamları CENNET olsun.

  • sinan can   18-03-2010 11:43

    yine birilerinin uşaklığını yapıyosunuz siz değişmessiniz

Diğer Haberler
MAKALELER YAZARLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

ANKET

YENİ HUKÜMETİ HANGİ PARTİLER KURMALI

Tüm Anketleri Görmek ve Oy Kullanmak İçin Tıklayın